11 Nisan 2016 04:57

Mısır, Suudi Arabistan’ın parasına teslim

Mısır, Suudi Arabistan’ın parasına teslim

Paylaş

Arap basınında Suudi Kralı Salman Abdulaziz’in Mısır ziyareti öne çıkarken, Suriye, Libya, Yemen yine gündemdeki yerlerini korudu. Raialyoum ise başyazısında Türkiye-İsrail görüşmelerini değerlendirdi. Gazete, “Erdoğan niçin Moskova ile değil de Tel Aviv ile ilişkileri normalleştiriyor?” diye sordu.

SALMAN SİSİ’Yİ SATIN ALDI

Lübnan’da yayınlanan el Ahbar’da, Ahmed Cemaleddin imzalı yazıda Suudi Kralı Salman’ın Mısır’dan bir dizi imtiyaz ve Kızıldeniz’de iki ada almakla kalmadığını aynı zamanda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin bağlılığını da satın aldığını yazdı. Salman’ın, Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzeltilmesi için de şahsen ilgilenme sözü verdiği de öne sürüldü. Mısır gazetesi el Badil, Kral Salman’ın ziyaretinden hemen bir gün önce Nil Sat uydusu yönetiminin, Lübnan Hizbullahı’na ait olan el Manar Televizyonu’nun yayınını durdurmasını “siyasi bir karar” olarak değerlendirdi. Gazete, “Kahire yönetiminin bu adımı, Hizbullah’ın geçtiğimiz haftalarda Körfez ülkelerinin baskısıyla Arap Birliği tarafından terör örgütü ilan edilmesinden sonra gelmesi dikkat çekici” yorumunu yaptı.

SUUDİ ARABİSTAN’A İMTİYAZ

BBC Arapça çok sayıda Mısırlı siyasi muhalifin Abdulfettah Sisi’yi Suudi Arabistan’a “imtiyaz” vermekle eleştirdiklerini yazdı. Middle East Haber Sitesi ise Kral Salman’ın, Mısır ziyareti kapsamında Ezher şeyhi Ahmed Tayyib ve Kıpti Ortodoks Kilisesi’nde Papa Teodoros II’yi ziyaret ederek Mısır’da ve dünyada hoşgörü çağrısı için bir mesajı vermek istediğine dikkat çekti. Mısrelyoum gazetesi ise “Kızıldeniz üzerinde inşa edilecek köprü Suudi Arabistan’ı Mısır’a bağlayacak” başlıklı haberinde, Sisi’nin, yeni köprüye ‘Kral Salman ve Skyes Pickot Köprüsü’ adının verilmesini önerdiğini öne sürdü.

LİBYA’DA IŞİD’İN GÜCÜ İKİYE KATLANDI

Arap basınında ön sıralarda yer alan diğer bir gündem de Libya’daki gelişmeler. İki hükümetli ve iki parlamentolu Libya’da, Ulusal Mutabakat Hükümeti kurulmuş olmasına rağmen hâlâ birlik sağlanabilmiş değil. Libya, IŞİD ve benzeri cihatçı örgütler için bulunmaz nimet olarak değerlendiriliyor. Middle East, “ABD Afrika Kuvvetleri başkanı, İslam Devleti’nin (IŞİD) Libya’daki savaşçılarının sayısının bir yıl gibi bir sürede ikiye katlanarak 6 bine ulaştığına dikkat çekti” diye yazdı.

YEMEN’DE EN BÜYÜK KAZANAN EL KAİDE

Rusya el Youm, başlangıçta el Kaide’nin Yemen’de sadece iki vilayette ve bazı bölgelerde etkili olduğuna dikkat çekerek, Yemen’de “en büyük kazanan el Kaide” diye yazdı. Gazete, “Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Abd Rabbuh Mansur Hadi’ye destek için savaşa müdahil olmasıyla, başta el Kaide ve diğer terörist gruplar kendilerine daha fazla yayılma ve etkinlik alanı buldular” yorumunu yaptı. Ürdün’de yayınlanan al Rai gazetesi yazarı Dr. Fahd al Fanik ise IŞİD’in dünya genelindeki yükselişine dikkat çekti. Fanik, IŞİD’in “sadece Suriye ve Irak’ta değil aynı zamanda Mısır (Sina), Cezayir, Libya, Suudi Arabistan, Yemen, Afganistan, Nijerya, Pakistan ve Kafkasya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada askeri bir varlık haline geldiğini” belirterek, IŞİD’in yaygın bir imparatorluk haline geldiğini yazdı.


KRAL SALMAN SİSİ’NİN BAĞLILIĞINI SATIN ALDI

Ahmed CEMALEDDİN 
el Ahbar

Kral Salman’ın Mısır’ı ziyareti sırasında Mısır başbakanı Şerif İsmail ve Prens Muhammed bin Salman arasında Mısır ve Suudi Arabistan arasında deniz sınırının belirlendiği bir anlaşma imzalandı. Maddelerinin çoğu açık olmayan bu anlaşma -kaynakların verdiği bilgilere göre- Kızıldeniz’de petrol ve doğalgaz konusunda kimin nerede keşif ve arama yapacağını içeriyor. 

Bu anlaşmada Helayib ve Şelatin bölgeleri Sudan’ın tepkisini çekmemek için istisna olarak dışarda kalıyor. Zira Sudan yönetimi bu bölgelerin Sudan’a ait olduğunu iddia ediyor.

Görünen o ki içeriği tam olarak anlaşılmayan anlaşma, daha önce iki ülkenin heyetleri arasında yapılan görüşmelerin ve karşılıklı ziyaretlerin neticesinde son şeklini aldı. Alınan bilgilere göre bu anlaşma Mısır’a bağlı olan Kızıldeniz’deki iki ada Tiran ve Senafir, Suudi Arabistan’a bağlanacak. Bu iki ada 1950’lerden bu yana Mısır’ın egemenliği altında bulunuyor. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’in onayına sunulmadan parlamentodan geçmesi gerekiyor. 


KRAL’IN ZİYARETİNDEN BİR GÜN ÖNCE EL MANAR  TELEVİZYONU’NUN YAYININI DURDURDU

el Badil

Kral Salman’ın ziyaretinden hemen bir gün önce Nil Sat uydusu yönetimi, Lübnan Hizbullahı’na ait olan el Manar Televizyonu’nun yayınını durdurdu. Nil Sat yönetimi buna gerekçe olarak da kanalın yayın sözleşmesine aykırı davranması ve mezhep gerilimini arttırması olarak gösterildi. 

El Manar televizyonunun Nil Sat’tan çıkarılması diğer Lübnan kanallarının yayınlarının durdurulmasından farklı bir durum arzediyor. Zira daha önce Nil Sat tarafından yayını durdurulan Lübnan televizyon kanallarının yayınlarının kesilmesi ekonomik gerekçelerden kaynaklanmıştı. Ancak el Manar Televizyonu’nun yayınının durdurulması tamamen siyasi sebeplere dayanıyor.  

Kahire yönetiminin bu adımının, Hizbullah’ın geçtiğimiz haftalarda Körfez ülkelerinin baskısıyla Arap Birliği tarafından terör örgütü ilan edilmesinden sonra gelmesi dikkat çekici. Gözlemcilere göre ise el Manar’ın, Nil Sat’tan çıkarılması Mısır ve Suudi Arabistan’ın anlaşması neticesinde gerçekleşti.

Suudi Arabistan, 2015 yılında Mina kentinde meydana gelen ve yüzlerce hacının hayatını kaybetmesine yol açan Hac faciasından sonra el Manar ve Meyadeen televizyonlarını Arabsat’tan çıkardığını duyurmuştu. 

Yine gözlemcilere göre uydudan çıkarma kararı, 2006 yılında Hizbullah ile savaşında el Manar’ın merkezini hedef alan ancak televizyonun yayınını durdurmayı başaramayan İsrail’in çıkarlarına hizmet eden bir adım oldu.


RUS-AMERİKAN UZLAŞISININ KADERİNİ CENEVRE VE HALEP BELİRLEYECEK

el Naşra

Suriye’deki son gelişmelere bakıldığında, Tedmür kenti ve diğer bazı bölgelerin Suriye ordusu tarafından ele geçirilmesi ve Nusra Cephesi’nin “ılımlı” adı altındaki bazı gruplarla beraber Lazkiye ve Halep kırsalı cephelerini tekrar açma çabaları, ilan edilen ateşkesle zuhur eden Amerikan-Rus uzlaşısını yol ayırımına getirdi.  

Son dönemlerde Suriye ordusunun bazı birliklerini kuzey cephesine nakledeceğinden ve oradaki duruma kesinlik kazandırmayı amaçladığından bahsediliyor. Zira ateşkes ilan edilmeden önce söz konusu kuzey cephesinde önemli başarılar elde edilmişti. Kaynaklara göre Halep Cephesi, Suriye’deki gelişmelerin kesinlik kazanması açısından önemli bir rol oynayacak. Hatta burada meydana gelecek gelişmeler, Rusya ve Amerika tarafından varılan uzlaşmayı da tehdit ediyor. 

Aynı kaynaklar, Amerika’nın Rusya ile varılan uzlaşmanın boşa çıkmasından veya bozulmasından yana olmadığını belirtiyor. Ancak ABD, aynı zamanda bu uzlaşının Suriye lideri Esad’ın lehine olmasını da istemiyor. Aynı zamanda Tedmür’ün Suriye ordusu tarafından IŞİD’in elineden geri alınmasına benzer bir senaryoyu da istemiyor. 

Sonuç olarak, Cenevre görüşmeleri ve Halep Cephesi, yeniden gözden geçirilmesi ve güçlendirilmesi gereken Rus-Amerikan ittifakının kaderini belirleyecek.


YEMEN’DEKİ SAVAŞIN EN BÜYÜK KAZANANI EL KAİDE

Rusya el Youm

Husiler’in Sana’ya girmesi ve savaşın genişlemeye başladığı dönemlerde el Kaide, Yemen’de sadece iki vilayet ve bazı bölgelerde etkiliydi. Ancak savaşın giderek ülkenin bütün kentlerine yayılmaya başlaması ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Abd Rabbuh Mansur Hadi’ye destek için savaşa müdahil olmasıyla, başta el Kaide ve diğer terörist gruplar kendilerine daha fazla yayılma ve etkinlik alanı buldular. 

Koalisyonun bombardımana başlamasından bir ay sonra, el Kaide Hadramut vilayetine girdi. Buradaki askeri birliklerin yerlerinden ayrılmasıyla birçok silaha da el koydu. Bunun yanı sıra oradaki bankalara ve petrol şirketlerine de el koydu. Özellikle sahil bölgelerinde askeri birliklerin yokluğundan istifade eden örgüt buradaki petrolün çıkarılmasını ve satışını kontrol etmeye başladı.  

Savaştaki tarafların mezhepçi söylemleri de kırsal yerlerde kendine etkinlik alanı yaratmış olan örgütün işine yaradı. Bu mezhepçi söylemler karşısında el Kaide, belli bir mezhebe karşı belli bir mezhebi savunan örgüt olarak takdim etmeye de başladı. 

Bugün gelinen noktada ise koalisyon ve ABD’nin, bu savaşın en büyük kazananının el Kaide olduğunu idrak etmelerinin ardından Husiler ile Cumhurbaşkanı Hadi arasında bir uzlaşmayı desteklemeye başladılar. Husiler ile Hadi arasındaki görüşmelerden bir barış çıkarsa, savaşın ağır sonuçları altında ezilen, en az 6 bin kişinin hayatını kaybettiği ve halkının çok büyük bir çoğunluğunun açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı Yemen’de terörle mücadele için yeni bir savaş başlayacaktır. 


ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI
Dr. Fahd FANİK
al Rai

Ürdün Kralı Abdullah II’nin teröre karşı yürütülen savaşı üçüncü dünya savaşı olarak adlandırması bir abartı değil. IŞİD, kendine Rakka’yı başkent olarak alan Suriye ve Irak topraklarının bir kısmına dayalı haydut bir devlet değildir.  IŞİD yaygın bir imparatorluk haline geldi.

Şehirleri ve toprakları denetimleri altında bulunduran çok sayıda terör örgütü gittikçe IŞİD’e katıldı kendi bulundukları alanlarda İslam Devletini ilan ettiler. Böylece IŞİD, sadece Suriye ve Irak’ta değil aynı zamanda Mısır (Sina), Cezayir, Libya, Suudi Arabistan, Yemen, Afganistan, Nijerya, Pakistan ve Kafkasya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada askeri bir varlık haline geldi.

Bu imparatorluğa karşı savaşın Kuzey Suriye ve Batı Irak toprakları ile sınırlı kalması doğru değildir. Tam aksine IŞİD’e ve Bağdadi’ye bağlılıklarını ilan eden bütün devletleri kapsamalıdır. Avrupa, Amerika ve birçok Arap ülkesinde uyuyan hücreleri saymıyorum bile.


TÜRKİYE VE İSRAİL NASIL BİR ANLAŞMANIN PEŞİNDE?

Rai al Youm
Başyazı

Erdoğan niçin Moskova ile değil de Tel Aviv ile ilişkileri normalleştiriyor? Yakında yapılacak olan anlaşma nedir? Gazze limanı bunun örtüsü mü olacak?

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, resmi beyanında, Türkiye ve İsrail arasında bir yakınlaşma olduğunu onayladı. İki taraf da 2010 yılından bu yana soğuk olan ilişkilerin normalleştirilmesi için; özellikle İsrail deniz komandolarının müdahale ettiği ve açlık ablukasını kırmak için içinde bulunan 10’a yakın kişinin öldüğü “Marmara” gemisi ile ilgili olarak son rötuşların yapılmasının hızlandırılması konusunda anlaştı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ilişkilerin normalleştirilmesini üç şarta bağladı: Birincisi İsrail’in işlediği suçtan dolayı açık bir özür dilemesi, ikincisi şehitlerin ailelerine tazminat ödenmesi, üçüncüsü Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması. Başbakan Ahmet Davutoğlu İsrail’in üç koşula cevap verdiğini ima etti. Belki de imzalar bir sonraki görüşmede atılacak.

Burada dikkat çekici iki nokta vardır. Birincisi; görüşmelerin içiriği ile ilgili açıklamalar, İsrail’den değil genellikle Türkiye tarafından gelmektedir. İkincisi; bu görüşmelerin maddeleri hâlâ gizlidir. Lakin görüşmelerin uzaması aşılması gereken engellerin olduğunu göstermektedir. 

Biz, Türkiye’nin öne sürdüğü ilk iki şartın “özür ve tazminat vermenin”  zorluğu oluşturan şartlar olduğunu düşünmüyoruz. Netanyahu kendisi özür diledi. Daha doğrusu Obama’nın talebi ile telefonla özür diledi. Türkiye Cumhurbaşkanı iki hafta önce İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin’i Türkiye’nin IŞİD’in gerçekleştirdiğini ilan ettiği İstanbul patlamasında ölen beş İsrailli için aradı. İsrail hükümeti birden çok sefer şehitlerin ailelerine tazminat ödemeye hazır olduğunu ifade etti.

Bize göre sorun, Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılmasını isteyen üçüncü şarttadır. İsrail bu adıma şiddetle karşı çıkmaktadır. Türkiye’nin öne sürdüğü bütün önerileriyle onlarca yıldan beri devam eden ablukanın hafifletilmesinde bir çözüme ulaşması mümkün değildir.

Burada ortaya çıkan soru iki taraf arasında bu mesele ile ilgili varılan anlaşmadır. Tahminde bulunacak olursak Türkiye’nin önerisi Avrupa ülkelerinin gözetiminde imzalanan “Refah geçiş anlaşması” gibi Gazze limanı ile Kıbrıs Türk kesimi arasında İsrail’in ve uluslararası güvenliğin gözetiminde bir deniz hattı oluşturmak mı? Bu anlaşmanın merkezinde bu mu var?

Bu soruya net bir cevabımız yok. Lakin şunu söylemek mümkün; Cumhurbaşkanı Erdoğan için İsrail, Rus uçağının düşürülmesinin gölgesinde gerginleşen Rusya ilişkileri ve Rus tehdidi nedeniyle ortaya çıkan kuşatmayı yarmanın barınağı. 

ÖNCEKİ HABER

Vergi kaçıran siyasilere rahat yok: İngiltere Başbakanı Cameron da zorda

SONRAKİ HABER

İngiltere'de yasalardaki aile içi şiddet tanımı genişletiliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa