İşçi ve emekçilerin 1 mayıs mektupları

İşçi ve emekçilerin 1 mayıs mektupları

Çeşitli illerden gazetemize gelen işçi ve emekçilerin mektuplarında genel vurgu, 'birlikte kitlesel bir 1 Mayıs' oldu.

Kasadan fazla çıkınca da kesinti yapılıyor

Alp Demireren
AVM İşçisi/Kayseri

Merhabalar ben Kayseri’de bulunan bir alışveriş merkezinde çalışıyorum. Birçok arkadaşım fabrikalarda, atölyelerde zor koşullarda çalışıyor. Patronların işçiden kesip  kendi zenginliğini artırdığı bilinen bir gerçek. Biz de fabrikalardaki kadar olmasa da AVM içerisinde de benzer sorunlar yaşıyoruz. 

İşyerinde işlerin yoğun olduğu dönemlerde, birçok kişinin yapabileceği işi tek kişiye yaptırıyorlar. Esnek çalışma tarzı hakim. Mesela patron, “Bugün sana ihtiyacım yok” diyerek ücretsiz izin verebiliyor. “İşler biraz hafiflese de bizde biraz soluk alsak” diye düşünürken bu kez de işler hafiflediğinde patronlar kâr kaybı yaşamamak için bazı mağazalarda yemek kartlarında düşüş yapıyor. Sendika hakkımızı ise neredeyse hiç kullanamıyoruz. Kameralar tarafından izlenmekle kalmıyor, aynı zamanda hırsız muamelesi görmemiz de başka bir sorun. Kasadan işçinin hatası olmasa dahi eksik ya da fazla çıkınca işçiden ücret kesiliyor. Yanlış duymadınız fazla çıkınca da! 

Ülkemizin içinde olduğu durum da iş hayatımızı direkt etkiliyor. Mesela son zamanlarda artan bombalı terör saldırıları nedeniyle alışveriş merkezleri gibi uğrak yerler boşalıyor. Patronlar bu durumun yükünü, “Artık az işçiye ihtiyacım var” diyerek bizim sırtımıza yıkıyor. 

GÖBEĞİMİZ BİR KESİLİYOR MÜCADELE DE BİR OLMALI!

Yaşadığımız hak gasplarıyla birlikte, memlekete dair taleplerde bulunma zorunluluğu da buradan geliyor. Sesimizi çıkarmanın yakın fırsatı ise, 1 Mayıs! 

AVM içinde birçok markanın ürünleri maliyetinin çok üzerinde bir ücrete satılıyor. En basit örnekle bir markanın 4 kazak fiyatı, bir çalışanın aylık gelirine denk geliyor diyebilirim. Patronun kazandığı para ile işçilere dağıtılan ücret arasında uçurumlar var. Bir mal önce fabrikalarda işçiler tarafından üretilerek bizlere, yani alışveriş merkezlerine getirilerek tüketimi sağlanıyor. Haliyle fabrikalarda yapılan sömürünün bir parçası da biz oluyoruz. Doğal olarak fabrika işçileri ile aslında en baştan göbeğimiz bir kesiliyor!

İşçiler hangi sektörden olursa olsun birlikte mücadele etmeli. Hatta uluslararası işçi bayramı olması nedeniyle tüm ülkelerin işçilerinin aynı kaderi paylaştığı bilinci ile mücadele birleştirilmeli. Birleşirsek kazanırız, bir olursak güç oluruz. Geçmişte işçilerin mücadelesi ile kazanılan 1 Mayıs’ı sahiplenme zamanı!


Renault işçilerinin açtığı yoldan

Metal İşçileri/Gebze

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ta sermayenin saldırıları karşısında sınıfın ortak talepleri etrafında yan yana gelinen güçlü bir kutlamaya ihtiyaç var. Bir taraftan işçilerin mücadele vererek kazanmış olduğu haklar, sermayenin sözcülüğünü yapan hükümetler tarafından tek tek gasbedilmeye ve elimizden alınmaya başlandı. İş güvencesini ortadan kaldırarak, taşeron sistemini yaygınlaştırarak, kiralık işçilik yasasını çıkartarak işçilerin geleceklerini daha da yaşanmaz kılmaya çalışıyorlar.

Başta kiralık işçilik, kıdem tazminatlarımızın fona devredilmesi, ek zam taleplerimiz ve her geçen gün temel tüketim maddelerine yapılan zamlara karşı ortak taleplerimizle şimdiden yan yana gelerek, tartışarak güçlü bir 1 Mayıs’a hazırlanmalıyız. Burada sendikalara büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. 

Bu yasalar Mecliste görüşülmeye başladığından bu yana seslerini çıkartmayan sendikalara buradan sesleniyoruz: Bu saldırılar karşısında konfederasyon farkı gözetmeksizin tüm sendikaların talepler etrafında birleşmesini ve güçlü bir şekilde alanlarda olmasını istiyoruz!

Bizler Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde haklarımız için kavga verirken sendikal bürokrasiye karşı da mücadele eden metal işçileriyiz! 

2015 Mayısında Renault’da başlayan bu mücadele hâlâ sıcaklığını koruyor. Bizim en büyük eksikliğimiz bu mücadeleyi başlatan amiral gemisi olarak gördüğümüz Renault işçilerinin son süreçte sürdürmüş olduğu ek zam mücadelesini yeteri kadar sahiplenememizdir. Ama kaybedilen bir şey yok. 2017’ye doğru ilerlerken Renault işçilerinin açmış olduğu bu mücadele hattı metal sektörü başta olmaz üzere bir çok işyerine, fabrikaya sıçrayacaktır. Ama bunun tek garantisi işçilerin birlikte hareket etmesidir. Bizler Renault işçilerinin talepleriyle sermayeye ve sendikal bürokrasiye karşı, sınıfın çıkarlarını savunacak sınıf sendikacılarıyla birlikte 1 Mayıs alanında olacağız.

Buradan tüm sendikalara çağrımız; işçilerin bu mücadele gününde bölünmeden, ayrışmadan bir arada kitlesel 1 Mayıs kutlamaları görevini layıkıyla yerine getirmeleridir. Şimdiden fabrikalarda işçileri bu sürece katmak için çalışmaları gerekmektedir.

Yaşasın İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!

Birleşe birleşe kazanacağız!


1 Mayıs’a, alan tartışmasıyla değil taleplerle...

Yurdagül ÇABAT BOZTAŞ
Mehmet Akif Ersoy MTA Lisesi İş Yeri Temsilcisi

İşçi Sınıfının, Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olan 1 Mayıs’a işçi ve emekçilerin yüz yıldır mücadele ederek kazandıkları en temel haklara yönelik saldırıları pervasızca sürdürüldüğü bir süreçte giriyoruz. Bugün ülkenin her yanı yangın yeri gibi.  İktidarın dışarıda ve içerde sürdürdüğü savaş politikalarının sonucu olarak, bölge illerinde yüzlerce sivil kayıplara neden olan ve aylardır sürdürülen abluka ve sokağa çıkma yasakları, şehirlerin merkezlerinde patlayan bombalar, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımına karşı artan baskılar, işçi ve emekçilerin çalışma yaşamını daha da çekilmez hale getiren yasal düzenlemeler... Kiralık işçilik yasası Meclisten geçti. Bırakalım ülke gündemini, birkaç sendika dışında sendikaların gündemine bile girmedi. Sırada  kıdem tazminatının kaldırılması var. Kamu emekçilerinin iş güvencesi genelgelere indirgenmiş durumda, yetmiyor yasa hazırlanıyor. Esnek, kuralsız, güvencesiz, sendikasız çalışma biçimi, “Kadın istihdamını artıracağız, kadın istihdamı ile aile yaşamını uyumlu hale getireceğiz” söylemleri ile temel çalışma biçimi haline getirilmek isteniyor. Bugün hak arayan, örgütlenmek isteyen, saldırı yasalarına karşı çıkan işçiler, patronlar tarafından anında işten atılıyor. Sendika genel merkezlerinin birçoğunda dün kırmızı çizgimizdir dedikleri yasal düzenlemelere karşı bugün yaprak kıpırdamıyor. Böyle bir ortamda 1 Mayıs’ı kutlayacağız ve 1 Mayıs, emek ve sermaye güçlerinin karşılıklı olarak güçlerini sınadığı bir gün olagelmiştir tarihten beri. Süren savaş, işçi ve emekçilerden başlayarak tüm halk güçlerine yönelik kapsamlı saldırılar, bu 1 Mayıs’ı daha da önemli kılmaktadır emek ve demokrasi güçleri açısından. Bu durumda işçi sınıfı ve emekçilerin çıkarlarını savunma görevi olan sendikaların yapması gereken, işyerlerinde 1 Mayıs’ın neden ve nasıl kutlanması gerektiği tartışmaları yürütmek, etkinlikler düzenlemek, işçileri kutlamalara katacak etkili bir çalışma yapmaktır. Oysa bugün, bu koşullarda bile 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağı değil, hangi alanda kutlanacağı sendika üst yönetimleri tarafından  tartışma, ayrışma ve bölünme konusu haline getirilmektedir. 1 Mayıs’a sayılı günler kalmışken iki büyük kentte Ankara ve İstanbul’da henüz alan tartışması sonlanamamıştır. Oysa bu tartışmalar, işçi sınıfı ve emekçilerin birliğini engellediği gibi işçi ve emekçilerin moral ve motivasyonunu, alan katılımını da olumsuz  etkilemektedir. Taksim tartışmalarının bir benzeri bugün Ankara’da yaşanmaktadır. 1 Mayıs mitingi için başvuru yapılan Sıhhiye Meydanı, valilik tarafından miting alanı olmaktan çıkarıldığı gerekçesi ile verilmemektedir. İktidar patlatılan bombaları ve oluşan kaygı ortamını kendi yasakçı zihniyetine payanda yapmaktadır. İktidar böyle davranırken işçi ve emekçilere düşen en geniş birlikteliği ile alanlarda olmaksa, sendikalara düşen de bu geniş birlikteliği sağlayacak tutum içinde olmaktır. Sermayeye de, iktidarına da böyle cevap verilebilir. İşçi cinayetlerinin katliam boyutlarına ulaştığı, işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının dayanılmaz bir hal aldığı bu vahşi sömürü sistemine karşı, örgütlü-örgütsüz ayrımı, sendikal ayırım yapmadan en geniş kesimleri bir araya getirmek yerine bu tartışmaları yürütmek Hükümeti ve patronlar cephesini bugüne kadar yapamadıklarını yapmak konusunda daha da cesaretlendirecektir. Sermaye sınıfının artan savaş, baskı ve sömürü politikalarına karşı sınıftan yana sendikacıların, ileri işçilerin ve  kamu emekçilerinin işçi ve emekçilerin en geniş kesimlerinin 1 Mayıs’a katılmaları için çabalarını yoğunlaştırmaları son derece önemlidir. İşçiler ve emekçiler olarak bugün 1 Mayıs’ta taleplerimizle alanlarda olmak, bulunduğumuz her yeri 1 Mayıs alanına çevirmek her zamankinden daha önemlidir. İşçi sınıfı ve emekçilere yönelik tüm bu saldırıları boşa çıkarmanın başka yolu yok.


Birlikteliğimizi kaybettikçe haklarımızı da kaybediyoruz 

Eski Anateks Tekstil işçisi
Malatya

İçinde bulunduğumuz karanlıklardan bizlere mutlu bir geleceğin kapılarını açacak tek anahtar, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizdir. Bu birlik ve dayanışma ruhu bizlere; yapılmaz denileni yaptıracak, olmaz denileni olduracak güç vermektedir. 1 Mayıs bir hesaplaşma günü değil, çalışanların sorunlarının gündeme taşındığı ve çözümlerin bulunduğu gün olmalıdır.

Ülkemizi gerginliğe sürükleyerek, memurun, işçinin, emeklinin sorunlarını hasıraltı etme, gündemi saptırma amacı güdenler, çalışanlara ve sendikacılığa en büyük darbeyi vurmaktadır.

Çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri çaresiz bırakmak isteyenler var. Ne yazık ki bugün, çalışanlara karşı uygulanan hukuksuzluk var. Bugün, kamu görevlilerine verdiği sözleri unutanlar, attıkları imzaya sahip çıkamayanlar var. Yandaşlarına yer açabilmek için bir gecede 73 bin okul yöneticisini görevden alan idareciler var. Koltuklarını koruyabilmek için yüz binlerce kamu görevlisini oradan oraya savuran sözde siyasetçiler var. Bugün en küçük ekonomik olumsuzlukta işten çıkarılan, sendika üyesi olduğu için sürülen, tehdit edilen, iş akdi feshedilen çalışanlar var. Bugün çalışanları devletin ve işverenin omuzlarında yük, gereksiz bir maliyet unsuru olarak gören ve kaderine terk eden bir iktidar var. Bugün emeğinin karşılığını alamayan, alın terini akıtan ama kıymeti bilinmeyen çalışanlar var.

Birlikteliğimizi kaybettikçe haklarımızı da kaybediyoruz. Bizler birlik oldukça, hiç bir güç çalışanların haklarını gasbetmeye yetmeyecektir. 

Tüm emekçilerin 1 Mayısı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.


Sermayeye karşı birlik günü

Ergül ŞAKAR
Tekstil İşçisi/Malatya

Her yıl olduğu gibi işçi ve emekçilerin kendi taleplerini dile getirdikleri şanlı 1 Mayıs hoş geldin. Onlarca yıldır işçi önderlerinin canları pahasına mücadele ettikleri birlik ve dayanışma günü olan 1 Mayıs. Tabii ki egemen sınıfın her geçen gün üreten sınıfın üzerindeki baskısı daha da artmaktadır. Yani emperyalizm ve kapitalizm kendi ömrünü biraz daha uzatma adına çeşitli senaryolar üretecek insanların sınıfsal direncini kıracak renk, dil, din ve ırk ayrımı yapacaktır.

Bunu da körükleyip insanları ayrıştırmak aslında yapmaları gereken şeylerden uzak tutup kendilerinin rahat yaşamasını sağlamaya çalışıyorlar ama şunu unutuyorlar; diktatörler yıkıldığında bir daha doğrulamazlar ancak işçi sınıfı kaybettiğinde tekrar kalkar sınıf mücadelesi yeniden başlar.

Son yıllarda bölgemizde yaşanan katliamların en büyük sebebi sınıf mücadelesini sekteye uğratmaktır. Ancak dünya işçi ve emekçilerinin bilinçli çalışması ve bu olaylardaki analizlerin doğru yapılması egemen güçlerin hesaplarının tersine dönmesine sebep olacaktır.

Yaşasın bütün dünya emekçilerinin sermayeye karşı birlik ve mücadele günü.

 

www.evrensel.net