Dostcam işçileri: Bizden imkansızı  başarmamızı istediler

Dostcam işçileri: Bizden imkansızı başarmamızı istediler

Dostcam fabrikasında direnişteki işçilerle konuştuk. İşçiler sendikalaşmak için en büyük nedenin çalışma koşulları olduğunu söyledi

Emine UYAR
Sevim GÜNGÖR
İzmir

Dostcam fabrikasında işçileri sendikalaşmaya iten sebeplerin başında çalışma koşulları geliyor. Ağır ve tehlikeli iş kollarından olan cam ölümcül riskler taşıyor. Sendikalı çalışma haklarını kullanmak istedikleri için işten atılan Dostcam işçileri, fabrikadaki sağlıksız ve tehlikeli çalışma koşulları ve buna karşı önlem alınmamasının kendilerini örgütlenmeye götüren başlıca sebeplerden olduğunu belirtiyor. Dostcam işçileri ile çalışma koşullarını konuştuk.

Altı yıllık Dostcam İşçisi Serkan Hanbaş, bel kayması ve bel fıtığının yaygın görülen rahatsızlıklardan olduğunu belirtiyor. En çok rastlanılan durumlardan birinin de cam kesiği olduğunu ekliyor. Kendisinin iki defa bel kayması sorunu yaşadığını, iki defa da elini keserek rapor aldığını anlatan Hanbaş, “Burada iş güvenliği diye bir şey yok. Sabah evden çıktığımız zaman akşam dönebilecek miyiz bilmiyoruz” diyor. 

EN UCUZ MALZEMELERİ KULLANDIRDILAR

Kullandıkları eldivenlerin iş eldiveni olmadığını dile getiren Hanbaş, “Ayakkabıların en kötüsünü kullanıyoruz, gözlükler de öyle. Kullandığımız tüm eşyalar en ucuz olanlarından. Verdikleri elbiseler hiçbir şekilde bizi korumuyor” diyor. 

İşyerinin kendilerinden form doldurmalarını istediğini, doldurduklarında ise hiçbir şeyin değişmediğini belirten Hanbaş, ayakkabısını değiştirmesine rağmen ayaklarında mantar oluştuğunu, bunu dile getirdiğinde ise, “Çok paran varsa git kendine yeni ayakkabı al” denildiğini anlatıyor.

İşyerinin sözde denetlendiğini söyleyen Hanbaş, “Gelen müfettişler bizim yanımıza değil direk patronların yanına gidiyor. Yönetimde yemek yiyorlar, çay içiyorlar sonra dönüp gidiyorlar. Eğer bu denetlemeyse burada denetleme böyle yapılıyor” diyor. 

ÜZERLERİNDEN TONLARCA YÜK GEÇİYOR

Ömer Turp da 6 yıllık Dostcam işçisi. Sağlık ve iş güvenliği açısından çok sorun yaşadıklarını belirten Turp, “Dostcam deyince sıkıntı akla geliyor. İnsanın üzerinden her gün tonlarca iş geçiyor. O yüzden ellerimiz, belimiz vs. ağrıyor. Çalışmak için gerekli malzemeleri talep etmemize rağmen hiçbiri gelmiyor. Herhangi bir denetim de kontrol de yapılmıyor” diyor.

Süleyman Erduman 11 yıllık işçi. Cam kesim bölümünde operatör olarak çalışıyor. Camların  çok ağır olduğunu belirten Erduman, “İş verenlerden sürekli taleplerde bulunduk ancak bir netice elde edemedik. Denetlemeler yapılıyordu ancak değişen hiç bir şey olmuyordu, yeterli güvenlik önlemleri alınmıyordu” diye anlatıyor yaşananları. 

Erkan Yetiş, Dostcam’da serigrafi sorumlusu olarak çalışmış. Bu bölümün kimyasal maddelerin yoğun kullanıldığı bir bölüm olduğunu söylüyor ve yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “Serigrafide havalandırma yetersiz, içeride duman, buhar oluşuyor, bunları solumak zorunda kalıyorsunuz. Ben kaburgam çatlak olduğu halde iki buçuk ay işe devam ettim. Bu kadar fedakarlık yaparken karşı taraftan hiçbir şey görmeye görmeye bu noktaya geldik.”

GÜVENLİK İÇİN PSİKOLOJİNİN İYİ OLMASI GEREKLİ

Tuvaletlere ancak gaz maskeleriyle girilebildiğini söyleyen Yetiş, “İnsanlara bu reva görülüyor. En basit hijyen kuralları göz ardı ediliyor. İçeride kuyu suyu kullanılıyor, ‘arıtıyoruz’ diyorlar ama 130 işçinin en az 100’ünün ayın 15-20 günü karnı ağrıyor. Cam tozu sürekli uçuşuyor. Yıkanma, temizlenme olanağı yok. İş güvenliği de psikolojiden başlıyor. İnsanın psikolojisinin iyi olması gerekiyor ki bu sağlanabilsin. Maalesef içeride psikoloji denen bir şey bırakmadılar. Sürekli mobbing ve baskı uygulandı” diyor. 

Yetiş’in “Çalışırken imkanlarımız çok kısıtlı olmasına rağmen çok büyük işler yapmak durumunda kalıyorduk, imkansızı başarmak gibi..” sözleri durumu çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

“Hakkımızı verin” diyecek muhatap bulamadıklarını belirten Yetiş şunları söylüyor: “Bir işçinin güvenebileceği tek kanal sendikadır. Biz de güvenebileceğimiz bir sendika bulduk. Bugüne kadar da bizi hiç yalnız bırakmadılar. İşveren tarafından hâlâ bir el uzatılmış değil, biz her zaman iş barışından yanayız, bekleyişimize devam edeceğiz”.

‘DEVLET İŞİN UCUNU AÇIK BIRAKIYOR’

En son Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından müfettişlerin geldiğini belirten Yetiş, “Onlar geldiğinde birden makinelerin kulaklık tıkaçları takıldı. ‘Maskeleriniz yeni mi’ gibi şeyler söylediler. Devlet bu işin ucunu açık bıraktıktan sonra siz ne yaparsanız yapın… Atamışsınız özel bir kurumu parasal bağı var. Şikayet etmiyor yani. “Yavaş yavaş işi hallederiz diyorlar ama iki buçuk sene önce açılmış olan bir atölyenin sorunu hâlâ çözülmediyse bir iki buçuk sene daha halledilmez” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Nisan 2016 10:58
www.evrensel.net