İnşaatçı Kadir'in oğlu 'Deli' Mahir: Birleşirsek güçlüyüz

İnşaatçı Kadir'in oğlu 'Deli' Mahir: Birleşirsek güçlüyüz

Mahir Topuz taleplerin ayrı gayrı duran tüm işçileri birleştirdiğine dikkat çekerek, işçilerin tüm kışkırtmalara karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Veli ŞAHİN
Kayseri

Karşılaştığınız zaman elinizi sert bir şekilde sıkar gözlerini kaçırmadan, lafı evirmeden çevirmeden konuşur, yüreğinde neyse ağzında o! İki çocuk babası. Spor giysileri ise her daim enerjisini yansıtır. İlk karşılaştığımızda babasının Hac’dan getirdiği altın kaplama saatin uyumsuzluğunda konuşuyoruz. Bana, “Yaptırmak için getirdim. Cebime koymaktansa kolumda dursun yük olmasın” diyor.

Tüm Türkiye’de tartışılan Boydak işçilerinin eyleminde en önde yürüyen, arkadaşları tarafından sevilen işçilerden biri! Adı Mahir Topuz. Arkadaşları cesareti ve dobra dobra oluşundan ona “Deli Mahir” de diyor!

İşçi bir aileye sahip özelliklerinin önemli bir bölümünü babası Kadir Topuz’dan aldığını söylüyor. “Yüreğimizde ne varsa ağzımızda da o var. Haksızlığa tahammül edemiyoruz. Mücadele etmek ruhumuzda var” dedikten sonra babasını anlatmaya başlıyor: “Babam yetmişli dönemlerde inşaat işçisi, olması gerektiği gibi de devrimci mücadele içerisinde yer alıyor. İşkence izleri hâlâ vücudunda mevcut. Ancak buna rağmen tek bir yılgınlık, pişmanlık duymadı. Hâlâ doğru bildiğinin peşine gider.”
Kendisinin mücadeleye girmesini babasının nasıl karşıladığında sorduğumuzda ise şu yanıtı alıyoruz: “Boydak işçileri olarak yürüyüşe başladık. Babamı aradım, ‘Baba bizim burada yürüyüş başladı’ dedim, ‘Sen nerdesin, sakın hiç kimsenin arkasında durma en önde git’ dedi bana.” Boydaklarda 12 yıl çalışmış bir işçi olan Mahir’le, Boydak’lar üzerine sohbetimizi devam ettiriyoruz.

SENDİKANIN VARLIĞINI BORDRODA ÖĞRENDİM!

Fabrikaya ilk girdiği yıllarda Boydakların bugüne göre fabrikalarının çok olmadığını söyleyerek, “Boytaş 1, Boytaş 2-3 derken fabrikalar büyüdü. Bu arada işçilerin durumu ise olduğu gibi kaldı” diyor. Patronların işçi ve emekçilerin alın terinden beslenerek büyüdüğünü söyleyen Mahir’e, sendikayı ilk ne zaman duydun diye soruyoruz. “Sendikayı ilk bordro aldığımda duydum. Kesinti olmasa sendikadan haberimiz olmayacaktı” diye yanıt veriyor.

Hak-İş’e bağlı sendikaların Boydaklar tarafından örgütlendiğini söyleyen Mahir, şöyle devam ediyor: “Öyle bir sendika düşünün ki, temsilcisini patron seçiyor, delegesini patron seçiyor. Biz hiçbir müdahale de bulunamıyorduk. Sendikanın işçilerle ilişkisi yok.” 2007 yılında sendika başkanının belli olmadığını hatırlatan Mahir, “O dönem bir arkadaşım dilekçe topladı. ’13 bin işçinin üye olduğu sendikanın başkanı kim, verdiğimiz maaşlar kime gidiyor?’ diye. Hatta gazetelere de yansımıştı, ‘Öz Ağaç-İş Sendikasının başkanı kim?’ diye” dedi. Hatta o yıllarda sendikayı işçiler olarak da deyim yerindeyse “basmışlar”. Dilekçe toplayan arkadaşının ise bu haberlerden sonra sendikacılar tarafından dayak yediğini bir hafta komada kaldığını söylüyor.

Renault işçilerinin öncülük ettiği metal işçilerinin eylemi ile Boydak işçisinin eyleminin ortak yönleri olup olmadığını soruyoruz. İşçilerin ortak sorunlarına dikkat çekerek yanıtlıyor: “Onlar da, biz de sendikal anlayışa karşı yürüdük. Sendikalar patronları yalakası konumunda. Ayrıca yine onlar gibi ücret hakkımız için yürüdük. Elbette benziyor. Çünkü sektör fark etmeden sömürü aynı şekilde ilerliyor. Patronlar ürettirerek sömürüyor, işçiyi bir de satılık sendikalarla kuşatıyor. Türkiye genelinde her yerde böyle.” Mücadelenin ortaklaşması gerektiğinin önemli olduğunu belirterek en yakın arkadaşından sözü açıyor. Mahir kendisini demokrat bir işçi olarak tanımlıyor, en yakın arkadaşı ise MHP’li bir işçi. Ama kardeşten de öte bir ilişkileri olduğunu söylediği arkadaşından konuyu açarak, “İşçiler olarak biz yürürken aramızda ‘Şu şöyle düşünüyor’, ‘Bu böyle düşünüyor’ demedik. Ücret hakkımız hepimizi ortaklaştırdı. Talepler ayrı gayrı duran herkesi birleştirdi” diyerek işçilerin tüm kışkırtmalara karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini söylüyor.

SENDİKA TEMSİLCİSİ: MAAŞIM ALLAH’LA BENİM ARAMDA!

Sendikaya dokuz yıl üyeliğinin ardından ancak başkanını gördüğünü söyleyen Mahir, “Sendikacılar, ek zam için homurdanmalar başladığı bir zamanda toplantı yapmak istedi. Yanında patron temsilcisiyle! Ben de ustabaşıydım. Daha önce patronla görüşüp karar aldıklarını, karara da bizi ikna etmek için toplantı yaptığını anladım. Dayanamadım çıktım sordum, ‘Ben dokuz yıllık işçiyim en fazla bin lira maaş alıyorum. Ya sen ne kadar alıyorsun, açıkla da bilelim?’ cevabı ise, ‘O Allah’la benim aramda’ oldu. Böyle bir sendikacılık anlayışı olabilir mi? İşte başta biz bu yüzden yürüyüş yaptık” diyerek Öz Ağaç-İş’e neden karşı çıktıklarını anlatıyor.

Boydakların ise büyümesi ile işçinin yaşamı arasında uçurum olduğunu söyleyen Mahir, “Biz bir de daha iyi bir ücret için mücadele ettik. Bence daha iyi bir ücrete sahip olabiliriz. Bu mümkün. Yeter ki mücadele edelim. Korkmayalım, cesur olalım” diyor. Patronların ve yalakalarının, “İşten atılan işçiler bir daha iş bulamaz” propagandasına da değinen Mahir, “Ben Boydak yürüyüşünden sonra işten atıldım. Şimdi daha iyi bir işte çalışıyorum. Elbette işten atılmamak daha iyidir. Bu deneyim olsun Boydak işçisine. Her eylemden sonra birbirine sahip çıkmalıdır işçiler. Ama atılmama rağmen onurlu ve gururluyum. Yeni bir iş buldum. Daha mutluyum çünkü haklı gördüğüm işin peşinden yürüdüm” diye konuşuyor.

www.evrensel.net