Bilgen: Bir yanlış 3 parti tarafından hayata geçirildiğinde meşrulaşmaz

Bilgen: Bir yanlış 3 parti tarafından hayata geçirildiğinde meşrulaşmaz

Sabah saatlerinde toplanan HDP MYK toplantısına ilişkin toplantıda ele alınan konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, “dokunulmazlıkların kaldırılması” konusunda “ Bir suç 3 parti tarafından işlendiğinde suç olmaktan çıkmaz diye düşünüyoruz. Bir yanlış 3 parti tarafından hayata geçirildiğinde meşrulaşmaz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sabah saatlerinde HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Yaklaşık 5 saat süren ve “dokunulmazlıkların kaldırılması” gündeminin de masaya yatırıldığı toplantının ardından Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, açıklamalarda bulundu. 

Bilgen, açıklamalarına Hitler’in bugünün Türkiye’sini anlatan kimi örnekleri vererek, başladı. Bilgen, şunları söyledi: “Hitler, 1929 ekonomik kriziyle siyasi yaşamına başlıyor. 9 ay hapis yatıyor ve bunun mağduriyetini uzun süre kullanıyor. Vatandaş olmadığı için seçimlere giremiyor, ama bir takım destekle seçimlere giriyor ve 1933 seçimlerinde tek başına iktidar olanağını yakalıyor. Sonra 81 komünist milletvekilini tutuklatıyor ardından da başkan oluyor. Aslında bu kadar ki hikaye herşeyi özetliyor ama ‘tek millet, tek imparatorluk ve tek lider’ sözler çok tanıdık. En çok övündüğü şeyin geniş otobanlar olması bir şeyi çağrıştırıyor. Medya üzerinde güçlü bir hakimiyet kurması da ‘en sembolik’ göstergelerinden birisi.”

KUŞATMA ALTINDAKİ İLÇELERLE DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Bilgen, Yüksekova ve Nusaybin’de devam eden kuşatma ve saldırılara ilişkin de MYK’da değerlendirmelerin yapıldığını belirterek, Cizre’den Sur’a Dayanışma ve Kardeş Aile Kampanyası’nın daha güçlü sahiplenilmesi noktasında insanlık sınavının toplumsal ve tarihsel görev olarak durduğunu söyledi. Bilgen, partilerinin il kongreleri sürecinin de devam ettiğini belirterek, 20 ilde kongrelerin yapıldığını, 44 ilde de kongre sürecinin devam ettiğini aktardı. 

Son dönemde yeniden devreye konulan gözaltı operasyonlarına da değinen Bilgen, “Önceki saymanımız zaten tutuklanmıştı, şimdiki ikinci saymanımız da tutuklandı. Akademilere ve basına yönelik baskılar devam ediyor. TİB’in dün aldığı kararla baskı ve sansürü sadece yerel ve ulusal basına değil uluslar arası basına da taşıyan bir Türkiye fotoğrafı var. Hem AB ilerleme raporunun buna çok net vurgu yapmaş olması hem de ABD’nin insan hakları raporunda buna açık bir uyarıda bulunmasına rağmen bunun sürdürülüyor olması bizce sembolik bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. 

Bilgen, ardından “dokunulmazlıkların kaldırılması” konusunda değerlendirmelerde bulundu. 

‘BU HUKUKSUZLUĞUN DOĞRUDAN HEDEFİ BİZİZ’

Bilgen, şöyle konuştu: “AKP’nin hazırladığı ve iki muhalefet partisinin de destek vereceklerini ilan ettiği düzenleme, geçici bir madde anayasanın askıya alınma düzenlenmesi söz konusudur. Biz bir siyasi partiyiz ve Türkiye siyasetinde bütün engellemelere, tüm ayrımcılıklara rağmen, partimize yönelik saldırılara rağmen iki seçimde de barajı aşmayı başararak Meclis’te birçok kesimin temsilcisiyiz ama görünen o ki parlamenter sistem ve Türkiye demokrasisi zor bir sınavdan geçirilmek isteniyor. Bu düzenlemenin anayasa’ ve hukuka aykırı bu girişimin hedefi biziz. Fezlekelerin hazırlanması, Ankara’da toplanması ve Meclis’e gönderilmesi konusunda bize özel bir uygulama yapıldığı, takvimin hızlandırıldığı mahkemelere gecikmeyin denilerek, bu düzenlemelerin bize dönük yapıldığını göstergesidir.”

‘AKP ÜLKEYİ UÇURUMA SÜRÜKLÜYOR’

Cumhurbaşkanının meclis üzerindeki baskılara da dikkat çeken Bilgen, “Bu sürecin yönetiliş biçimi bile Cumhurbaşkanı’nın Meclis üzerinde bir tavır sergilemesi, sadece iktidar partisinin değil, bütün Meclis üzerinde koyduğu tavrın ‘başarılı’ olduğu görülüyor. Başarılı diyoruz, çünkü bile bile anayasaya aykırı olduğunu ilan ederek, ama rest çekildi biz de varız diyerek, iki parti de bu suça ortak olduklarını açıkça ilan ettiler. AKP ülkeyi uçuruma sürüklüyor, bizim belki de Türkiye siyasal sisteme ile bir sembolik bağ olarak anlamlı olan Meclis’ten dışlanmamız için operasyon düzenliyor ve iki muhalefet partisi de ‘bu yanlıştır ama biz varız” diyorlar. Bu aslında siyasetin kendi kafasında Rus ruleti oymasıdır. Tabancayı biri doldurdu, siyasi partilerin eline verdi. Onlarda kendi kafalarına sıkmayı, demokrasinin kafasına sıkmayı kabul ettiler, içlerine sindirdiler. Bu sadece bindiği dalı kesmek değil, kendi ayağını kesmektir. Başbakan sıkça satranç hamlelerine göndermeler yaprak, mesajlar veriyor. Ama bu hamleler bırakın satrancı, dama düzeyinde bile değil ancak bir kumar olarak tarif edilebilir. Bir suç 3 parti tarafından işlendiğinde suç olmaktan çıkmaz diye düşünüyoruz. Bir yanlış 3 parti tarafından hayata geçirildiğinde meşrulaşmaz” dedi. “Demokratik siyaset yolu tümden kapatılmak isteniyor olabilir” diyerek, buna karşı tüm alanlarda mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyen Bilgen, “Bütün seçenekler masaya yatıracağız. Halkımızla birlikte tartışacağız. Önümüze gelecek tabloya göre kararlarımızı kurullarımızda vereceğiz” dedi. 

‘BAŞKANLIK TEST EDİLİYOR’

Bilgen, Türkiye’nin bir rejim değişikliği yaşadığını belirterek, “Rejim değişikliğinin son derece sancılı olacağının farkındayız. Herkes için ağır bedeller doğuracağının farkındayız. Dokunulmazlıklar konusunun alelacele gündeme alınıyor olması, bu haftalarda Meclis gündemine taşınıyor olması başkanlık ile ilgili takvimin test edilmesidir. Diğer partilerden destek bulma potansiyelini görmeye yöneliktir. Meclis seçimle korkutulmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

‘GÜN HERKES İÇİN BİR TERCİH GÜNÜDÜR’

Bilgen, son olarak “Bütün kamuoyunu demokrasi ve özgürlüklere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Meclis’teki milletvekilleri demokrasiden mi yana, yoksa bir dönemeci başkanlık olan bu darbe süreci ve ardından da otoriter yapının kalıcı hale gelmesine suç ortağı mı olacaklar? Yoksa toplumun beklediği demokratik bir düzenden yana mı tavır koyacaklar. Gün herkes açısından bir tercih günüdür” dedi. Bilgen, açıklamalarının ardından basın mensuplarının “dokunulmazlıkların kaldırılması” konusunda CHP’nin tavrı ve Altan Tan’ın Ensar Vakfı’da yaşanan cinsel istismar skandalına ilişkin sorularını yanıtladı. 

‘1994’TE EL KALDIRANLAR ŞU AN NEREDE?’

Bilgen, CHP’nin tavrına ilişkin “CHP Genel Başkanı’nın açıkladığı karar, yetkili kurullarında tartışılarak, kendi tabanları ile alınmış bir kararsa hayırlı olsun demekten başka diyecek bir şey yok. Ama Türkiye siyaseti, çok kritik zamanlarda bir kaç kişi üzerinde yapılan baskılarla şekillendi. 22 yıl önce DEP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasında el kaldıranlar bugün siyasi arenada yoklar, siyasi hayatta bir anlam ifade ediyorlar. CHP bir tercih yapacak. CHP’ye oy verenlerin beklentisinin, bu sürece ortak olmak yönünde olmadığını biliyoruz” değerlendirmesi yaptı. 

ALTAN TAN’IN AÇIKLAMALARI...

Altan Tan’ın açıklamalarına ilişkin de Bilgen, “Partimizin iç demokrasisi diğer partileri kıyaslanmayacak kadar güçlüdür. Bütün platformlarımızda her şey konuşulabilir, her türlü görüş ayrılığı ifade edilebilir. Biz kimseyi, farklı görüşünden dolayı dışlamayı doğru bulmuyoruz. Ama elbette ki bu partinin herkese yüklediği sorumluluklar var. Bu, halka karşı seçmene karşı çok zor şartlarda partiyi bu günlere kadar isimsiz kahramanlara karşı bir sorumluluktur. Parti olarak Tan Bey’in ifade ettiği konularda, yaklaşımımızı hem eş başkanlar hem grup başkanvekilleri ifade etmiştik. Bir çocuğun onuru, tüm vakıflardan, partilerden daha değerlidir. Ensar Vakfı ile ilgili çocuk istismarı ile ilgili yaklaşımız bu kadar açıktır. Bir çocuğun her şeyin üzerindedir. Bir şey korunacaksa çocuklarımızın onurundan daha değerli bir şey yoktur” dedi. 

Bilgen, dokunulmazlıkların kaldırılması durumunda masada hangi seçeneklerin olduğu sorusuna da yanıt vererek, “Bize oy verenler, halkımız asla alternatifsiz, seçeneksiz değil. Bu ülke bir darbe sürecinden geçiyor. Bunu atlatacaksak kararlılıkla hareket etmemiz gerekiyor. Bizi tümüyle bir provokasyonla Meclis’in dışına itmeye yönelik beklentiyi de kolayca boynumuzu uzatarak gerçekleştirmeyeceğiz” diye konuştu. (DİHA)

 

www.evrensel.net