16 Nisan 2016 04:52

‘İyi hekimlikten ve barıştan yana olacağız’

Bugün İzmir Tabip Odasında seçim günü. Demokratik Katılımcı Hekim listesinin adayları, ‘İyi hekimlikten ve barıştan yana olacağız’ dedi

‘İyi hekimlikten ve  barıştan yana olacağız’

Paylaş

Elif BAŞ
İzmir

İzmir Tabip Odası seçimleri öncesinde gazetemize konuşan Demokratik Katılımcı Hekim listesinin adayları, bütün hekimleri kapsayacak, hekimlerin sorunları ile daha çok ilgilenebilecek, hekimlerin hep birlikte yönetebileceği ve sağlık hakkı için barıştan yana olan bir tabip odası için aday olduklarını söyledi. 

İzmir Tabip Odasının 2016-2018 arası yönetimini belirleyecek ve yarın yapılacak genel kurul için iki liste yönetime aday. Ulusalcıların etkin olduğu ‘Hekim Güçbirliği’ adıyla mevcut yönetim ve mevcut yönetimi eleştiren ‘Demokratik Katılımcı Hekimler.’

‘SAĞLIK HAKKI İÇİN BARIŞ GEREKİYOR’

Dr. Fatih Sürenkök, oda yönetiminin en başta hekimlerle barışık olması gerektiğini vurgulayarak “Son 6-7 yıldır hekimler tabip odasından uzaklaşmış durumda. Mutlaka tabip odasının hekimlerle, odada, komisyonda, hekim meclisinde bir arada olması lazım. Bunu da katılımcı bir tabip odası yapabilir. Başta değişmesi gereken o” dedi. 

Savaş karşısında oda yönetiminin tavrının ne olması gerektiğini sorduğumuz Sürenkök şunları söyledi: “Kamu niteliğinde bir kurumuz. 6023’ün bize verdiği görev ve yetki var. Halk sağlığı konusunda gereğini yapmak. Sağlıktan bahsediyoruz. Sağlık için barış gerekiyor. Barış için de savaşa karşı olmak gerekiyor. Savaşın olduğu yerde sadece tecavüz olacak, hak ihlalleri olacak, yaralanmalar olacak, ölüm olacak. O nedenle biz bu ülkede barış içerisinde kardeşçe bir arada yaşamak istiyoruz. Demokratik laik bir Türkiye’de barış içerisinde iyi hekimlik yapmak istiyoruz.” 

‘ODA TÜM HEKİMLERLE BİR ARAYA GELEBİLMELİ’

Oda yönetiminin tüm hekimleri kapsayacak, birleştirici bir dil kullanması gerektiğini belirten Dr. Funda Obuz da, “Nefret söyleminden vazgeçecek bir tabip odası olmalı. Oda tüm hekim kitleleriyle bir araya gelebilmeli, toplantılar yapabilmeli, örneğin asistan hekimleriyle, kurum hekimleriyle, aile hekimleriyle. Onların sorunlarını birebir yerinde dinleyerek, çözümleri birlikte üretebilmek istiyoruz. Hekimlerin odaya tekrar dönebilmelerini istiyoruz” dedi.

‘AİLE HEKİMLERİNİN ÜSTÜNDE ÇOK AĞIR YÜK VAR’

Aile Hekimi Nuri Seha Yüksel de, “Aile hekimlerinin de bu odada daha etkin olmasını, mücadelelerini bu çatı örgütü altında daha anlamlı bir şekilde sürdürmesini istiyoruz. Aile hekimlerinin üstünde çok ağır bir yük var. Vatandaşla karşı karşıyayız. Biz kamunun devletin vatandaşa dokunan eliyiz. Bu el artık ürkek olmaya başladı tedirgin olmaya başladı. Artık angarya çalışmak istemiyoruz.” dedi. 

‘ODADA ASİSTANLARIN DA SESİ OLMALI’

Asistan Hekim Zeynep Varol, asistan hekimlerin oda yönetiminde söz hakkı olması gerektiğine değinerek “Sağlıkta dönüşümle birlikte asistan hekimler en çok mağdur olan hekimler arasında. Sağlık Bakanlığı dönüşüm programında da ilk olarak asistanların gözden çıkarılabileceğini, önceliğin olarak uzmanlara verilmesi gerektiğini söylüyor. Haliyle de asistanların 36 saat kesintisiz çalışması, performans sistemine maruz bırakılması, doğru düzgün eğitim alamaması sağlık bakanlığı için çok sorun teşkil etmiyor” dedi. Mevcut yönetimi de eleştiren Varol, “2 yıllık bir asistan hekimim ve İzmir Tabip Odası, TTB’nin aksine özellikle asistan eylemlerinde çok fazla göremediğim bir oda, hantal bir yapı var. TTB merkez konseyinin yaklaşımını kendine yol alarak gören demokratik katılımcı hekimlerin yönetime gelmesini istiyorum.”

ÖNCEKİ HABER

Rojava Derneği: İhtiyaçlar devam ediyor, yardımlar sürmeli

SONRAKİ HABER

Sur’da öldürülen Helin Şen’in ailesine ‘kusur’ tazminatı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa