17 Nisan 2016 07:55
Son Düzenlenme Tarihi: 17 Nisan 2016 08:04

Kayısımız yerlerde çürümesin

Kayısının üretildiği Malatya'dan Tüm Köy-Sen Yöneticisi Gürel ve işçiler, yaklaşan 1 Mayıs öncesi sorunları ve talepleri yazdı, alanlara çağırdı.

Kayısımız yerlerde çürümesin

Paylaş

Ali GÜREL
Tüm Köy-Sen Genel Merkez Yöneticisi / Malatya

Malatya olarak geniş tarım arazilerine sahip bir iliz. İlimizde bir dönem şeker pancarı, tütün ve kayısı ağırlıklı tarım üretimi yapılmaktaydı. Çeşitli kotalarla uygulanan yanlış tarım politikalarıyla şeker pancarı ve tütün ekimleri bitirilirken onların fabrikaları da kapatılarak çeşitli rant çevrelerine satıldı. Şimdi Sümerbank Dokuma Fabrikasının ve TEKEL Sigara Fabrikasının yerine AVM’ler yapıldı. Binlerce şeker pancarı ve tütün üreticisi işsiz bırakıldı. Elimizde tek geçim kaynağımız olan kayısı kaldı. 
İlimizde ortalama 70 bin aile geçimini kayısıdan sağladığı gibi ülke ekonomisine de büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizdeki kayısı üretiminin tamamına yakınını, dünyadaki kayısı ihtiyacının ise yüzde 90’ını Malatya karşılamaktadır. İlimize resmi verilere göre her yıl ortalama 350-500 milyon dolar gelir getirmektedir. Böylesi getirisi olan bu besin biz Malatyalıların da bildiği gibi sahipsiz şekilde yerlerde sürünüyor. Kayısı üreticileri tamamen bir kaç tüccarın ağzına bakıyor.
Malatya, coğrafi konumu bakımından kayısı üretimi için verimli topraklardan oluşmakla beraber doğal afetler bakımından da yüksek risk taşıyan bir bölgedir. Her yıl Malatya genelinde bölgesel olarak doğal afetler yaşanma olasılığı yüksek olduğundan tam verimli bir hasat yapılamamaktadır. Doğal afete denk gelen bölgelerde üretici köylü devlet desteği de alamadığı için kendi kaderi ile baş başa kalmaktadır. Kayısı üretiminin bu tür doğal afetler de göz önüne alınarak mutlaka devlet tarafından alan bazlı desteklenmesi için tarım yasasının yeniden düzenlenmesi üretici köylünün talebidir. Ayrıca gerek üretim aşaması gerek de pazarlamada devlet desteği ve planlaması olmadığından üreticiler her yıl bir önceki yıla göre daha mağdur hale gelmektedir. 
Yarı devlet kuruluşu olan tarım sigortaları havuzu (TARSİM) ise gerek kapsam alanı ve dönemi bakımından, gerek primlerin yüksek olması bakımından üreticiler için cazip olmadığından, külfet teşkil ettiğinden dolayı kayısı üreticileri için teminat olmaktan öte yüktür. 
TARSİM kendi sigorta primi alacağını, beyan edilen meblağın yüzde 80’i üzerinde tahsil ederken, üretici köylüye yüzde 48’i üzerinden hesaplayarak ödemektedir. Üretici köylü burada da haksızlığa uğramaktadır. Sigorta poliçeleri çiçek döneminde kapsam alanı başladığından, bu yıl çiçekten önce yağan dolu tomurcukları döktüğünden kapsam dışı sayılarak üretici köylü burada da mağdur edilmiştir. TARSİM yasasının yeniden gözden geçirilerek bu tür antidemokratik maddelerin üretici köylü lehine değiştirilmesi talebi dikkate alınmalıdır. 

ÜRETİCİLER TALEPLERİYLE ALANDA OLACAK
Hükümetlerin ülkemizde uyguladıkları IMF, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası destekli tarım politikaları, biz üretici köylüleri her geçen gün daha çok açlığa, sefalete, yoksulluğa sürüklemektedir, topraklarından kopartarak işsizler ordusuna katmaktadır. Tarımsal girdilerin (benzin, ilaç, tohum, gübre vb.) fiyatları kat kat artarken tarıma olan destek her geçen yıl daha da düşmektedir. Tarımsal kurumlar kapatılarak ya da özelleştirilerek üreticiler tamamen neoliberal piyasa ile baş başa bırakılmıştır, üretici köylü tekellerin, tüccarların eline düşmüştür. Bölgede çatışmalı ortamdan dolayı on yıllardır konulan yayla yasakları ile köylerden göç ettirilmesi ile hayvancılık büyük darbe yemiştir. Biz üretici köylüler, birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayarak kendi kurumlarımızı yaratmalı, üyesi ve yöneticisi olmalı, açlığa ve yoksulluğa, çocuklarımıza harçlık veremeyecek duruma getiren bütün bu uygulamalara ses çıkarmalıyız. Mücadele ederek kurduğumuz bu kurumlardan biri de Tüm Üreticiler ve Köylüler Sendikası, Tüm Köy-Sen’dir.  Gün kendi sendikamızda örgütlenerek tarımdaki bu kötü gidişe dur deme günüdür. Tüm Köy-Sen olarak tarımsal desteklerin artırılması; yayla yasaklarına son verilmesi; tarımsal girdilerde ÖTV’nin kaldırılması; yabancı tekellerin dayatmalarına karşı mücadele talepleri ile 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz. Üretici köylüler 1 Mayıs’ta tüm ezilenlerle, sömürülenlerle, emekçi kardeşlerimizle birlikte taleplerini haykırmak için alanlarda olmalıdır. 

** 
FARKINDAYIZ 

Organize Sanayi Bölgesi işçisi / Malatya

Savaş tüccarlarının kol gezdiği, diktatörlük heveslilerinin Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu kana buladığı, tüm bunların yanı sıra işçi sınıfının kıdem tazminatı başta olmak üzere hak gasplarına uğradığı bir süreçte 1 Mayıs’ı karşılıyoruz. İçinde bulunduğumuz bu dönemde 1 Mayıs’a daha kitlesel katılmalıyız. AKP iktidarının işçiler üzerindeki baskı ve zulmü artmaktadır. Özellikle örgütlenen ve birlikte mücadele eden işçilerin üzerindeki hak gasplarını artırmaktadır. Burjuvazi şunu biliyor ki işçiler birleşip beraber hareket ettiğinde kendisinin sonu olacak. Bu nedenle emekçi sınıfların birlikte hareket etmemeleri için bir takım senaryolar kurgulayacaktırlar. Ancak işçi sınıfının haklı mücadelesini engelleyemeyecekler. Biz işçiler olarak 1 Mayıs’ın önemi biliyoruz ve birlikte hareket etmenin bugüne kadar hak gasplarının nasıl önünde durduğunu da... Bu amaçla AKP Hükümetinin haklarımızı gasbeden politikalarına karşı daha güçlü örgütleneceğiz. Bize verilen asgari ücretin göz boyama olduğunun, kaşıkla verip kepçeyle aldıklarının; kıdem tazminatımızı gasbettiklerinin; mezarda emekliliği reva gördüklerinin, patronların borazanlığını yapan sendikaların farkındayız. Yılmayacağız, boyun eğmeyeceğiz ve 1 Mayısta alanlarda olacağız.

**

KOL KOLA GİRİP ALANLARA ÇIKALIM 

Tekstil işçisi / Malatya

Ben Malatya’da tekstil fabrikasında çalışan bir işçiyim. 1 Mayıs’ı selamladığımız bugünlerde el ele verip tacizden, tecavüzcüden, hırsızdan ve katilden hesap sormak için alanlara çıkalım. Emeğimizin karşılığını almak insanca yaşamak ve barış içinde çocuklarımızı büyütmek için biz işçiler, yani üreten güç olarak kol kola girip alanlara çıkmalıyız. Egemenler savaş politikaları izlemekte ve Kürt halkı üzerinde baskı ve katliamlar gerçekleştirmektedir. Bu savaşın faturası işçi ve emekçilere yansımaktadır. Her geçen gün hayat pahalanmakta, vergi yükü artmaktadır. İnsanlarımız katlediliyor her gün asker, polis, sivil ve gerilla cenazeleri geliyor, durmadan kan akıyor. Anti demokratik uygulamalar genişliyor ve her geçen gün diktatörlüğe gidiyor. Başkanlık hevesi yüzünden katliamlar yapılmakta, Kürt halkından intikam alınmaktadır. İşçi sınıfının sesi bastırılmakta, toplum kutuplaştırılmakta, şovenizm ve gericilik her geçen gün artmaktadır. Hastalıklı bir toplum haline geliyoruz. Sarı sendikalar işçilerin hakkını savunmak yerine grevleri satıyor, işçinin arkasından iş çevriliyor. Tazminat hakkımız elimizden alınıyor, asgari ücrete zam yapıldı yalanıyla kaşıkla verilip kazanla geri alınıyor.
Tazminat hakkımız için,
İnsanca çalışmak ve yaşamak için,
Çocuklarımızın özgür ve rahat bir geleceğe sahip olması için,
Anadilinde, demokratik, laik bir eğitim için,
Tecavüzcülerden hesap sormak için,
Ücretsiz sağlık hakları için,
Sarı sendikaya ve bürokratik sendikalaşmaya karşı çıkmak için,
Ve barış için,
1 Mayıs’ta alanlara...

**
MÜCADELENİN GEREKTİĞİ HER YERDE 

Rasim TOPRAK
Oto Lastikçisi / Malatya

Tüm işçi ve emekçi halkların bu önemli gününü saygıyla selamlıyorum. Mevcut kapitalizmin pençesinde en az 30 yıldan beridir çalışan ve hiçbir gün emeğinin karşılığını alamayan evsiz, mülksüz bir köylü, çiftçi ve oto lastikçisiyim. Benim özellikle emekçi halklara çağrım şudur: Hepimiz; köylü, çiftçi, işçi ve tüm ilgili meslek dallarındaki çalışan ve alın teri ile üretenler; her daim 1 Mayıs başta olmak üzere mücadelenin gerektiği her alanda ve zamanda birleşip, çoğalıp, emek, barış ve eşitlik ilkeleri ekseninde sesimizi duyurmalı, mücadele etmeliyiz. Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki mevcut temel hak ve özgürlükler emekçi halkların canla başla verdikleri mücadeleler sonucu kazanılmıştır. Buradan özellikle orta sınıftakilere çağrıda bulunuyorum. Gündelik kısa vadeli çıkarlarla övünmesinler, emek mücadelesine seyirci olmasınlar, şunu iyi bilsinler ki emek mücadelesi yıldırılırsa onların hayalleri de yaşam duyguları da eriyip gidecektir.

ÖNCEKİ HABER

ÇAYKUR özelleştiğinde ne hale düşeceğimiz bugünden belli

SONRAKİ HABER

Aşırı sağcı İtalya İçişleri Bakanı Salvini polisleri savundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa