Çift mesai yapıp neden hâlâ ikinci planda kalıyoruz?

Çift mesai yapıp neden hâlâ ikinci planda kalıyoruz?

Farklı kentlerden işçi ve emekçi kadınlar, yaklaşan 1 Mayıs'ı, taleplerini ve çalışma, yaşam koşullarını yazdılar.

Bir kadın işçi / Ankara

Kadınlar, fabrikalarda karşılaştıkları pek çok soruna direnerek çalışmaya devam ediyor. Kadının sorumluluğu sadece iş hayatıyla sınırlı değil. Günde 12 saat çalıştıktan sonra evde bulaşık temizlik çocuk bakımı da bizi bekliyor. Çalışma hayatı hayatında ne kadar yer edinsek de evdeki sorumluluklarımız hiç azalmıyor. İkinci bir mesai de eve gidince başlıyor. Günde çift mesai yapıp neden hâlâ ikinci planda kalıyoruz? Neden bir fabrikada erkek arkadaşlarda aynı işi yaptığımız halde aldığımız ücret ek gelir oluyor? Fazla mesailere kalıyoruz, ne diyorlarsa yapıyoruz ama neden erkeklerle aynı ücreti almıyoruz? 
Fabrikada mesai, evde temizlik derken arkadaşlarımızla görüşemiyoruz. Ayda bir kere toplanıp yaptığımız günler bile birçok işi halledip son anda yetişerek oluyor. Kocanı ikna et, koca yoksa babanı, kardeşini... Diller dökerek dışarı çıkabiliyoruz. “Kadın dediğin evde oturur. Bük dizini, otur evde” diyorlar. Görüyoruz fabrikada erkek arkadaşlar balık tutmaya, halı saha maçına ya da başkaca etkinliklere katılıyor. Neden ben saat 18.00’da işten çıkıyorsam 18.30’da evde olmak zorundayım. 10 dakika geç kalsam 40 defa aranıyorum. Sokakta fabrikada sözlü tacize boyun eğmek zorunda kalıyoruz. Ya da fabrikada bir erkekle arkadaş olduğunda amirlerimiz tarafından “Sen buraya çalışmaya mı geldin koca bulmaya mı” diye uyarı alıyoruz. Sürekli geride durmak zorunda kalıyoruz. En küçük hak aramada bile sesimizi çıkaramıyoruz. Çıkardığımız zaman da “Böyle gelmiş böyle gider” deniyor. 
Buradan mektubumu okuyacak her kadına sesleniyorum. Ne fabrikada ne evde ikinci plana atılmayı hak etmiyoruz. Emeğimiz, sadece bir katkı olarak görülemez. Kendi haklarımıza sahip çıkalım. Birlikte olursak tüm zorlukların üstesinden gelebiliriz. Bunun için önce kendimize, sonra birbirimize güvenmeliyiz. 

***
KADINLAR TALEPLERİYLE ALANDA OLACAK 

Esenyalılı kadınlar/İstanbul

1 Mayıs, taleplerimizin yakıcılığı nedeniyle son yıllarda daha çok önem kazandı. Hükümet elimizdeki hakları tırpanlamak için gün be gün saldırıyor. Kıdem tazminat ve özel istihdam bürolarıyla köle pazarları oluşturulmak isteniyor ve kiralık işçilik gündeme getiriliyor. İşçi sağlığı ve güvenliği, iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılmak isteniyor. Hükümete ve dayattığı bu uygulamalara inat alanlara inmeli, bu haksız uygulamalarına hayır demeliyiz. İş cinayetlerinin ve işten atılmaların son bulması için, taşeron ve sözleşmeli çalışmanın yasaklanması için ne gerekiyorsa yapmalıyız.
Sağlık ve eğitim başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerinden eşit ve parasız olarak yararlanmalıyız. Kadın cinayetlerinin durdurulması, kadınlara yönelik her türlü şiddet ve tacize son verilmesi, kadın istihdamının artırılması, kadın emeğine gereken değerin verilmesi için 1 Mayıs alanlarını doldurmalı ve taleplerimizi dile getirmeliyiz. Kadın cinayetlerinde iyi hal indiriminin son bulması ve adaletli kararların alınması, cezalarının daha bir caydırıcı olması için gerekli yasaların çıkarılmasını talep etmeliyiz.
Yani biz alanlara inersek, kol kola verip gücümüzü birleştirirsek, işçi olarak, emekçi olarak ve kadın olarak taleplerimizi daha güçlü dile getirebiliriz. Biz Esenyalılı kadınlar olarak 1 Mayıs’ta bu taleplerle alanlarda olacağız. 

** 
AKTEPELİ KADINLARIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜ BÜYÜYOR 

Keçiören Aktepe Kadın Derneği Girişimi

Aktepeli kadınlar olarak 1 Mayıs yaklaşırken çalışmalarımıza hız verdik. Ev toplantıları, işçi evlerini ve eşlerini ziyaretler, geniş katılımlı kahvaltılı toplantılarla uzunca bir süredir yürüttüğümüz çalışmalarımız sonucu, aramıza yeni katılan genç kadın arkadaşlarla birlikte daha bir heyecanlı ve umutluyuz. 
Gerek işçi evleri ve işçi eşlerini ziyaret, gerekse yaptığımız ev toplantılarında AKP iktidarının işçi ve emekçileri daha fazla sömürmek adına getirmek istediği özel istihdam büroları, kıdem tazminatlarının gasbedilmek istenmesi, 657 sayılı devlet memurları kanununda yapılacak değişiklikle iş güvencesinin ortadan kaldırılmak istenmesi gibi saldırıları konusunda sohbetler ediyoruz. Bu saldırılara karşı neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Kadın cinayetlerini, iktidarın politikaları ile kadına yönelik şiddetin, tacizin, tecavüzün nasıl arttığını ele alıyoruz. AKP iktidarının yürüttüğü politikalar kadın cinayetleri ile birlikte çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarını ayyuka çıkarmış durumda. Çocukların değil tecavüzcülerin korunup ve kollandığı bir dönemden geçiyoruz. Parasız eğitim ve sağlık haklarını konuşup tartışıyoruz bir araya geldiğimiz kadınlarla.
Bilindiği üzere metal, tekstil, cam vb. gibi sektörlerde yaşanan hak gasplarından dolayı grevler ve direnişler yaşanıyor. Bu eylemlerin birleştirilmesi için bizler de semtlerimizden yaşanan grev ve eylemleri duyurarak katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu toplantılarda ve ev ziyaretlerinde, aslında büyük bir kadın kitlesinin AKP iktidarının baskıcı, gerici, emek ve kadın düşmanı politikalarından rahatsız olduğunu, ancak ne yapacaklarını bilemediklerini ya da bir arada bir şeylerin üretilebileceği inancı taşımadıklarını anlıyoruz. Kadınlar arasında uzunca bir süredir yaratılmak istenen ayrımlara karşı ortak sorunlarımızı ortaya koyuyoruz. Bir araya geldikçe, konuşup tartıştıkça ne kadar çok ortak yönümüz olduğunu görüyoruz. Biz kadınları gün geçtikçe cendereye alan baskı ve şiddet politikalarının hepimizin hayatına aynı kalın duvarları ördüğünü fark ediyoruz. 
Özellikle son sekiz aydır içeride ve dışarıda sürdürülen savaş politikaları ile birlikte neredeyse iç savaş eşiğine geldiğimiz, bombaların hayatımızın orta yerine düştüğü bugünlerde yaşam koşulları emekçiler açısından kat be kat zorlaşmış durumda. Sürdürülen savaş politikalarının emekçilerin hayrına olmadığını, işçi ve emekçilerin özellikle de kadınların neden barıştan yana tutum alması gerektiğini özel gündemli toplantılarla tartışıyoruz. Biz Aktepeli kadınlar örgütlülüğün gücüne inanarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. 1 Mayıs’a güçlü katılım olması ve mücadeleyi yükseltmek için ev ziyaretlerini, toplantıları, panel, bildiri ve afiş gibi çalışmaları sürdürüyoruz. Her yeri 1 Mayıs alanına çevirmek ve iktidarın saldırılarına karşı daha güçlü bir karşı çıkışı örgütlemek için kadınların bir araya gelmekten başka bir şansı olmadığını biliyoruz. Çalışmalarımızı örgütlülüğe dönüştürmek, daha çok kadına ulaşmak ve dayanışmayı güçlendirmek için bir kadın derneğine ihtiyacımız olduğunu fark ettik. Aramıza yeni katılan arkadaşlarla birlikte pek çok yeni fikir üreterek ilerliyoruz. 

** 
Biraz umut ve cesaret lazım bize 

Sevgi BERAY/Gebze

34 yaşındayım. 16 yıldır iş hayatındayım, ama öncelikle biraz geçmişimden bahsetmek isterim. Hayata ve her şeye olan mücadelemden... 
Annem ve babamı tanımıyorum. Ben doğduktan sonra vefat etmişler. Bu nedenle 12 yaşına kadar dedem büyüttü beni. Sonrasında ortaokulu okumak için yurda yerleştirildim, 3 yıl boyunca. İşte hayat o zaman başlamıştı benim için. Tek başınasın ve hayatta vermen gereken kararları kendin vermek zorundasın. Zor bir süreçten geçtim ama iyi ki o yolu katettim yoksa kendime olan güvenim nasıl olacaktı ki... 
Derken; liseyi amcamın yanında okudum, çok derinlere inmeyeceğim ama okudum işte. 18 yaşında bir fabrikada İşçiliğe başladım, ne olduğunu bilmeden. Yaşayarak, görerek, analiz ederek doğruyu yanlışı görmeliydim. Zaman geçtikçe şartları daha iyi olan fabrikalar aramaya başlıyordum. Ama sonuç yine hüsran oluyordu. Maaşı iyi olsa bile bu kez ortamda sorunlar oluyordu. İşçilikte yalakalıkla, torpille, sırf çıkarları uğruna gözünün yaşına bakmayan ikiyüzlü insanlarla karşılaştığım çok olmuştur. Kendime bir yol çizmek zorundaydım; ya boyun eğecektim bu saydıklarıma ya da kendinden emin adımlarla ilerleyecektim. 
Ben ikinciyi tercih ettim. Biraz umut etmek, biraz hayal gücü lazım bize; biraz cesaret, biraz ruh ,biraz mantık. Yaşamı boyunca itilmiş, ezilmiş birinin topluma bağlı olmasını bekleyemeyiz, ilk öce kendini bulması gerekir diye düşünüyorum... Örneğin küçükken ailesinden birinin tacizine uğramış ve kadın olduğu için geriye atılmış birini de hemen bekleyemeyiz ama iradeli olmak büyük bir güç bence. Verdiğin karar gerçekten senin kararın ise onu yapmak daha kolay oluyor. Beklemeye de gerek kalmıyor. Daha gencecik bedenimle bir işe girebilmek, kendini kabul ettirmeye çalışmak için iş görüşmelerinde nasıl kıvrandığımı hatırlıyorum. Bir şekilde ayakta kalmak zorundayız ve sürekli bir mücadele: Hem ev hayatı hem çocuğunun sorumluluğu, hem hiçbir hakka sahip olmadan çalıştığın iş... Hele ki yalnız yaşayan bir kadın ve hiçbir desteği olmadan yaşama tutunmaya çalışan bir anne... Olmaz demeyin, mücadele etmek kanına işlemişse başarır, tıpkı benim yaptığım gibi. Yorulmuyor muyum? Elbette ki yorgun düşüyorum ama biliyorum ki güneş bir gün doğacak. Önemli olan pes etmemek. Yaşama isteklerimizi katacak olan başkaları değil yine biziz... Şimdi de birlik zamanı diyorum canlar. “Vermeyin insana izin, kanması ve susması için. Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler...“ 
Birlik ve dayanışma inancıyla emek, barış ve özgürlük mücadelesinde tüm ezilenlerin 1 Mayıs İşçi Bayramını kutluyorum.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Nisan 2016 07:42
www.evrensel.net