Yüksek: Çözüm için bir çıkış yakalamak istiyoruz ama paramiliter güçler devreye sokuluyor

Yüksek: Çözüm için bir çıkış yakalamak istiyoruz ama paramiliter güçler devreye sokuluyor

DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek: "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve etrafındakiler çözüm süreci ve ülkeyi ileriye götürme derdi yok. Ülkeyi tekçi bir yönelime götürüyor. Şehir savaşları ve terörle mücadeleden çok tekçi bir hükümet dayatılıyor. Biz çözüm konusunda yeniden bir çıkış yakalamak istiyoruz" dedi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, yaşanan çatışmalı ortam ve partilerine yönelik baskın ve çözüm ortamının oluşabilmesi için neler yapılabilmesine dair değerlendirmede bulunduğu bir basın toplantısı düzenledi. Yüksek özetle, " Cumhurbaşkanı Erdoğan ve etrafındakiler çözüm süreci ve ülkeyi ileriye götürme derdi yok. Ülkeyi tekçi bir yönelime götürüyor. Şehir savaşları ve terörle mücadeleden çok tekçi bir hükümet dayatılıyor. Biz çözüm konusunda yeniden bir çıkış yakalamak istiyoruz. Şehir savaşlarında bu güvenlik politikalarından vazgeçerse KCK ile görüşebiliriz. Bu çerçevede oluşmuş bir irade var" dedi. Yüksek, ayrıca önemli bir iddiada da bulunarak, iç savaş hazırlığı yapıldığını, paramiliter güçlerin eğitildiğini belirterek, " İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın sorumluğunda ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın organize ettiği ve farklı bir yapılanmanın olduğunu biliyoruz. 250 bin kişinin içerisinde olduğu bir paramiliter güç oluşturulduğunu görüyoruz. Bunların teknik eğitimler aldığının bilgisini alıyoruz" dedi. 

'SAVAŞI SÜRDÜRENLERE KARŞI CESUR GAZETECİLERE İHTİYAÇ VAR'

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Lokali'nde gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısında bir araya gelen DBP Eş Başkanı Kamuran Yüksek önemli açıklamalarda bulundu. 

Toplantıya gazetecilerin yanı sıra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı, HDP Milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Feleknas Uca ile HDP ve DBP İl Eş Başkanları ve çok sayıda parti yöneticisi katıldı. 

Yüksek, bu süreçte işi en zor olanların basın emekçileri olduğunu belirterek, gazetecilerin böylesi süreçlerde de üzerine çok şey düştüğünü ifade etti. Savaş ortamlarında iktidarın baskı kurduğunu ve verdiği bilgiler dışında başka bilgiyi görmek istemeyeceğini anlatan Yüksek, demokrasi ve özgürlük mücadelesi zor da olsa mücadele vermek gerektiğini dile getirdi. Yüksek, “Geçmişte hakikatte ısrar için çok ağır bedeller verilmesine rağmen üzerine gidip gerçeği yazdılar. Gerçek çok güçlüdür yeter ki savunanları olsun peşinde koşanlar olsun. Cesur gazetecilere ihtiyaç var. Mazlumlar yeterince seslerini duyuramıyor. Savaşı yürütenlerin hükümetin iktidarın sesi daha yüksektir. Kimsenin sesinin çıkmasını istemiyor” diye konuştu. 

'2009 KCK OPERASYONLARI YENİDEN DEVREDE'

DBP yöneticilerinin gözaltına alınmasını ve artan baskı ortamına dikkat çeken Yüksek, Şu an biz basın toplantımızı yaptığımız sırada bile hala gözaltına bulunan birçok arkadaşımız var. Gözaltı dalgası yeniden başladı. 2009’da KCK operasyonları dönemini hatırlıyoruz. O zaman ben de alınan ve tutuklananlar arasındaydım. O dönemleri hatırlamakta yarar var. 9 Nisan 2009 ’da KCK operasyonları olduğunda 13 Nisan’da da ateşkes ilan edilmişti. O zaman yapılan operasyonlar çözüm sürecini engelleyen bir operasyondu. O süreçte de Oslo süreci vardı. Ve o sürecin sekteye uğranmak istendiğini söylemiştim. Aylarca süren bir linç kampanyası sürdürülmüştü. Çok sonra bu operasyonu birlikte yapan hükümet onlara operasyon yaptı. Sonrasında herkes beraat ederken, KCK davaları hala duruyor. Her zaman böyle operasyonların arkasında siyasi nedenlerin olduğunu biliyoruz. Bugün de Türkiye'yi şiddet sarmalında çıkarma çabaları varken, siyasal bir çözüm çabaları cılız da olsa sürerken böyle operasyonlar sürdürmek istiyor" dedi. 

'OPERASYON DALGASI ERDOĞAN VE EKİBİ TARAFINDAN YAPILIYOR'

Belediyelere de yönelik de ciddi yönelimlerin olduğunu kaydeden Yüksek, "seçimle alamadığı için şimdi farklı bir yönelim var. Haftalarca müfettişler gelip incelememeler yaptı ama bir şey bulamadı. Belediyelerimizi yıpratacak hiçbir şeye rastlamadılar. Şimdi bir bakan eğer belediyeler gerekenleri yapsaydı 'Bu yaşananlar olmazdı' diyor. Belediye nasıl engelleyebilir. Ordunuz var siz baş edemiyorsunuz. Bir de belediyelerin asayişleri sağlamak diye bir sorumluluğu da yok. Belediyelerimizi de sorumlu gösterip bu sürecin içine çekmek istiyor. Tümü yalan ve iftiradan ibarettir. Hukuk dışı hiçbir faaliyeti yoktur belediyelerimizin. Yapılan operasyonlar kayyım atama, belediye başkanlarımızı görevden almak için yapılmış bir operasyon olduğunu düşünüyoruz. Birçok belediye başkanımız görevden alıp, tutukladı. Başlatılan operasyon dalgası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve etrafındaki kişilerin bir yönelimi olduğunu biliyoruz" diye konuştu. 

ÖNEMLİ İDDİA: İÇ SAVAŞ İÇİN 250 BİN KİŞİLİK PARAMİLİTER GÜÇ EĞİTİLİYOR

Yüksek sık sık konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu süreç için özel bir ittifak kurduğuna vurgu yaparak değerlendirmelerini ise şu şekilde paylaştı; "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve etrafındakiler çözüm süreci ve ülkeyi ileriye götürme derdi yok. Ülkeyi tekçi bir yönelime götürüyor. Şehir savaşları ve terörle mücadeleden çok tekçi bir hükümet dayatılıyor. Açıkçası 92 sürecine benzer bir konsept oluştuğunu görüyoruz. Turgut Özal’ın şaibeli ölümünden sonar Doğan Güreş ve Demirel etrafında şekillenen savaş konsepti oluştu. Ve çok sayıda faili meçhul cinayetleri yaşandı. Şimdi de benzer bir ittifak bir durmalı karşı karşıyız. MHP içinde olan bir kanatın içinde olduğu Doğu Perinçek ve CHP içinde küçük bir grup da olsa var. Bunu sürdürmek isteyen grup başka hazırlıklar içindedir. Sedat  Peker ve benzeri şahıslar çok gündeme geldi. Bunlar mitingler yapıp çağrılar yaptı. Artık gelin devletin himayesine girin şeklinde. Bunların çağrısı yapılıyordu. Bunun ne olduğunu gördük. Efkan Ala'ın sorumluğunda ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın organize ettiği ve farklı bir yapılanmanın olduğunu biliyoruz. 250 bin kişinin içerisinde yer aldığı bir güç oluştuğunu görüyoruz. Bunların teknik eğitimler aldığını bilgisini alıyoruz. Otellerde yaptıkları toplantılar var. Osmanlı ocağı neye hazırlanıyor. İç savaşa hazırlık paramiliter bir güç mü hazırlanıyor? Yerli ve mili polis teşkilatından bahsetti Erdoğan. Şu an polis milli ve yerli olmadığını anlıyoruz. Bir kısmı polis içine bir kısmı da bekçilik sistemi içine mi yerleştiriyor. Diğer kısmı sokaklarda nasıl kalacak. Toplamda bir yere bağlı bir örgütleme var. Acaba bu bahsedilen tekçi saray sistemi başkanlık sistemi bunlar saray hafıza birimleri mi olacak". 

'YA BİR YOL BULUNMASI YA DA YÖNETİMİN DEĞİŞMESİ LAZIM' 

Türkiye'nin şiddet sarmalından hızla uzaklaşması gerektiğine vurgu yapan Yüksek, çatışmalı ortamlarda şimdiye dek 850 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiğini açıkladı. Bu rakamlara kolluk birimlerinden sayıların da eklendiğinde binlerce kişinin yaşamını yitirdiğine vurgu yapan Yüksek, "Hala devam eden bir şehir savaşını yaşıyoruz. 768 gündür sokağa çıkma yasağı devam ediyor. Türkiye tarihinde de böyle bir şey yok. Bu konsept çok güçlü değil. İttifak eden güçler çok güçlü değil. Erdoğan la ittifak kuranlar Ergenekon’da yargılanan kişilerdir. Şimdi daha büyük düşman olarak ilan ettiği kürleri muhalif siyaseti ezmek için ittifak kurmuş durumda. Ülke yönetemez durumda. Kürdistan illerinde devlet otoritesinin olduğunu görmüyoruz. Kentler boşaltmış sosyal hayat yok ekonomi çökmüş. Bu sistemin tıkandığını söyleyebiliyoruz. Batıda da insanlar sokağa çıkamıyorlar. İnansalar mutlu değil.

Bunların hepsi akıllara getiriyor. Olası bir darbeye karşı askeri yapısını mı oluşturuyorlar. Dolayısıyla ülke açısından daha fazla kaygı duyması lazım. Ya bir yol bulunması lazım. Ülkedeki bütün kesimlerle eşit barış içinde bir ortama gelmesi lazım yada bu yönetimin değişmesi lazım. Eğer politikalar değişmiyorsa toplum yönetimi değiştirmeli. Biz buna mahkum yaşayamayız. Toplumun kısa bir önce bu istiklal savaşı değil iktidar savaşı olduğunu görüp buna karşı duymalıdır. Türkiye'yi geleceğe taşıyacak yeni bir iradenin oluşması lazım." diye devam etti. "Yeniden bir çıkış yakalamak istiyoruz. Çözümün ve barışın muhatabı Öcalan dır. Başlanacaksa bir süreç sayın Öcalan'ın özgür olduğu. Nelson Mandela’nın koşullarındaki gibi olmalıdır" diyen Yüksek partinin önümüzdeki ay kongre yapacağını da duyurdu Yüksek, "Önümüzdeki ay kongreye gideceğiz DBP olarak. Daha geniş bir yönetim yapısıyla gideceğiz. Mayıs ayı içerisinde yapacağız. Batıda da örgütlenmelerimiz olacak. Ankara da kitlesel bir şekilde yapacağız. DBP'yi artık daha fazla göreceksiniz" dedi. 

'GÜVENLİK POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLİRSE KCK İLE GÖRÜŞEBİLİRİZ'

Silopi’de Nusaybin Şırnak ve Yüksekova'da sıkı yönetim uygulandığını belirten Yüksek, 
"Şehir savaşlarında bu güvenlik politikalarından vazgeçelirse KCK ile görüşebiliriz. Bu çerçevede oluşmuş bir irade var. Yıllarca bazı temaslar oldu. Kimin ne yapması gerekli konusunda çok net bir yol var" diyerek de sürece ilişkin bir tartışma ve çözüm yolunun açılabileceğinin çağrısını yaptı. 

Çözüm konusunda çabaların olduğunu ancak cılız olduğunu söyleyen Yüksek, "Cılız da ola etkili oluyor bazı çabalar. Davutoğlu "2013 yılına dönelim" diyor Cumhurbaşkanı 'nereye dönüyorsun' diyor. Kafa karışıklığı yaşayan bir hükümet var. Birçok kesim de müzakerelere dönülsün istiyor. Suriye ve ırak gibi bir süreç yaşarsa batı açısından da zor bir süreç olur. Şu an ki süreçten endişe duyuyorlar. Fakat Cumhurbaşkanı ve ekibi kesinlikle buna müsaade eden bir durumu yoktur" dedi. Yüksek, çözüm çağrıları ve silahsız bir ortamın sağlanması için de DTK etrafında bir araya gelinerek kimi adımların yakın zaman da atılacağını da açıkladı. (Diyarbakır/EVRENSEL) 

www.evrensel.net