09 Nisan 2016 19:30

10 Ekim Ankara Katliamındaki bütün bağlantılar ve sorumlular açığa çıkarılmalı

10 EkimDer tarafından gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Avukat İlke Işık 'Bu işi yapanlar birkaç IŞİD üyesinden ibaret deyip kapatılacak bir dosya değil' diyerek davaya ilişkin esas taleplerinin katliama ilişkin devlet kurumları ve yetkililer de dahil bütün bağlantıların ve sorumluların ortaya çıkarılması olduğunu kaydetti. Avukat Sevinç Hocaoğlu da bombacıların teknik takipte olmasına rağmen yetkililerin 'Sorumluluğumuz yok' savunmasını eleştirdi.

10 Ekim Ankara Katliamındaki bütün bağlantılar ve sorumlular açığa çıkarılmalı

Paylaş

10 Ekim Ankara Katliamının üzerinden 6 ay geçti. Katliamın 6. ayında yaralananlar ve yaşamını yitirenlerin ailelerinin kurduğu 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik tesislerinde fotoğraf sergisi ve panel gerçekleştirdi.

Yaşamını yitirenlerin fotoğraflarından oluşan “10 Ekim Portreler-Ölümsüzleşenler” isimli serginin açılışı sonrası davanın avukatlarından İlke Işık ve Sevinç Hocaoğulları dava sürecine ilişkin bilgilendirmede bulundu.

'BAĞLANTILAR GÖRMEZDEN GELİNDİ'

Işık, Diyarbakır, Suruç, Ankara Katliamlarında isimleri geçen kişilerin birbirleriyle bağlantısına dikkat çekerek, ailelerinin ihbarlarına, bazılarının takip edilen isimler olmalarına rağmen katliamlar olana kadar hiçbir şey yapılmadığı dikkat çekti. 10 Ekim dosyası üzerindeki gizlilik kararıyla daha etkin bir yargılamanın engellendiğini belirten Işık, ne Suruç ne de Reyhanlı'da alınan gizlilik kararlarının bir işe yaradığını, devletin istediği şekilde soruşturma yürüttüğünü söyledi.

'DEVLET BAĞLANTISI ORTAYA ÇIKARTILMALI'

Işık,“Bu işi yapanlar birkaç IŞİD üyesinden ibaret deyip kapatılacak bir dosya değil” diyerek davada esas taleplerinin katliama ilişkin devlet kurumları ve yetkililer de dahil bütün bağlantıların ve sorumluların ortaya çıkarılması olduğunu kaydetti. HDP binalarına yönelik bombalı saldırıların sorumlularından Savaş Yıldız'ın saldırıyı MİT'in talimatıyla gerçekleştirdiğine dair ifadelerini hatırlatan Işık, IŞİD'in devletle bağlantısının görmezden gelinemeyeceğini söyledi. Hukuk mücadelesinin barış ve demokrasi mücadelesiyle birleştirilmesinin önemini vurgulayan Işık, bu dava yıllarca sürse de sonuna kadar uğraşmanın boyunlarının borcu olduğunu dile getirdi.

'VALİLİK POLİSLERİN SORUŞTURULMASINA İZİN VERMEDİ'

Hocaoğulları da davaya ilişkin gizlilik kararını “Yaşananlarda devletin parmağını görmeyelim istiyorlar, kendilerine uygun bir senaryo yazmak için gizlilik kararı aldılar” sözleriyle değerlendirdi. Başbakan, MİT Başkanı ve yetkililer hakkında bulundukları suç duyurusunun savcılar tarafından işleme konulmadığını söyleyen Hocaoğulları, savcıların herhangi bir devlet yetkilisi hakkında soruşturma açma niyetinde olmadığını söyledi. Katliam sonrası polisler tarafından alandaki yaralıların üzerine gaz ve plastik mermiyle saldırılmasına ilişkin olarak da Ankara Valiliği'nin “Polis yasal yetkisi çerçevesinde plastik mermi ve gazlı müdahalede bulunmuştur” diyerek, polislerin ve yetkililerin soruşturulmasına izin vermediğini belirtti. Bu kararlara itiraz ettiklerini belirten Hocaoğulları, bombacıların teknik takipte olmasına rağmen yetkililerin “sorumluluğumuz yok” savunmasını eleştirdi.

'POLİSLER ALANDA NEDEN YOKTU, YARALILARA NEDEN GAZ SIKTINIZ?'

“Katliamlar ve medyada karartma” başlığıyla gerçekleşen panelde konuşan Birgün Gazetesi Yazarı Erk Acarer de katliam sonrası sürecin çok basit işletildiğini söyledi. Acarer, patlamanın hemen ardından internetin yavaşladığını, ambulanstan önce yayın yasağı geldiğini, gizlilik kararı alındığını, algı yönetimiyle kafaların karıştırıldığını ve normalleşme sürecinin ardından olayla ilgilenen gazetecilerin gözaltına alındığını söyledi.

Acarer, “”Her büyük kitlesel eylemde alanda 6 kamera, 6 fotoğraf çeken polis olur, alanda niye polis yoktu, katliam sonrası yerde yatan canı burnunda olan insanlara neden gaz, su, plastik mermi gaz sıktınız” diyerek, bu sorulara cevap verilmediği sürece iktidar üzerindeki şaibenin asla kalkamayacağını söyledi. Yaşanan katliamların, cinsel istismarların ve şiddetin MİT Başkanı Hakan Fidan'ın Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğu bir toplantıda sarf ettiği “4 adam gönderirim, 8 füze attırırım” söyleminden kopuk bir süreç olmadığını vurgulayan Acarer, gizlilik kararının AKP'nin Suriye politikasıyla ilişkisine dikkat çekti. (Ankara/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Rizespor, Cimbom'a yine geçit vermedi

SONRAKİ HABER

HDP, vekillerin polislerce darbedilmesi üzerine yargıyı göreve çağırdı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa