16 Nisan 2016 04:57
Son Düzenlenme Tarihi: 16 Nisan 2016 09:51

Savaşa ve saldırılara karşı kitlesel ve birlikte 1 Mayıs

İstanbul’da EMEP, ÖDP, HDP ve CHP il başkanlarıyla 1 Mayıs tartışmalarını ve nasıl bir çalışma yürüttüklerini konuştuk

Savaşa ve saldırılara karşı kitlesel ve birlikte 1 Mayıs

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

İstanbul 1 Mayısı son yıllarda talepler, işçi mücadeleleri ve emekçilerin ihtiyaçları konuşulmadan alan tartışmalarıyla yürüyor. Hükümetin keyfi ve antidemokratik bir tutumla Taksim’i emekçilere yasaklaması bu durumun temel nedeni olsa da, sendikaların bunu tersine çevirmek için gerekli çalışmayı yaptığı da söylenemez. Böyle başlayan 1 Mayıslar işçilerin katılmadığı, Taksim çağrıları dışında fabrikalarda hiçbir çalışmanın yapılmadığı, polisin saldırılarıyla toplanan kitlenin de kolayca dağıtıldığı günlere döndü. Nedeni ne olursa olsun İstanbul son yıllarda, yerellerde yapılan kimi yürüyüş ve etkinliklerin dışında 1 Mayıs’ın güçlü bir şekilde kutlanmadığı/kutlanamadığı bir il haline geldi. Biz de İstanbul’da 1 Mayıs’a katılan EMEP, ÖDP, HDP ve CHP il başkanlarıyla 1 Mayıs tartışmalarını ve nasıl bir çalışma yürüttüklerini konuştuk. İl başkanlarına şu soruları yönelttik: 

- İstanbul’da 1 Mayıs tartışmaları işçi ve emekçilerin taleplerinden çok Taksim’de kutlanıp kutlanmayacağı üzerinden yürüyor. Siz bu tartışmalar için ne diyeceksiniz?

- 2016 1 Mayısı’nın talepleri ne olmalı?

- Bu taleplerin İstanbul’da 1 Mayıs alanına yansıması için nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz?

KİTLESEL VE TALEPLERLE 1 MAYIS KUTLANMALI

EMEP İl Başkanı Güven Gerçek: Elbette Taksim’in işçi sınıfı için tarihsel bir yeri ve önemi vardır. 1977 1 Mayıs’ında 37 işçi, emekçi katledildi. İşçi sınıfının burada 1 Mayıs kutlamasından daha doğal bir şey olamaz. Taksim’in sadece işçi ve emekçilere kapatılıyor olması, kınanması gereken bir durumdur. 2016 1 Mayıs’ına, çok ağır koşulların yaşandığı bir süreçte gidiliyor. Bir yanda Bölge’de, Kürt illerinde yaşanan çatışma ve savaş devam ediyor. Kent merkezleri tanklarla, toplarla vuruluyor, yıkılıyor. Her gün insanlar ölüyor. Bu savaşın gürültü ve silah sesleri arasında işçilerin ve emekçilerin haklarına yönelik hak gaspları yaşanıyor. Barış, demokrasi, özgürlük, diyen toplumun emek ve demokrasiden yana tüm muhalif kesimlerine yönelik baskı ve sindirme politikaları devam ediyor. 

1 Mayıs’a giderken 1 Mayıs tartışmaları devam ediyor. Kimileri Taksim’den vazgeçmeyelim ısrar edelim, 1 Mayıs’a 3-5 gün kala başka bir yer talep edilir diyor. Bu yaklaşımlar doğru değildir. Şimdiden yapacağımız çalışmalarda, çağrılarımızda başvurulu yer net olmalı, işçiler ve emekçiler kutlama alanına çağrılmalı, yoksa 3-5 gün kala o gerilimde yapılacak çağrının karşılık bulamayacağı da açıktır. 1 Mayısı yer fetişizminden öte, işçilerin, emekçilerin kitlesel bir şekilde bir araya gelebileceği, taleplerini ortaklaştırıp haykırabileceği, yan yana duracağı bir kutlamanın yapılması önemlidir. 2016 yılının 1 Mayıs’ını başvurulu bir yerde kutlamak Taksim’den vazgeçmek anlamına gelmemelidir. İşçi sınıfı ve emekçiler birleştikçe, güçlendikçe Taksim’i yine kazanacaklar. Bu süreçte birçok kurumla yaptığımız görüşme ve tartışmalarda çok önemli bir bölümü, ortak ve kitlesel kutlamanın gerekli olduğunu dile getiriyor. Parti olarak İstanbul’da kitlesel, başvurulu bir yerde 1 Mayıs’ın kutlanmasını önemsiyoruz.

1 Mayıs’ta yaşanan çatışmaların, savaşın son bulması, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik tarzda çözümü için görüşmelerin tekrar başlatılması Kürt halkının taleplerinin sahiplenilmesi, desteklenmesi önemlidir.  Katlanılamaz hale gelen pahalılığa karşı, ek zam talebi başta olmak üzere kıdem tazminatının tasfiyesine, esnek çalışmanın yasallaştırılması ve özel istihdam büroları oluşturulmasına karşı, işçilerin ve kamu emekçilerinin güvenceli çalışma talebi, taşeron sisteminin yasaklanması ve taşeron işçilere kadro talebi 1 Mayıs’ta güçlü bir şekilde dile getirilmelidir. 

Katliama dönüşen kadın cinayetlerine, kadına karşı şiddete karşı mücadele başta olmak üzere, kadınların eşit hak talepleri güçlü olarak ifade edilmeli. Öğrenci gençliğin, demokratik, bilimsel ana dilinde eğitim ve özerk üniversite talebi de 1 Mayıs alanına yansımalıdır. 

Hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü mezhepçi dinci politikaya ve aynı zamanda dayatılan gericiliği karşı, Alevilerin inançlarına eşitlik talebiyle birlikte 1 Mayıs alanlarında laiklik talebi güçlü bir şekilde savunulmalıdır. Başta Suriye olmak üzere ülkelerinde savaş nedeniyle Türkiye gelmek zorunda kalan mültecilerin, insanca yaşam koşullarının sağlanması talebi de sahiplenilmelidir.

Parti olarak 1 Mayıs için işçi havzalarında, işçi ve emekçi semtlerde 1 Mayıs’la ilgili bildiri ve afişler yapılıyor, dağıtılıyor. Ayrıca halk toplantıları, işçi toplantıları yapılıyor. 1 Mayıs’a giderken, yaygın bir ajitasyon ve propaganda ile 1 Mayıs’ın tarihçesini de hatırlatarak, işçilerin ve emekçilerin, ezilen halkların niçin bir arada olmaları gerektiğini, egemenlerin saldırılarına karşı birlikte direnmeleri gerektiğini, 1 Mayıs’ı birlikte kutlamalarını; işyerlerinde, fabrikalarda, işçi havzalarında anlatmaya çalışıyoruz. Yine aynı çalışmayı mahallelerde, semtlerde, okullarda, üniversitelerde işçi ve emekçilerin olduğu yerlerde sürdürüyoruz.

Bizim çağrımız, 1 Mayıs işçi sınıfının bayramı ve mücadele günüdür. İşçiler hakları ve talepleri için bugüne sahip çıkmalı, başta işyerlerinde olmak üzere 1 Mayıs’ı yerellerde kutlamalı, 1 Mayıs günü güçlü ve kitlesel bir şekilde belirlenen yerde bayramını kutlamalıdır.

Başta işçi sınıfı olmak üzere, bugün emekten, barıştan, demokrasiden yana muhalif tüm kesimlerin, 1 Mayıs’ta bir arada olmalarını önemsiyoruz.

EMEKLE, BARIŞ MÜCADELESİNİ BİRLİKTE ALANA TAŞIYACAĞIZ

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Aysel Güzel: 1 Mayıs emeğin tüm sorunlarının tartışıldığı, gün yüzüne çıktığı, emek problemlerinin dile getirildiği mücadele günü olmalı. İstanbul’un hafızasında ise katliam zihniyetli 1 Mayıs var. Çok az sayıda kitlesel, coşkulu ve taleplerimizi haykırdığımız 1 Mayıslar yapabildik. Son yıllarda ise hiç yapamadık. 

Biz her zaman için, 1 Mayıs meydanın belirlenmesinde, konseptinden, her şeyinden emek ve meslek örgütlerinin sorumlu olduğunu düşünüyoruz. Biz de onların belirlediği yerde, elbette 1 Mayıs’a coşkulu katılım sağlayacağız. Bu 1 Mayıs’ta HDP olarak elbette, işsizlik, yoksulluk, yoksunluk, yolsuzluk, iş cinayetleri, taşeronlaştırma, güvencesiz çalışma, kadın ve çocuk emeği sömürüsü üzerinden mutlaka işçi sınıfı taleplerini mutlaka dile getireceğiz. Aynı zamanda bizim partimizin önemli bir şiarıda barış. 1 Mayıs alanına barış talebimizi de taşımak istiyoruz. Yani, savaşın son bulması, silahların susması, müzakere ve görüşme süreçlerinin başlaması başta Sayın Abdullah Öcalan olmak üzere onun özgürleşmesi ve mutlaka müzakere masalarının yeniden kurulmasına yönelik taleplerimiz  olacak. Emekle, barış mücadelesini birlikte alana taşıyacağız. 

Yine mahallerimizden ilçelerimizden başlayarak, 1 Mayıs’a halkımızın katılması noktasında yoğun bir çalışma yürüteceğimizi söyleyebilirim. Yerel bir çalışma yürüterek, 1 Mayıs’a kitlesel katılımlar yapacağız. 

HDP İstanbul İl Eş Başkanı Doğan Erbaş: Kürdistan’da yürütelen savaşın çok yönlü sonuçları vardır. Fakat basın özgürlüğünün en dibe vurduğu bir dönem yaşıyor Türkiye. Gazetecilerin tutuklandığı, ifade ve düşünce özgürlüğünün ayaklar altına alındığı bir dönemden geçiyoruz. O yüzden Kürdistan’da tam anlamı ile ne olup bittiği sonuçlarıyla maalesef görülmüyor. Savaşın sonuçlarından birisi de işçilere, emekçilere yönelik saldırılardır. Savaş aynı zamanda güvencesiz çalışma koşulları, yeni statüler, taşeronlaştırma, esnek çalışma, özel istihdam bürolarıdır. Dikkat ederseniz eş zamanlı olarak yürütülüyor. Emek cephesine yönelik saldırılar aynı zamanda ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik saldırılar, partimize yönelik saldırılar, diğer tüm demokrasi güçlerine yönelik saldırılar böyle bir kapsamlı saldırı konseptiyle karşı karşıyayız. 

Parti olarak öteden beri, ilkesel düzeyde DİSK, KESK, TBB ve TMOBB’un olduğu dört örgütün aldığı ortak kararına uymayı esas alıyoruz. Ama onlar eğer önümüzdeki günlerde 1 Mayıs kutlaması için farklı bir yer tartışması açarlarsa, biz de onların kararlarına uyarız. Ancak, 1 Mayıs tartışmalarının Taksim’e hapsedildiğini görmek gerekir. Bir haspolmuşluk tartışması var. Taksim’me imgimi DİSK’in başvurusu üzerine bir AİHM kararı var ortada. Hem meşru hem yasal hem de bir işçi sınıfının bir anısı var. ‘77 1 Mayısında katliam var. 1 Mayıs’ta ısrar etmek politik olarak doğrudur. Ama güncel gelişmeleri de görmek gerekir. Sonuçta İstanbul’da ortak sese de ihtiyaç var. Bir süredir İstanbul’da maalesef devletin çok aşırı, orantısız saldırıları nedeniyle kitlesel etkinlikler yapılamıyor, ya da çok cılız kalıyor. 1 Mayıs buna vesile olabilir.

TOPLUMSAL MUHALEFETİ BİR ARAYA GETİRMEYE İHTİYAÇ VAR
 

CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat; 1977’de Taksim’de 1 Mayıs’a katıldım. 37 arkadaşımız, yoldaşımız katledildi. Katliamın ilk başlandığı yer bizim kortejin olduğu yerdi. Bir sefer, Taksim işçilerin emekçilerin, mücadele alanıdır. Hâlâ kimin yaptığı netleşmedi, hâlâ bunun hesabı verilmedi, katilleri ortaya çıkarılmadı. Yani Taksim benim vazgeçtiğim bir alan değil. Bunu netleştirmiş olalım. 

 

Ama AKP bunu bahane ederek, her seferinde Taksim’de insanlara tayzikli su sıkarak, döverek başarı elde ettiğini söylüyor. AKP’ye bu başarıyı tattırmamak lazım. Şimdi Taksim’e gidip barikatı yararak gireceksek girelim. Ama öyle bir durum da yok. Birbirimize karşı samimi olacağız. O zaman Taksim olmayacaksa; onun arkasına sığınmadan nerede gösterirlerse göstersinler, bir toplumsal muhalefeti bir araya getirmeye ihtiyaç vardır özellikle bu dönemde. İster bunun yeri Yenikapı olsun, ister Zeytinburnu olsun, ister Maltepe olur. Milyonlarca insan bir araya gelip, birlikte savaşa karşı emeğin dayanışma gününü kutlayayım. Benim temel isteğim bu.

Bunun olması için de herkes olmalıdır. Şimdi bu batıda vardı. İngiltere’de, Fransa’da gelişmiş ülkelerin hepsinde 1 Mayıs işçi ve emek bayramına, solcular, sosyalistler, sosyal demokratlar, komünistler, çevreciler, anarşistler, Troçkistler ve daha farklı örgütler katılır. Tek ortak değer 1 Mayıs’ın işçinin, emeğin dayanışma günü olarak kutlanıyor olması. Türkiye’nin de tam buna ihtiyacı var. Türkiye’de sistemle sorunu olan herkesin, yerinden yurdundan edinenlerin, Doğu ve Güneydoğuda Kürt meselesini bahane edip Kürtleri sabahtan akşama kadar dövenlere karşı, sisteme karşı, milyonlarca insanla bir birlik, bir beraberlik, bir mücadele, bir dayanışma gününe dönüştürmesi lazım 1 Mayısı. Son 13 yıldır AKP, işçileri ötekileştiriyor, yalnızlaştırıyor, sendikasızlaştırıyor. Türkiye’de sendikalaşma oranın en düşük olduğu dönemdir bu dönem. Mevcut sendikaların sarı sendikaya dönüştürüldüğü bir dönemdir aynı zamanda. Düşünebiliyor musunuz, bir sendikacı iktidarla karşı karşıya geldiğinde sıfır zam talep ediyor. Bundan sendikacı olur mu, sarı sendika bunlar. İktidarın beslemesi sendikalar. Sarı sendikacılığa karşı da emek dünyasının bir araya gelmesi gereken bir dönem. Hâlâ sendikal barajlar sürüyor. Solun, sosyalistlerin, sosyal demokratların önünde en büyük engellerden bir tanesidir bu barajlar. Sendikal barajların mutlaka kaldırılması gerekir. İktidarın, Çalışma Bakanın iki dudağı arasında sendikasının sözleşme yapıp yapamayacağı. Şimdi buna karşı ne zaman ses yükselecek? Taşeronlaştırma, kiralık işçi alım satımını başlattı bu iktidar. Emek dünyasının kazanılmış haklarını ellerinden aldılar. 

Bu hakların geri alınması mücadelesini kim verecek? İşçi sınıfı verecek. Biz ne yapacağız? Biz de destek vereceğiz. Bizim 21 sendikadan oluşan bir sendika komisyonumuz var. Onlar çok ciddi çalışmalar yapıyorlar. Üç bölgede ayrı ayrı toplantı yapıyorlar. 1 Mayıs’tan emekle ilgili tartışmanın ve bunları parlamentoya taşımanın altyapısını hazırlıyor. 1 Mayıs’a katılım konusunda karar aldık. 39 ilçemizde, gençlik kollarımızla, kadın kollarımızla, delegelerimizle, 40’a yakın komisyonumuzla birlikte ve her bir komisyon çalışma komisyonu kendi pankartıyla her ilçemiz kendi pankartıyla, gençlik kollarımız kendi pankartıyla, kadın kollarımız kendi pankartıyla katılacak şekilde organizasyonlarımız yapmış durumdayız. 

BİZİM İSTEĞİMİZ TALEPLERİN ÖNE ÇIKMASI VE KİTLESEL ÇIKIŞ

ÖDP İstanbul İl Başkanı Deniz Demirdöğen: Türkiye’de 1 Mayıs alanlarına birçok noktada işçi sınıfı kuvvetli çıkıyor. Halklarımız, alanlara dökülüyor. Tabii herkesin gözünü çevirdiği yer Taksim oluyor. İstanbul oluyor. İstanbul da Türkiye’nin kalbi. Bu noktada daha önceki senelerde üretilmiş pratikler var. Taksim alanının kazanılmış olma durumu söz konusu. Ama hepsinin temelinde öncelikli olarak işçi sınıfının taleplerinin ön plana çıktığı, kitlesel, kuvvetli çıkışların yaşandığı ve dinamik bir zeminin inşa edilmesiyle gerçekleşebilmesi var. Bu açıdan iki üç yıldır, Gezi İsyanının sonrasında devletin Taksim’e yönelik aldığı pozisyon çerçevesinde, Taksim’de gerçekleştirilen eylemsellikler hem cılız geçiyor hem de istediğimiz taleplerin ön plana çıkamamasını doğuruyor. Bu noktada Taksim’in ‘77’nin işçi sınıfının mücadelesi açısından önemini ve anlamını bir yerde tutmak gerekiyor. Bu talepte ısrarcı olmakla beraber kitlesel olarak alana çıkıldığı işçi sınıfının taleplerin ön plana çıkması gerektiği ve işçilerin emekçilerin bir araya getirilmesi gerekiyor. Bu çerçevede 1 Mayıs sürecini İstanbul’da böyle geçiririz diye umut ediyoruz. Bizim yaklaşımımız, sendikalarla yaptığımız görüşmelerde de ifade ettik Taksim’in anlam ve önemini saklı tutmakla beraber, işçi sınıfının taleplerinin öne çıkması, kitlesel çıkışın organize edilmesi bizim talebimiz. 

Parti olarak da 2016 1 Mayısında taleplerin ortaklaştırılması, emekçilerin, işçi sınıfının taleplerinin ön plana çıktığı bir süreç olması gerektiği kanaatindeyiz. Bu çerçevede belli başlıklar var. 657 sayısı yasanın değiştirilmesi, kiralık işçilik, kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesi... Emeğin güvencesizleştirilmesi ve bunun daha da derinleştirilmesi yaklaşımı var. Birincil olarak emekçi sınıfların taleplerinin bu olduğu gözlemleniyor. 

Onun dışında Türkiye ve Ortadoğu’da en yakıcı sorun barış. Hem ülkemizde hem de bölgemizde bir toplumsal barışın, bir barış ikliminin, bir çatışmasızlık ikliminin sağlanması savaşın son bulması noktasında barışın ön plana çıkartılması gerekiyor. Aynı zamanda ülkemiz özellinde yoğunlaşmış bir siyasal iktidarın gerici otoriter baskısı söz konusu. Yani bir taraftan da toplumsal bir gericilik yaygınlaştırılıyor. İşte Ensar Vakfı ve çocuk istismarı noktasında ortaya çıkanlar, yaratılan bu toplumsal zihniyetin pisliklerinin ortaya saçıldığı bir durumdur. Bu manada işçi sınıfının bir diğer talebi gericiliğe karşı laikliğin kazanılması mücadelesi olması gerekiyor. Son kertede uzunca bir süredir Başkanlık tartışması sürüyor. Ve Erdoğan özgülünde basın, akademisyenler, aydınlar, sanatçılar üzerinde ve toplumun tamamına yayılmış bir otoriterleşme durumu söz konusu. Bu çerçevede daha özgürlükçü toplumun inşa edilmesi noktasında otoriterleşmeye karşı özgürlüğün de taleplerden bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz.

ÖDP İl Örgütü olarak bu taleplerin tüm alanlarda, yerele taşınması noktasında bir çalışma başlattık. Birleşik Haziran Hareketiyle beraber İstanbul’un birçok noktasında ortaklaşmış eylemsellikler ve anmalar ve kutlamaların gerçekleşmesi noktasında çaba içerisindeyiz. Aynı zamanda 1 Mayıs’a bir hafta kala Mayıs’a dair emek haftası çerçevesinde yoğunlaşmış olarak İstanbul’un her noktasında bildiri dağıtımı vs ile İstanbul’un emekçi halkına sesleneceğiz. Çeşitli etkinliklerle 1 Mayıs’ın içeriğini doldurduğumuz çalışmalar yaptığımız bir planlama içerisindeyiz. 
 

ÖNCEKİ HABER

Ankara'da ortak kutlama: Karabulutları 1 Mayıs dağıtacak!

SONRAKİ HABER

Sudan’da eylemler sürüyor: Eczacılar başkentte greve başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa