Savaş ve sömürü politikalarının istikrarı!

Savaş ve sömürü politikalarının istikrarı!

Ülkenin her yanında bombalar patlıyor. Türkiye’deki egemen sınıflar ve hakim sınıfların bugünkü temsilci olarak AKP’nin Suriye’ye her vesileyle müdahale etme, en gerici çetelerle işbirliği yaparak mezhepçi-ırkçı politikalarla bölgede bir pozisyon edinme çabası, Türkiye’yi bir çatışmanın içine çekiyor. Kürt sorunun eşitlik ve özgürlük temelinde çözümü yerine şiddete dayalı devlet politikası, onlarca insanın katledilmesi, çatışmanın giderek yayılması sonucunu doğuruyor. Hükümet ve sermaye ise hala ‘huzuru getireceğiz’ diyerek hem içerdeki hem de dışardaki savaş ve katliamlara gebe olan politikalarını sürdürüyor. 

BÖYLE OLUR SERMAYE HÜKÜMETİNİN POLİTİKASI!

Diğer taraftan işçi ve emekçilerin yaşam koşulları giderek kötüleşiyor. Sadece şubat ayında 140 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İş güvenliği önlemleri almayan, işçilerin bu koşullara karşı sendikalaşmasını engelleyen, iş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi için eylem yapan işçilere müdahale eden polis ve devlet aygıtı, her türlü güvencesizliği, kar için meşru hale getirerek her ay yüzlerce işçinin iş kazası geçirmesini, ölümünü izliyor. Ankara’nın göbeğinde patlayan bombalar da her ay artık yüzlerce ifade ettiğimiz iş cinayetinde katledilen işçiler de sermaye hükümetinin politikalarının bir sonucudur.
Hükümet iki durumda da taziye mesajı açıklamakta, sorumluluğu kendi dışında tarif etmekte ama her gün ırkçı-mezhepçi politikalarını dayanak yaparak işçi ve emekçilerin, kadınların ve gençlerin üzerindeki baskısını arttırmaktadır; özgürlükleri askıya alıyor, savaş politikalarını sürdürüyor, kiralık işçilik, 657 ve kıdem tazminatının kaldırılması gibi yeni yasalarla iş ve çalışma koşullarını ağırlaştırıyor. Ama politikalarının sonuçlarından muaf oluyor!

NERDEN BAKSAN İSTİKRAR!

Ülkemizde henüz oyun çağında1 milyon çocuk işçilik yapıyor. Her yıl yeni 100 bin çocuk ekleniyor bu kara istikrar tablosuna. Ülkemizde çocuk işçiliği; eğitim sisteminin artan sorunları, ailenin yoksullaşması, devlet desteğinin azalması, eğitimin ticarileşmesiyle birlikte yoğunlaşmış, geleceksizlik Türkiye gençliğinin kaderi olarak ilan edilmiştir.
Toplumsal eşitsizliğin bu haliyle sürmesine övgüye dönüşüyor Cumhurbaşkanı’nın konuşmaları. Hükümet kadının eşitliğinin ekonomik özgürlükten geçmediğini ilan ediyor! Her gün 5 Kadın bu eşitsizlikten aldığı payla katlediliyor. 
Çocukların, kadınların, işçilerin, halkların gençlerin yararına olmayan bu politikalar tek bir gerçeğin altını çiziyor. Bir avuç sermayedarın, bir avuç zenginin çıkarınadır bu politikalar. Eğer onların düzenleri sürüyor, karları ve servetleri artıyorsa, işçilerin ölmesi, halkların katledilmesi, bu düzenin bombalar altında devam etmesi sorun olmuyor. Bu nedenle bugün yaşananlar en kanlı yöntemlerle, insanca olmayan yaşam ve çalışma koşulları içinde iktidarlarını sürdüreceklerinin de ilanıdır egemenlerin.

SAVAŞ VE SÖMÜRÜ POLİTİKALARININ KARŞISINA DİKİLMELİYİZ

Her milliyetten Türkiye gençliği baskı ve şiddetle taleplerinin ve geleceğinin zapturapt altına alınamayacağını göstermek için birleşmelidir. Böyle bir karşı çıkış örgütleyemediğimiz, birlikte bu karanlığa dur demediğimiz her koşulda, patronların hükümeti kendi düzenini sürdürmek için en gerici, en kanlı yollara başvurmayı sürdürecek.
Bizler işte bu sebeple savaş ve sömürü politikaları karşısında, geleceğimiz için, eşitlik ve özgürlük temelinde bir barışı daha güçlü haykırmak, içeride ve dışarıda savaş politikalarına dur demek, bilimi, inanç özgürlüğünü, insanca bir yaşamı savunmak için bir araya gelmeye çağırıyoruz. 

 

www.evrensel.net