10 Nisan 2016 04:55

Şairin diline barış mı yakışır? Kılıç, kalkan, tüfek mi?

Şairin diline barış mı yakışır? Kılıç, kalkan, tüfek mi?

Paylaş

Suna ARAS*

“Alçacık dağları ben yarattım” havasıyla “barış” dileğimize doğru parmak sallayıp, kendi kurumunu ihbar eden birisine nasıl hitap edilir doğrusu şaşırıyor insan. Biz yine de seviye mesafesini koruyarak diyeceğimizi deyip, yazacağımızı yazalım da, ne düşündüğümüz, olaya nasıl baktığımız, nasıl gördüğümüz arzuları üzerine bilinsin!

Ülkemizde 40 yıldır yaşanan Kürt meselesi ak koyunu, kara koyunu birbirinden ayırdı. O gri, bulanık, kimin ne olduğu bilinmeyen puslu havayı üzerimizden, duruma göre takılan maskeleri yüzümüzden söküp attı. Önce Gezi süreci, ardından 6 Haziran sonrası yaşanan hızlı ve yıkıcı süreç duruma gittikçe netlik kazandırdı. Bu bizim tarafta yani şairler mahallesinde de bütün çıplaklığıyla yaşandı, yaşanıyor. Gezi sürecinde şairi ihbar eden ihbarcı şairleri tanıdık. Taksim Gezi Parkı’na adım atan şairleri isim isim köşelerinden ihbar ettiler! (İstisnaları bu yazının dışında tutarak…)

Kürt meselesine gelince! Kürt meselesi bu ülkede birçok şeyi değiştirdiği gibi şiirin anatomisini de değiştirmiştir. İlk başlarda bir şaşkınlık yaşandı, kimse ne yapacağını, ne diyeceğini, elini ayağını nereye koyacağını bilemedi! Sonra alttan alta dürtüklemeler, fısıltılı uyarmalar, çatılan kaşlar, sıkılan dişler arasından genç kalemleri “Kürt meselesinden uzak dur, yoksa ağzınla kuş tutsan kimseye yaranamazsın, kimse seni görmez, şiirini yayımlatacak yer bulamazsın” diye köşeye sıkıştırdılar.

Böylece elinde gücü tutan köşeci şairler, dergici şair ağabeyler etkilediler genç yürekleri. Kendilerine müritler yaratarak, benzeşler üreterek bu ülke şiirinin vicdanını çaldılar. “Barış” diyeni Kürtçülükle, PKK yanlısı olmakla suçladılar. Şiiri vicdanı gören şairleri mahallenin dışına ittiler! Kürtçü diye selam vermediler! Kaşları, gözleri, dirsekleri mürit yapamadıkları şairlerin aleyhine çalıştı hep! Açık açık yazmak, söylemek, tartışmak yürekliliğini bile gösteremediler! Suyu samanın altından yürüterek suyu bile kokuttular! Şimdi burnumuza kadar gelen o kokulardır!

Anadolu’da, kan davasına kadar varacak kavgaları önlemek için, kadın, kavgaya tutuşan iki erkek grubun arasına girerek, beyaz yazmasını başından açıp iki tarafın arasına attı mı, kavga durur. Barış annelerinin, başlarına sürekli örttükleri beyaz yazmalar da bu arzuyu simgeler. Kavgayı durdurma, barışı getirme arzusunu. Şimdi bu yazıyı yazma derdimiz tam da budur! Şairin eline beyaz bayrak mı yakışır? Yoksa kılıç kalkan, tüfek mi?

*****

Hüseyin Haydar 26 Mart 2016 tarihinde Aydınlık gazetesinde yazdığı “Savaş ve Şiir” başlığı altında ki yazısında TYS’yi hedef tahtasına koymuş ve tetiği çekmiş.
“…Bugün bölgemizde milli devletlerin başına bela edilen PKK/PYD, IŞİD, EL NUSRA vb. terör örgütleri haksız savaşın temsilcileridir. Amerikan emperyalizminin çıkarlarına uygun, haksız bir savaşın sürdürücülerinin eylemlerine destek olan gerçek bir şiir gösteremezsiniz. Fakat terör örgütünün adını ağzına almayan bazı yazar ve şairleri görebilirsiniz ki, terörizme ve savaşa karşı olduklarını söylerler, fakat PKK yandaşlığında, aynı tutum ve eylem içindedirler. Örneğin Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), salt savaşa karşı olduğunu söyleyip bunun bitmesini isterken, davranışının PKK terörünü perdelemek olduğunu görmez. Benzeri sanat kurumları tutumlarını gözden geçirmeli, Amerika’nın kara gücüm dediği PKK perdeciliğinden vazgeçmelidir. Terör eylemlerinden Türk’e, Kürt’e, tüm milletimize karşı alçakça saldırılar çıkar, ama şiir, sanat çıkmaz. Bunu görmeliler. Türkiye haklı bir vatan savaşının içindedir. Türk milleti bu savaşta Amerika’nın “Kara gücüm” dediği PKK’yı bozguna uğratmıştır, kökünü de kazıyacaktır. Şiir bu haklı savaşta milletimizin yanında, Mehmetçiğin safındadır. O nedenle biz, “vatan savaşı sanatçının savaşıdır” diye haykırdık. “Hayır saray savaşıdır” diyenler, ne yazık ki PKK’ya cesaret verip Mehmetçiğin moralini bozmaya yeltenenler korosunda yer almışlardır.”

Üyesi olduğu kurumu ihbar eden, şaire yakışmayan, ölüp öldürmeyi öneren bir yazı! Neresinden tutarsanız tutun elinize kan ve kötülük bulaşıyor. Şiirin barışçıl, insancıl terbiyesinden nasibini alamayan bir duyguyla, onlarca yıldır çıkarcı, çatışmacı, kavgacı, kandan beslenen siyasetçiler gibi dilini kana batırarak yürüyor üstümüze. Politika uğruna yapılan vahşetlere şiiri ortak etmeye çalışıyor! Şiiri ezilmiş halkların yanından alıp devletin militarist gücünün yanına koyuyor. Sadece kendi adına da yapmıyor bunu, bütün şairler ve şiirler adına yapıyor. Kafasının karışık olduğunu da söyleyebiliriz. Bir taraftan “Şiir insana karşı olanı övmez, vicdan dışı olanı, çürüyeni, kokuşanı, zalimi, hırsızı, gaddarı” vs, övmez derken, bir taraftan sarayın penceresine tüneyerek, oradan bakarak sesini yükseltiyor. Öyle sırca saraylara saklanıp “savaş” diye haykırmakla “vatansever” olunmuyor. Bu biraz gencecik insanların ölüsünden nemalanmak gibi geliyor bana. Yani ucuz kahramanlık! O kadar hevesliyseniz elinizde ki kalemi bırakıp, silahlarınızı kuşanıp Kürt avına çıkabilirsiniz! En azından “Ben bir Türk devrimcisi, Hüseyin Haydar” dizeniz anlam kazanmış olur(!)

*****

Şunu açıkça belirtmek gerekir ki… Dünyada ki bütün başkaldırılar, zalim devlet politikalarından çıkmıştır. Adaletli bir sistemde hiçbir insan dağa çıkıp göğsünü namlulara dönmez. Burada namuslu şairin işi ezilen halklardan yana olmaktır! Güçlünün yanında değil güçsüzün, zalimin yanında değil mazlumun yanında durmaktır. “Kürt’lere ölüm” anlayışıyla parmak sallama hakkını kendinde gören bu anlayış bizden uzaktır. Ölümü, kanı, savaşı, zorbalığı, barbarlığı reddediyoruz. Bunu söylerken halklar arasında ayırım yapmıyoruz. Türkiye Yazarlar Sendikası, hiçbir ayırım yapmadan “Barış Susuyoruz” eyleminde, bütün savaş kurbanlarının fotoğrafını taşımıştır alana. Barışın, kardeşliğin, eşitliğin, özgürlüğün yanında yerini almıştır. Kulaklarını devlet kanalına değil, vicdanına dayamıştır. Yani insana yakışanı, şiire yakışanı, şaire yakışanı yapmıştır. İyi de yapmıştır…

*Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı

ÖNCEKİ HABER

Boş alanlar

SONRAKİ HABER

Margit Stumpp: Türkiye’de basının durumu pek iç açıcı değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa