10 Nisan 2016 13:21

Oscar ödüllerine başka bir pencereden bakmak

Oscar ödüllerine başka bir pencereden bakmak

Paylaş

Zana DEMİR
Çukurova Üniversitesi
     

Dünya Savaşlarından bile daha fazla ilgi çeken bir seremoni: Oscar. Kırmızı halının ucunda devasa hacme ulaşan sinema sektörü. İhtişamına hiçbir şeyin gölge dahi düşüremediği gösterideki herkesin gülümsediği, ödül kazananların ise koltuklarının Everest zirvelerinde dolaştığı bir kültürel emperyalizm şahikası.

KİM NEYE KANAAT GETİRİYOR?

"Akademi ödülleri" olarak da telaffuz edilen payeye hak kazanabilmek için filmin 40 dakikadan uzun, ABD'nin Los Angeles şehrinde en az bir hafta süreyle gösterimde kalması şartı aranmaktadır. Ardından hikmetinden sual olunmaz 5800 akademi üyesinin çeşitli entrika ve ihtirasları neticesinde kanaat ettiği kişilerin kırmızı halı geçidi başlar. Bu kanaatler çoğu zaman şaibeli niteliktedir. İki örnekle açıklayabiliriz. Birincisi, 2013 yılında sanatsal anlamda vasatı aşamayacak nitelikteki argo bir film ve Amerikan politikasını göklere çıkarması hasebiyle en iyi film ödülünü aldı ve beraberinde iki Oscar daha verildi. Aksi bir örnek ise Fight Club. Tüketim toplumu yergisini oyunculuklarda ki üstün başarı ile beraber çarpıcı bir yüzleştirme haline getiren filme hiçbir ödülün verilmeyişi aslında Oscar ödüllerinin "alternatifsizlik" öğüdünü göstermesi açısından önemli örneklerdir. Bu çelişkileri kavrayan Marlon Brando da "sinema sektörünün içler acısı haline ve ABD'deki Kızılderili katliamlarını" işaret ederek ödülü reddetmiştir. Katliamlar demişken günümüze değinebiliriz. Türkiye ve Kürdistan'da yaşananlar birçok sanat insanının dikkatini çekmekte fakat bir o kadar da sanat insanı bu katliamları görmezden gelmeyi de ihmal etmiyor. Örneğin 88. Akademi Ödülleri'nin Türkiye sanat gündemine (!) bu denli göbekten giriş yapması, Cizre'de ve Sur'da yaşananlardan daha fazla sözünün geçmesi beyaz bir körlük yaşayan, entelektüel geçinen insanların seçici körlüğünü ve basiretinin sınırlarını yeniden görmemize sebep oldu. 

NOBELİN İRONİSİ

Kültürel emperyalizm ve onun aygıtlarından bahsetmişken Nobel ödüllerini es geçmek olmaz elbette. İnsanın evriminde güler yüzümüzle karşıladıklarımızın yanında, lanetle anımsadığımız olaylarda yok değil. Bu lanet dominosunda belki de ilk taş olan, insanlığın tepesine karabasan olarak çöken "özel mülkiyet" ve onların sahiplerinin insanlığa karşı açtığı savaş yer alıyor.

Gelgelelim konumuzla ilgili kısma. Yakın tarihte insanlığın yıkım gücünü arttırıp savaşlar ve bunun için avucunu ovuşturanlara can suyu olmuş bir icat "Dinamit." Ve onun mucidi Alfred Nobel. İlginçtir ki bir de ödülleri var Nobel'in. Nobel ödülleri, Nobel'in vasiyeti üzerine 1901 yılından beri her yıl fizik, kimya, edebiyat, barış ve fizyoloji alanlarında başarılı görülenlere verilmektedir.

Ünlü bir silah tüccarı olan babasının mayın fabrikası bu 'tesadüfi' icadının itici gücü olmuş sanırım. Bu güç o denli kuvvetli ki deneyleri esnasında kardeşini ve birkaç kişinin ölümüne sebep olması dahi ''insanlığın yüksek çıkarları uğruna'' çabalamasına mani olmamış, öyle ki Avrupa'da ve Rusya'da silah sanayisinin atılımına önayak ve devasa adımlar olmuştur. 
Alfred Nobel çelişkili duyguların pençesinden çıkmaya Tolstoy gibi servetini dağıtarak değil vicdanını tatmin ederek ulaşmaya çalıştı. Beyhude! Öldüğü gün bir gazete içimizden baskı yapmış gibi "ölüm taciri öldü" manşetiyle basıldı.

ANTİ KOMÜNİZM GEÇER AKÇE

Oscar'dan aşağı kalmaz zırvalıklar burada da tüm heybetiyle çıkar karşımıza. Bilimi bir spor müsabakası gibi görüp birinciye ödül vermek insanlığın ilerleme çabasına nasıl hakiki bir katkıda bulunabilir ki? Oscar'dan aşağı kalmayan zırvalıkları bu kadarla da sınırlı değil. Ödül alanların ekseriyetle ABD ve Birleşik Krallık'tan olması, anti-komünist en ufak propagandayı payesiz bırakmaması halen geçer akçe rolünde. 

İnsanlığın değerlerinin, bilimin ve sanatın, bu iki yüzlü gösteri ve narsisizm hastalığından kurtulduğu ve bu düşkünlüğü mahkum ettiği derecede bir kıymeti harbiyesi olabilir. Bunun için sanatı ve bilimi bir avuç bezirganın kendi politikalarına geçerlilik sağlamak için kullandığı günleri geride bırakmak dileğiyle…

 

ÖNCEKİ HABER

Hayatın değiştirilmesi gerektiği zaman

SONRAKİ HABER

Erdoğan: Menbic'deki saldırı ABD'nin çekilme kararını etkileyebilir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa