Sendika yönetimlerine mücadeleci işçiler gelmeli

Sendika yönetimlerine mücadeleci işçiler gelmeli

Oyak Renault fabrikasında çalışan bir işçi, 'haklarımızı savunmak için 1 Mayıs işçi bayramında yerimizi almalıyız' diye yazdı.

Oyak Renault işçisi
Bursa

Merhabalar, düşünce ve sözlerimi yazıya dökmeden önce şunu bilmenizi isterim ki “Türk Metal gidecek dertler bitecek” sözüne ne kadar inanmışız. Şu aşamaya gelene kadar, fabrikadaki arkadaşlarımız bu söz ve düşünce uğruna, Türk Metal gitsin diye bu mücadeleyi en iyi noktalara çıkarmak için her şeyi göze almıştı. Neden mi? Baskılara karşı koymak, işçi olarak ben varım diyebilmek içindi. Hiçbir sözleşme bana sormadan imzalanmasın diyebilmek içindi. Tepki gösterdiğimizde işimizden olmayalım diyebilmek içindi. Çalışma şartlarımız iyileşsin, daha iyi şartlarda çalışalım diyebilmek içindi.
Biraz da Türk Metal’den istifa ederek üyesi olduğumuz Birleşik Metal-İş gerçeklerinden bahsetmek gerek. “Birleşik Metal-İş gelecek dertler bitecek” sözüne de inanmıştık. Tabi ki artık sözleşme haberimiz olmadan imzalanmayacaktı. Yavaş yavaş işverene istediklerimizi yaptırmaya başlamıştık, çalışma şartlarımız iyileşecekti artık... Bu istediklerimizin oluşabilmesi için Birleşik Metal-İş Sendikasıyla daha hızlı ve çabuk sonuç alacağımızı umuyorduk. Bu inançla yolumuzda hiçbir engel bizi durduramaz diyerek sendikanın ve sendikanın atama sözcülerinin dediklerine canı gönülden inanmaya başladık. 
Birleşik Metal-İş’e üye olduk ve kendi adımıza, artık her şey daha kolay çözülecekti. Mücadeleci bir sendika var artık arkamızda diyerek, daha da cesaretlendik, cesaretlendirmişlerdi bizi. Sonra kendimize olan inancımız yerine, birden sendikaya güven duymayı öğrendik. Çünkü böylesi daha kolaydı. Bizi savunacak en iyi temsil edecek sendika ve onun genel merkezindeki, Genel Başkan Adnan Serdaroğlu, Genel Sekreter Özkan Atar ve yönetimi vardı. Sonra başkan Cenevre ve İstanbul’da bizim adımıza 50 saat görüşmelerden sosyal diyalog temsilciği adı altında karşımıza geldi ve bu seçim olacak dedi. Bu söz bizde öyle bir beklenti yaratmıştı ki artık Türk Metal’den kurtulmamızın yolu açılmıştı. 
Sonra Birleşik Metal-İş seçim zamanı takvimi belirlendi. Adaylık süreçleri ve takvim ile ilgili hiçbir liste açıklanmadı. Oysa ki Özkan Atar seçim olacak, olmazsa o fabrika durur arkadaşlar diye naralar atıyordu. Biz de özgür olacağımız için Türk Metal’den, işveren ve baskılarından kurtulacağımız için Birleşik Metal-İş’in Genel Sekreterine inandık. Hem de sonuna kadar inandık.
Seçim zamanı gelmişti ve o pazar günü normalleşme kararı almıştık ki 10 işçi atıldı, seçim günü olan pazartesi tatil oldu. İşveren içerde departmanların kapılarını bir kapı hariç kaynatarak vidalayarak kapattı, fabrikanın boş ve açık alanlarını demir bariyerlerle kısım kısım ördü. Bizi psikolojik olarak etkisiz hale getirip ve sonrasında işten atıp geride kalanları ses çıkaramasın diye kontrol altına aldı.
Sendikamız ne yaptı? Salı günü, işveren pazartesinden yapmış olduğu tüm hazırlığı bitirmiş, gelin dedi. İşçileri amirler arıyor. Dışarıda işçilere polis saldırıyor, gaz atıyor, gözaltına alıyor; Adnan Serdaroğlu ise ancak akşama doğru gazı ve copu yedikten sonra 3-4 gibi geliyor ve işverene atılan işçiler alınana kadar bu fabrikanın bacası tütmez diyor. Biz de alkışlıyoruz tabi. Sonra diğer ekiplerden arkadaşlar direnişe geçiyor ve tabi 3 ekip de üretim yapmıyor. İş sonunda savunma alarak insanları idari izne çıkardılar. “Haber verene kadar bekleyin” dedikten sonra iş hakkının fesih edildiğini ilettiler. Ne için sendikaya inandık, güvendik. Bizi yanlış yollara götürdüler sonra eylem planlarımız var dediler. 
Sonra ne Özkan Atar ne de Adnan Serdaroğlu ne görüldü ne duyuldu. Ne işe bulaştık dedik, kendi kendimize. İstanbul dendi, konsolosluk dendi, Ankara dendi, TBMM dendi... 15 gün geçti hiç bir şey yapılmadı. Sonra bir grup arkadaş fabrikanın önünde direnişe geçti. Haklarını almak, işe geri dönmek için... Birleşik Metal-İş Şube Başkanı yanlış yapıyorsunuz diyerek uyarıda bulundu. Ama kendileri hiç bir şey yapmama kararı almıştı. Atılan işçiler atıldığıyla kaldı, işinden oldu. Birleşik Metal-İş genel merkez ve şube koltukları sıcacıktı. 15 gün her şeye rağmen direnmek isteyen arkadaşlara işveren, polis, Türk Metal ve hatta BM müdahalede bulundu. “Bizden değiller” diyerek direnenleri dışladı.
Sözlerimin son paragrafını yazarken şunu söylemek istiyorum, kendime o kadar inandım ki; 
bizim kadar BM’nin başındakiler de koltuk sevdasını bir kenara bıraksaydı bugün başka bir kavga ve mücadele içinde olacaktık. Genel merkez ve şubedekiler böyle oldukça bizleri kaybedeceksiniz ve yok olacağız. Sendika yönetimine mücadele eden onurlu işçiler gelmelidir. Bizler hakkımız olan ücret zammını alamadığımız gibi bir de işten çıkarıldık. Bütün olumsuzluklara rağmen haklarımızı savunmak için 1 Mayıs işçi bayramında yerimizi almalıyız. 

*** 

1 Mayıs’ta gücümüzü gösterelim 

Cam işçisi
Mersin

1 Mayıs’ı her zaman olduğu gibi alanlarda şölen gibi geçirmeyi düşünüyorum diyemiyorum. Çünki işten atılan arkadaşlar var. Arkadaşlarımızın ve bizlerin evine de ateş düştü. İçimiz acıdı bu yüzden. Buruk bir 1 Mayıs geçireceğiz desek yeridir. Ses getirecek, işçi çıkışlarına son verecek bir tablo çizilmesi için mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Her zaman emeğe gereken değerin verilmesini, meydanlarda her şeye inat mücadelenin verilmesini istiyorum. Emeğe uzanan eller kırılsın!
Tabi ki işçinin ekonomik sigortası olan kıdem tazminatları kesinlikle fona devredilmemeli ve işçinin lehine daha da kolay hak edilecek durumda olmalıdır. Ben bütün sendikalara ve başta da kendi sendikama işten çıkarmaların önü kesilmeli diye bas bas bağırıyorum. Lakin işçiler sindirilmiş ve işten atma tehdidiyle korkutulmuş durumdalar. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dediğimiz sürece daha çok zarar görürüz. Sendikalar işçilerin elinden alınmış, işçi sendikasına bile giremez olmuş. 1 Mayısta hem patronlara hem de biz işçilere rağmen sendikaları babalarının çiftliği gibi yönetenlere karşı gücümüzü gösterelim ve bütün işçiler el ele verelim diyorum. 

 

www.evrensel.net