Doğa plastikle savaşıyor

Doğa plastikle savaşıyor

Kaynak: https://cosmosmagazine.com/life-sciences/nature-fights-back-plastic-eating-bacteria
Çeviren: Ceren Özveri

Bilim insanları bir mikrobun plastiği oluşturan temel moleküllerden biri olan PET(polietilen tereftalat)'ı parçalayacak şekilde evrim geçirdiğini keşfetti.

Plastik çöpler her yerde; su yollarını tıkıyor, çevreyi kirletiyorlar. Okyanus akıntılarıyla dünyanın her köşesine yayılan plastik çöpler yok olmuyor ve giderek daha küçük parçalara ayrılıp doğal yaşamı ve çevreyi tahrip ediyorlar.

Ama şimdi doğanın plastiği yiyebilen bir mikrop yardımıyla plastik atıklarla savaştığını görüyoruz.

Polietilen tereflat (PET) genelde yiyecek, meşrubat ve su gibi sıvaların saklandığı plastik şişelerde kullanılan en yaygın plastik çeşitlerinden biri. Her yıl ortalama 60 milyon ton üretiliyor. PET ayrıştırılmaya karşı dirençli olduğundan bilim adamları şimdiye kadar PET'i tamamen ayrıştıracak ve ya geri dönüştürecek uygulanabilir bir strateji geliştiremedi. Ama PET'i temel enerji kaynağı olarak kullanan bir bakterinin varlığını keşfetti. 

PET molekülleri arasındaki bağların sağlamlığına vurgu yapan Almanya Greifswald Üniversitesinden Uwe Bornscheuer, şimdiye kadar PET'i doğada ayrıştırabilecek bir organizmanın olmadığını belirtti.

Ancak Ideonella sakaiensis 201-F6 mikrobu PET in üstünde büyüdüğünde PET'i çevreye zararsız monomerlere (büyük molekülün kendini tekrar eden en küçük parçası burada tereftalatik asit ve etilen gliserol) çeviren iki enzim üretiyor.  

Bu bakteriyi keşfeden bilim insanları bakterinin nasıl olup da bu özelliği geliştirdiği konusunda şaşkınlıklarını koruyor. 
Bakterinin bilinen diğer enzimleriyle karşılaştırıldığında plastiği ayrıştıran enzimlerin işleyişlerinin benzersiz olması plastik yiyen bu bakterilerin nasıl evrim geçirdiği sorusunu ortaya çıkarıyor. 

Bakterilerin bu özelliği bir gün PET'in güvenli bir şekilde geri dönüştürülebileceği endüstriyel uygulamaların geliştirilmesi açısından umut verici ancak bu dönüşüm o kadar da kolay değil çünkü plastik şişeler yüksek oranda kristalleşmiş PET içeriyor ve bakterinin bu sert maddeyi yemesi uzun zaman gerektiriyor.

Bu çalışmanın yazarlarından Keio Üniversitesinden Kenji Miyamoto da yüksek oranda kristalleşmiş PET'i ayrıştırmanın zor olduğunu belirtiyor. 

Bizim çalışmamız geliştirilecek uygulamaların sadece başlangıcı diyen Miyamoto, çeşitli uygulama yöntemleri geliştirmek için çözmeleri gereken pek çok sorun olduğunu ve bunu uzun zaman alabileceğini ekliyor.
Endüstri de şu anki endüstriyel uygulamaların biyolojik geri dönüşüm yaklaşımıyla değiştirilemeyeceğini söyleyerek araştırmacıların cesaretini kırıyor.

Avrupa PET imalatçıları komitesi başkanı Mike Neal PET'in 100% oranında geri dönüştürülebilir olduğunu,  biyolojik ayrıştırmanın kimyasal ayrıştırmayla benzer bir mühendislik işlemi gerektireceğini ve ekonomik olmayacağını söylüyor. 


Haftanın Kitap Önerisi

Zamanın Daha Kısa Tarihi
Orjinal isim:
A Briefer History Of Time
Leonard Milodinow, Stephen Hawking

Evrenin bilinmezlerini hangimiz merak etmeyiz ki?.. Yalnızca bilinmezlerini değil, hakkında bildiklerimiz bile hâlâ bir merak konusu değil midir?.. Evren nereden gelip nereye gidiyor? Onun hakkındaki bilgileri nereden ve nasıl elde ediyoruz? Ya da gerçekten neyi ne kadar biliyoruz? Bütün bu soruların yanıtını almak için çağımızın en önemli fizikçisi Stephen Hawking'den daha yetkili bir başvuru düşünülemez herhalde. Hawking, bu konuda yazdığı ilk kitabı Evrenin Kısa Tarihi yayımlandığında gördüğü büyük ilgi yanında bir o kadar da yeni bir talebi karşılamak zorunda kaldı. Stephen Hawking bu kez Zamanın Daha Kısa Tarihi'ni yazarak evrenle ilgili tüm kuramları yeniden ele aldı. Bilimsel olarak kanıtlar ile sonuçlar elbette yeni kitabında da aynı. Ama bu kitabın en önemlifarkı, önemli kavramları daha rahat anlaşılacak biçimde açıklamış olması. Zamanın Daha Kısa Tarihi, çağdaş fiziğin en zor konularından söz eden ancak sıradan birine bile anlatmayı başarabilen bir kitap.


“Bazen bilim insanlarının romantik olmadıkları, bir şeyin nedenini anlama tutkularının hayatın güzelliğini ve gizemini yok ettiği söylenir. Ama evrendeki her şeyin gerçekte nasıl işlediğini anlamak heyecan verici değil mi? Beyaz ışığın bütün renklerden oluştuğunu anlamak, ışığın dalga boyunu algılama şeklimizin rengi oluşturduğunu anlamak, şeffaf olan havanın ışığı yansıttığını, ışığı yansıttığından dolayı dalgaları ayrıştırdığını anlamak ve günbatımının kırmızı olmasının nedeni ile gökyüzünün mavi olmasının nedeninin aynı olduğunu anlamak? Günbatımı hakkında ufak birkaç bir şey bilmek, onun romantikliğini bozmaz.”

Carl Sagan (Amerikalı gökbilimci, 1934-1996)

www.evrensel.net