İnsan hakları örgütleri: Baş verir ama baş eğmeyiz

İnsan hakları örgütleri: Baş verir ama baş eğmeyiz

10. Düşünce Özgürlüğü için İstanbul Buluşması'nda konuşan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 'İnsan hakları örgütleri baş verebilir ama baş eğmez' dedi.

Türkiye’deki ifade özgürlüğü sorunlarının tartışıldığı 10. Düşünce Özgürlüğü için İstanbul Buluşması bugün Inter Continental Otel’de başladı.

Bu yıl Bianet, Şeffaflık Derneği ve Hakikat Adalet ve Hafıza Merkezinin iş birliğiyle gerçekleşen ve “Düşünce Suçu’na Karşı Girişim”in iki yılda bir organize ettiği Düşünce Özgürlüğü için İstanbul Buluşması kurum temsilcilerinin konuşmalarıyla başladı.  

Açılış konuşmasını yapan İstanbul Bilgi Üniversitesinden Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Türkiye’de hükümetlerin “özgürlük ve güvenlik dengesi” kurduğuna değinerek, “Hukukta böyle bir denge yoktur. İnsan hakları hukukunda özgürlükler vardır ve güvenlik, özgürlüklerin sınırlanması konusunda bir denklem olamaz” değerlendirmesinde bulundu. Bianet adına konuşan Erol Önderoğlu, düşünce ve ifade özgürlüğündeki baskıların medyayı, STK’leri ve akademinin genelini hedef alacak şekilde genişlediğine dikkat çekti. Açılış konuşmasında son sözü ise Hafıza Merkezi adına Gazeteci Murat Çelikkan aldı. Çözüm sürecinden çatışma sürecine dönülmesinin 3 önemli etki yarattığını söyleyen Çelikkan, “Bu etkilerden ilki, ablukalar sebebiyle yaşam hakkı ihlalleri ve sivil ölümlerin artması; ikincisi yargı bağımsızlığı ve hukuk özgürlüğünün geriye gitmesi, üçüncüsü ise ifade özgürlüğüne sınırlamalar getirilmesi” dedi.

‘HUKUK BUGÜN TECELLİ ETMESE DE BİR GÜN EDECEK’

Açılış konuşmalarının ardından insan hakları kurumlarının temsilcilerinin katıldığı panel, İnsan Hakları Ortak Platformundan Avukat Hüsnü Öndül moderatörlüğünde gerçekleşti. Türkiye’deki ifade özgürlüğü ve hukuk arasındaki ilişkilerin konuşulduğu panelde katılımcı olan İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı Avukat Günal Kurşun, ifade özgürlüğü olmadan hukuk devletinden söz edilemeyeceğini ifade etti. Kurşun, ifade özgürlüğüne getirilen baskının iki etkeni olduğunu, bunların ilkinin insan hakları, barış ve ifade özgürlüğünden yana olanları hedef haline getirme, şeytanlaştırma, damgalandırma; ikincisinin ‘ibret olsun’ tehdidi olduğunu söyledi. Hukuka inanmaktan vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Kurşun, “Bu yapıdan hukuka ve hukuk devletine sarılarak çıkılabilir. İstediğimiz her şeyi düşünebiliyor ifade ettiğimiz anda hukuk yoluyla devletin kırbacı hukuk yoluyla ensemizde şaklıyor. Hukuk şu an işlevsiz görünüyor fakat hukuka olan inanç yitirilmemeli. Bunca hukuksuzluk içinde geleceğe yönelik delil ve kanıt bırakmak önemlidir. Delilleri şu an kullanamıyor olmamız gelecekte kullanamayacağımız anlamına gelmiyor. Hukuk bugün tecelli etmese de bir gün tecelli edecek” dedi.

‘GELECEĞE KANIT TOPLUYORUZ’

Panelde yapılması değil söylenmesi suç haline gelen ihlaller üzerine konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, bölgede yaşananları yerinde gözlemleyerek raporlaştırdıkları ihlalleri, gelecek için kanıt olarak topladıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın demokratik kitle örgütlerini hedef alan açıklamalarını değerlendiren Fincancı, “Cumhurbaşkanı ‘neyin raporu’ diyor, gerçeğin raporu. Devletler işledikleri suçlarını örtmek için yapılan hukuksuzluğu ve ihlalleri ortaya çıkaranları değersizleştirmeye çalışıyor dünyanın her yerinde. TİHV 26 yıldır gerçekleri bugün için değil, geleceğe ve gelecekte kullanılacak adalet hafızasına armağan etmek için çalışıyoruz. Geleceğe bırakılan bu veriler onarıcı süreci de beraberinde getiriyor çünkü biliyoruz ki hukuk onarır. Gerçekleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz. İnsan hakları örgütleri baş verebilir ama baş eğmez” diye konuştu.

RAKAMLARLA 2015’TE YAŞANAN HAK İHLALLERİ

2015 yılında ifade özgürlüğü açısından Türkiye’deki durumu ise İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şenel Karataş değerlendirdi. Geçtiğimiz 2 yılda ifade özgürlüğü açısından olduğumuz noktanın çok daha gerisine düştüğümüzü ifade etti. Karataş, 2015 yılında 823 karar açıklayan AİHM’nin verdiği kararlardan 82’sinin Türkiye ile ilgili olduğunu ve AİHM’nin iş yükünün yüzde 15’ini Türkiye’nin oluşturduğunu aktardı. Karataş, 2015 yılındaki hak ihlalleri rakamlarının öne çıkanlarını da paylaştı:
- Engellenen internet sitelerinin sadece yüzde 5’i mahkeme kararı ile kapatılmış, gerisi hukuksuzca engellenmektedir.
- Sansürlenen gazete ve yayın organı sayısı 565. 26 gazete ve yayın organı baskına uğradı. Yayın yasağı gelen haber, televizyon ve internet kanallarının yasağı devam ediyor.
- Hakkında soruşturma açılan 768 kişiden 68’i akademisyen.
- 18 etkinlik iptal edildi.
- Cumhurbaşkanına hakaret davaları 2015’de 10 kat arttı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül zamanında bu suçtan tutuklama yaşanmazken sadece 2015’te 8 kişi tutuklandı.
İki gün sürecek buluşmada yurt içi ve yurt dışından çeşitli sivil toplum kuruluşları da yer alacak. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Nisan 2016 18:46
www.evrensel.net