Bu bayram bu çocukların mı?

Bu bayram bu çocukların mı?

“Bu coğrafyada yüzlerce çocuk benim çocuğum gibi katledildi. Binlercesi zindanlarda. Taş atıyorlar diye kolları kırılıyor, üzerlerine ateş açılıyor bu çocukların. Dayak yiyorlar, işkence görüyorlar, ölüyorlar. Burada 23 Nisanı kim kutlayacak ki? Çocukları katledilen aileler mi, arkadaşları cezaevine atılan

Faruk Ayyıldız

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Kadın da olsa çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz ne gerekiyorsa yapacak’ dediği ve 7’si çocuk 13 kişinin yaşamını yitirdiği ‘28 Mart 2006 olayları’nın üzerinden 6 yılı aşkın süre geçti. Önceki gün ‘Çocuklar geleceğimizdir, her şeyimizdir’ propagandası eşliğinde kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Bölge halkı için kutlamaların yapıldığı bir bayram gününden çok polis ve asker kurşunuyla, havan topu ya da gaz bombasıyla katledilen çocukların acısının bir kez daha tazelendiği bir gün olarak geride kaldı.

28 Martta yaşanan olaylarda gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonrası hayatını kaybeden Lise Öğrencisi Mahsun Mızrak’ın babası Hasan Mızrak da çocukların infaz edildiği bir coğrafyada, ‘çocuk bayramı’ kutlanamayacağını söylüyor. “Bu coğrafyada yüzlerce belki de binlerce çocuk benim çocuğum gibi katledildi. Binlercesi hâlâ zindanlarda” diyen Mızrak, “Televizyondaki 23 Nisan kutlamalarını izleyince acı çekiyoruz. ‘Neden bizim çocuklarımız çocukluklarını yaşayamıyor’ diyoruz” sözleriyle anlatıyor duygularını. Hasan Mızrak’la hem Mahsun’un davasını, hem 23 Nisanı konuştuk.

Mahsun katledileli 6 yıl oldu. 28 Mart olaylarına ilişkin tek dava Mahsun’un katledilmesiyle ilgili açıldı. Dava hangi aşamada?
28 Mart olaylarında Mahsun 17 yaşındaydı. Lise öğrencisiydi. Olayların ardından tek kabul gören, açılan dava Mahsun ile ilgili oldu. 28 Mart olaylarının son günüydü Mahsun eve gelmedi. Başbakan da bir gün önce olaylara ilişkin ‘Kadın da olsa çocuk da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır’ demişti. Açıklamadan sonra çocuk eve gelmeyince hayatından endişe ettik. 3 gün yoktu ortalarda. Savcılığa, karakola dilekçeler verdik. 4. gün morgda bulduk çocuğumuzu. Hastanelerde kaydı bile yoktu. Kimliksizdir, teröristtir denilerek direkt hastanenin morguna götürülmüş. Dava açmak için savcılığa suç duyurusunda bulunduk. 3 yıl boyunca yani 2009’a kadar dava açılmadı. Valilik engelledi. Bölge İdare Mahkemesine yaptığımız başvurudan sonra açılabildi dava. Mahsun’un kafasına giren gaz bombası her poliste yokmuş. 3 özel harekatçı yargılanmaya başladı. İlk duruşmaya katıldılar, tutuklama talebinde bulundu avukatımız ama reddedildi. Duruşmalara katılma şartıyla tutuksuz yargılandılar. Ondan sonra ki duruşmalara da ‘görevdeler’ denilerek hiç katılmadılar. Onlar da üç gün boyunca çevre illerden çok sayıda özel harekatçının, Diyarbakır’a getirildiğini ve gaz bombasını sadece kendilerinin kullanmadığını söylüyorlardı. Zaten sonra da delilleri karattılar. Çocuğun kafasından çıkan gaz bombasını kaybettiler. Delillerin kaybedilmesini söz de soruşturuyor mahkeme. Son duruşma 15 Martta oldu ve 22 Mayısa ertelendi.

Davadan bir beklentiniz var mı?
Sürece baktığımız zaman mahkemeden bir beklentimiz olmadığını söyleyebilirim. Katilleri bulacaklarını ve cezalandıracaklarını sanmıyorum. Yargılanan üç özel harekatçı tutuklansaydı belki deliller yok edilemezdi ama onu da yapmadılar. Gaz bombası en önemli delildi ve kaybettiler. Ortada delil kalmadı.

23 Nisan Diyarbakırlı çocuklar için, sizin için ne ifade ediyor?
Sözde çocuklara armağan edilmiş bu bayram. Dünyada sadece Türkiye’de kutlanıyor diye övünülüyor ama maalesef  bizim çocuklarımızın bayramı değil. Bırakalım bayramı kutlamayı, yaşam hakları ellerinden alınıyor. Bu coğrafyada yüzlerce belki de binlerce çocuk benim çocuğum gibi katledildi. Binlercesi hâlâ zindanlarda tutsak, insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya. Taş atıyorlar diye gaz bombası yiyorlar, kolları kırılıyor, üzerlerine ateş açılıyor bu çocukların. Dayak yiyorlar, işkence görüyorlar, ölüyorlar. Bu durumdaki çocuklar için bayram ne anlama gelir? Savaş devam ettiği sürece çocuklara ait olmayacak bu bayram. Savaş sonra ermeden, ölümler bitmeden Bölge’de 23 Nisan kutlanmaz. Kim kutlayacak ki? Çocukları katledilen aileler mi, arkadaşları cezaevine atılan çocuklar mı yoksa cezaevinde kötü muamele gören çocuklar mı? Şimdi soralım; bu bayram bu çocukların bayramı mı?

Televizyonlarda 23 Nisan kutlamalarını izledik. Örneğin Başbakanın koltuğuna oturtulan çocuklar var. Bu görüntüleri izlemek neler hissettiriyor size?
Biz bunları izleyince acı çekiyoruz. ‘Neden bizim çocuklarımız çocukluğunu yaşamıyor’ diye. Neden eğlenmiyorlar, neden bayramı onlar da kutlamıyor diye. Bu iktidar da diğerleri gibi buraların çocuklarına düşmanca bakıyor. Başbakan talimat veriyor, çocuklar sokaklar da infaz ediliyor. Çocukları öldürenler de saklanıyor, korunuyor. Uğur Kaymaz’ı kim unutabilir? 12 yaşındaydı Uğur ve 13 kurşunla katledildi. Katilleri yargılandı, beraat ettirildi.

Mahsun öldürüldüğünde Mazlum henüz 10 yaşındaydı. Biz de o kötü etkilenmesin diye evden bir süre uzak tuttuk ama ne kadar yeterli olabilir ki? Savaşta abisini kaybetmiş çocuk… Evde kimsenin acısı dinmiyor, alışmanın mümkünü yok. O da bizim gibi zaman zaman oturup gözyaşı döküyor, abisini özlüyor.

Cezaevlerinde sayıları hızla artan TMK mağduru çocukların yaşadığı işkence sürekli gündemde. Bu durum Diyarbakır’da nasıl konuşuluyor?
Bu çocukların bir an önce dışarı çıkması ve ailelerine kavuşması gerekiyor. Devlet çocuğu taş attığı için alıyor cezaevine atıyor. Sözde bu çocuklar cezaevinde devletin korumasında ama her türlü insanlık dışı muameleyi görüyorlar. Bu kadar sarsıntı yaşayan bir çocuk dışarı çıktığı zaman yaşadığı topluma nasıl ayak uydurabilecek? Bir daha normal bir yaşama nasıl alışabilecek? Alışamıyorlar da zaten uyum sağlayamıyorlar.

Polis Haftası ve 23 Nisandan dolayı şehrin panolarında polislerin çocuklarla çekilmiş ve ‘polisin ne kadar şefkatli olduğunu’ anlatan fotoğrafların yer aldığı afişler var. Bu size ne hissettiriyor?
Bunlar tamamen göstermelik. Bölgedeki polislerin, çocuklara yaklaşımı ortada. Çocuklar sokak ortalarında infaz ediliyorken, kolları kırılıyorken bu afişler inandırıcı gelmiyor. Şehirde 23 Nisan kutlamasına götürülen çocukların bir çoğu zorla götürülüyor. Sınıfta kalma tehdidi başta olmak üzere birçok baskıyla karşılaşıyorlar.

Oğlunu kaybetmiş bir baba olarak talepleriniz nelerdir?
Bu halkın taleplerine artık kulak verilsin. Eşit, özgürce yaşamak istiyoruz. Talepler karşılanmadığı sürece bu acılar yaşanmaya devam edecek. Çocuklar ölecek, tutuklanacak, taş atacak. 23 Nisan Bölge’de bayram günü değil yas günü olarak kalacak. (Diyarbakır/EVRENSEL)


28 MART 2006’DA NE OLMUŞTU?

Muş’un Şenyayla kırsalında 24 Mart 2006’da çıkan çatışmada 14 HPG’linin yaşamını yitirmesinin ardından Diyarbakır’da düzenlenen cenaze töreninde başlayan ve bir çok kente sıçrayan olaylarda Diyarbakır’da Halit Söğüt (78), Mustafa Eryilmaz (26), Tarık Ataykaya (22), Mehmet Akbulut (18), Mehmet Işıkçı (19), Abdullah Duran (9), Enes Ata (8), Mahsum Mızrak (17), Emrah Fidan (17), İsmail Erkek (8), Batman’da 3 yaşındaki Fatih Tekin, Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ise Ahmet Araç (17) ve Mehmet Sıddık Önder (22) yaşamlarını yitirmişti. Olaylar sırasında partisinin il başkanları toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, “Güvenlik güçlerimiz çocuk da olsa, kadın da olsa eğer terörün maşası haline gelmişse, gerekli müdahale ne ise bunu yapacak” demişti.

www.evrensel.net