1 Mayıs sınıfı birleşmeye  ve barış mücadelesine çağırıyor

1 Mayıs sınıfı birleşmeye ve barış mücadelesine çağırıyor

İhsan Çaralan yazdı: 'Barış' ve 'işçi sınıfının enternasyonal birliği' talepleri ülkemiz işçi sınıfı için önemli ve sıcak talep olarak öne çıkmıştır.

İhsan ÇARALAN

1 Mayıs İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü!
Sadece adına baktığımızda bile 1 Mayıs’ın bizleri nasıl bir mücadeleye çağırdığını söylemek mümkün. Ama dünyanın ve ülkenin içinden geçtiği koşullar, bu çağrının hangi bileşenlerinin öne çıkması gerektiğini söyler bize. 
Türkiye’nin bir yandan içeride Kürt sorununun çözümünde, Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin Kürt halkının taleplerini savunmak yerine biat etmeyi dayatan savaş ve şiddet politikası öte yandan Suriye ve Irak’taki savaşlara müdahalesi ve bölgedeki politikalarının da kışkırttığı sığınmacı dalgası bu 1 Mayıs’ta (son yıllarda ve giderek artan biçimde) iki sorunu, ayrıca dikkate almamızı gerektirecek biçimde öne çıkarmaktadır.
Belki Kanada’da da ya da İsveç’te işçiler için 2016 1 Mayıs’ında sıcak bir talep olarak çok öne çıkmayan “barış” ve “işçi sınıfının enternasyonal birliği” talepleri ülkemiz işçi sınıfı için önemli ve sıcak talep olarak öne çıkmış bulunmaktadır.

BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ BİR 1 MAYIS! 
Ülkeler arasındaki, “yurt savunması” dışındaki bütün savaşlar farklı ülkelerden işçilerin birbirini boğazlaması olarak cereyan etmiştir. Bu yüzden işçi sınıfı, savaşa ve burjuva hükümetlerin savaş politikalarına karşı mücadele etmiş, barıştan yana tutum almıştır. Emperyalizm çağında ise “barış mücadelesi” işçi sınıfının emperyalizme ve kapitalist sömürüye karşı mücadelesinin önemli bir dayanağı olagelmiştir.
Ve bu mücadelelerde işçiler kendi burjuvalarının istediği gibi diğer ülkelerin işçilerine karşı cephelerde telef olmak yerine kendi burjuvalarına karşı savaşan bir çizgi izlemiştir.
1 Mayıslar, işçi sınıfının barış mücadelesinin, her ulustan, her dinden, her ülkeden işçilerin kardeşliğine dair talepleri göndere çekmiştir. 
1 Mayıslarda işçiler, barış içinde bir insanlık dünyası taleplerini ülkeden ülkeye, dönemden döneme dozu farklı olsa da her zaman önemle savunmuştur.
Burada belirtmek gerekir ki, işçi sınıfının sözünü ettiği barış; “Aman ortalık sütliman olsun, kavga, mücadele olmasın, burjuvazi işçi sınıfını huzur ve sükun içinde sömürsün, ülkeyi tepe tepe yönetsin!” diyen pasifist, sınıf işbirlikçiliği karakterinde bir “sınıf barışı” anlayışı değildir. Tersine burada sözü edilen bir yanı sömürüye karşı öteki yanı da sermayenin diğer ülkeleri yağmalama iştahına karşı mücadeleyi içeren bir “barış mücadelesi”dir.  
Dahası son yıllarda, Türkiye’de barış mücadelesi, genel olarak işçi sınıfının barış mücadelesinin ötesinde özel bir önem kazanmıştır.
Bu mücadele; 
1) Kürt sorununu “şiddetle”, “askeri yöntemlerle” çözme girişimleri karşısında Türk ve Kürt halklarının eşitlik temelinde gönüllü birliği savunan bir barışçıl çözüm mücadelesi olarak,
2) Türkiye’nin bölge politikaları üstünden Suriye ve Irak’taki savaşlara müdahalesi üstünden emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin savaş politikalarına, en başta da kendi hükümetlerinin savaş politikalarına karşı mücadelesi olarak biçimlenmek durumundadır.
Bu nedenledir ki 1 Mayıs, işçi sınıfının barış mücadelesinin taleplerini dile getirdiği; 
- “İçeride ve dışarıda savaşa hayır”
- “Emperyalistlerin bölgeye müdahalesine, bölgedeki gerici hükümetlerin ve onlarla içli dışlı olan şeriatçı cihadist grupların mezhepçi politikalarına hayır” diyen; Türk, Kürt, Arap, her milliyetten işçileri barış mücadelesi etrafında birleştiren faaliyetlerin öne çıktığı, barış talebinin yükseltildiği bir 1 Mayıs olarak kutlandığı ölçüde amacına hizmet edecektir. 

1 MAYIS, İŞÇİLERİ ENTERNASYONAL BİRLİĞE ÇAĞIRIYOR!
1 Mayıs işçi sınıfının enternasyonal birliğinin simgeleştiği gündür.
Burada kast edilen birlik, bir yandan her ülkede dil, din, mezhep, milliyet, siyasi görüş farkı gözetmeksizin işçilerin birliğini öte yandan dünyada her ülkeden tüm işçilerin tek bir sınıf olarak birliğine işaret eder.
Ancak barış sorununda işçi sınıfının talebi, “pasif bir barış” değil, emperyalistlerin ve gerici sermaye iktidarlarının savaş politikalarına karşı mücadele ise, “birlik” sorunu da “Kim olursan ol gel!” diyen mistik bir birlik değildir. Tersine dil, din, milliyet ayrımlarının yerine sınıfın ortak taleplerini koyarak, bu talepler etrafında mücadele içinde sınıfın bütün tabakalarının tek bir sınıf olarak birleştirilmesini amaçlayan bir mücadeledir.
Bu da ülkeden ülkeye, dönemden döneme değişik biçimler altında ortaya çıkar. 
Nitekim son çeyrek yüzyılda Türkiye işçi sınıfının birlik sorunu,  Türk ve Kürt milliyetinden işçilerin birliği sorunu olarak gündeme gelirken, son yıllarda birlik sorunu daha da karmaşıklaşarak, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan yüz binlerce Suriyeli Arap işçinin Türk ve Kürt milliyetinden işçilerle birliği olarak biçimlenmektedir.

SIĞINMACI İŞÇİLERLE TÜRK VE KÜRT İŞÇİLERİN BİRLİĞİ
Özellikle Suriye’den gelen Arap işçilerin sermaye sahipleri tarafından vahşice sömürülmesinin yanı sıra çaresizliklerinin istismar edilerek Türk ve Kürt milliyetinden işçilerin rakibi olarak kullanılmak istenmeleri de dikkate alındığında 2016 1 Mayısı’nın, sığınmacı işçilerin;
- TC vatandaşı işçilerle aynı koşullarda (aynı iş yasası hükümlerine göre) çalıştıkları, eşit işe eşit ücret aldıkları,
- Sosyal güvenlik hakkından, sendikalaşma, grev gibi haklarından yararlanabildikleri koşullarda bir çalışma hakkı için mücadelenin yaygınlaştırılıp yükseltildiği bir 1 Mayıs olması perspektifiyle ele alınması çok önem kazanmıştır.
Bunda da sorumluluk en başta ileri işçilere, sınıftan yana sendikacılara, elbette sınıf partisine düşer.
Çünkü ancak, diğer acil taleplerin yanı sıra, sığınmacı işçilerin bu en yakıcı taleplerinin yükseltildiği bir 1 Mayıs, adına layık kutlanan bir 1 Mayıs olacaktır!
YAŞASIN 1 MAYIS!
YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ ENTERNASYONAL BİRLİĞİ!
YAŞASIN SAVAŞA VE SAVAŞ POLİTİKALARINA KARŞI BARIŞ MÜCADELESİ!

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Nisan 2016 12:05
www.evrensel.net