13 Nisan 2016 11:22

‘Kahraman’ın çöküşü

‘Kahraman’ın çöküşü

Paylaş

Derya SAĞLAM
İstanbul

“Erkeğim lan ben! Bu hayatta her şey benim için lan! Evde etin en güzel yeri benim için, bisiklet benim için, babamın gözündeki ışık, annemin bitmez tükenmez ilgisi, en iyi okullar benim için, istediğim mesleği yapma hakkı benim için, daha çok maaş, daha karizmatik roller, Batman de benim, Süperman de, Don Kişot da benim Hamlet de, en iyi romanlar benim için yazıldı, en iyi senaryolar benim için, beni anlatmak için, ne muhteşem olduğumu, nasıl hakimi olduğumu bu dünyanın ve nasıl babamın evinde gibi rahatça dolaşabildiğimi sokaklarda…” Hemen her gün bir yerlerde kulağımıza çalınan bu cümleler, Bab-ı Tiyatro’nun İd, Ego ve Süper Kahraman oyunundan. Zeynep Kaçar’ın yazıp yönettiği oyun, “erkeklik” ve ona bağlı olarak üretilen “kahramanlık” mitinin altını oyuyor diyebiliriz.

İstanbul’da çekilecek olan Batman’in seçmelerine katılan oyuncu Emre Eryiğit, görüşme boyunca tüm yeteneklerini sergiler. Ancak karşı taraftan hiçbir tepki alamaz. Ki orada gerçekten birileri var mı bu sorunun cevabını ne o, ne de seyirci bilmiyor. Görüşme odasından çıkmak isteyip de oraya kapatıldığını anlayınca, erkek olmasının ona verdiği yetkiyle (!) tehditler savursa da, karşımızda duran, kahraman kostümüyle bilmediği bir yere kapatılmış, kaygılı, korkaklığını gizlemeye çalışan bir “erkek” kalıntısıdır. Terrence Real, erkek “olmak” için bir erkek referans topluluğu tarafından onaylanmak gerektiğine vurgu yapar. Erkekliğin oluşması sosyal bir süreç olduğu için, bağışlanan erkekliğin geri alınabilir olduğunu ifade eder. Her şeyin en iyisini hak eden (!), “kahraman” erkekten bir kalıntı diye söz etmemin nedeni bu. Onaylanmadığı, kendini inşa etmesini sağlayacak bir kadın ya da kendinden güçsüz bir erkeğin olmadığı bu yerde “kahramanın” hiçleştiğini görüyoruz.

‘ERKEKSİ’ GÖRÜLMEYEN ÇARESİZLİK DUYGUSU

Bir erkeğin, erkekliğinin parçalanma tehdidine maruz kaldığı düşüncesi onu tedirgin eder. Maruz kaldığı düşünülen tehdidin büyüklüğüne göre ortaya bir şiddet çıkar. Bu şiddeti besleyen sebeplerden biri de “erkeksi” görülmeyen çaresizlik duygusunun açığa çıkmasıdır. Emre’nin gerek ettiği küfürler, gerekse tehditler bu durumdan kaynaklanıyor. Çıkışsız kaldığı her an hayatına ve kurgulanan erkek kimliğine dair hikayeler görünürleşiyor.

Bunlar içinde dikkat çekenlerden biri küçük ablası Neslihan’a dair anlattıklarıdır. Anne, diğer iki abla ve baba,erkek olduğu için Emre’nin “hakkı olan” tüm ayrıcalıkları sunarken, Neslihan hem bunu yapmamış, hem de kadın olmasına rağmen (!) ondan başarılı olmuştur. Bir başka hikayedeyse orta okul arkadaşı Kemal’in Emre’ye âşık olduğunu öğreniriz. Kemal de tıpkı Neslihan gibi “erkekliğe” tehdit oluşturmuş, “hak ettiği” gibi cezalandırılmıştır. Emre’ye göre çalıştığı tiyatroda Hamlet rolünü alamama nedeni tiyatro yönetmenin gey olmasıdır. Ancak o, Kemal gibi cezalandırılamamıştır. Bu durum sosyal yaşamda hegemonik bir erkeklik inşası olduğunu görünürleştirirken, Emre’nin yönetmene dair sözlerini de boşa çıkarıyor diyebiliriz. Bütün bu söylemlerine rağmen yine de Emre kendini az homofobik olarak tanımlar.

Yıkılan ve kendini sürekli yeniden inşa etmek zorunda kalan erkeklik bir süre sonra “kahraman”ın çöküşünü görmemizi sağlar. Başarısızlıkları, korkuları açığa çıkan Emre, süper kahraman kostümüne rağmen, gittikçe güçsüz, tekinsiz bir forma bürünür. Denebilir ki, süreç içinde Emre amorf bir hal alır ve sadece giydirilmiş, eklektik, içi boş bir kahraman figürü kalır karşımızda. Öğretilenlerden hareketle elbette (!) bir erkek olarak bu durumu kabullenmez.

Kullanılan kostümün tek parça olması, üstünden çıkarmak istemesine rağmen çıkaramaması da erkekliğin, kişiyi belli kalıplar içine sıkıştırdığının göstergesine dönüşüyor. Üç tane ufak kutudan oluşan dekor, işlevsel bir biçimde kullanılıyor. Kimi zaman bir araya getirilip bir platform oluyor, kimi zaman oturak görevi görüyor.Cem Sürgit hem Emre’nin inişli çıkışlı davranışlarını hem de temsil ettiği diğer kişileri birbirinden net bir biçimde ayırıyor. Bu durum, tek kişilik oyunlarda seyircinin bir süre sonra oyundan kopmasına neden olan tekdüzeliği silip, ilginin canlı tutulmasını sağlıyor.

Sonuç olarak metin, reji, kostüm ve oyunculuğun tutarlılığı bize erkekliğin erkeği nasıl ezdiğini kapsayıcı bir şekilde gösteriyor.
İd, Ego ve Süper Kahraman’ı bugün 21.00’de Aznavur Sahne’de izleyebilirsiniz.

ÖNCEKİ HABER

Savcı Bharara: Öğrendiğim ilk Türkçe kelime 'adalet'

SONRAKİ HABER

Aşırı sağcı İtalya İçişleri Bakanı Salvini polisleri savundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa