09 Nisan 2016 04:55

Panama belgeleri Avrupa’yı sarstı

Panama belgeleri Avrupa’yı sarstı

Paylaş

Panama belgeleri ile aralarında 12 devlet başkanı ve 143 politikacının da bulunduğu çok sayıda kişinin, hayali şirketler üzerinden vergi kaçakçılığı ve kara para aklama gibi yasa dışı eylemlerde bulunduğunun açıklanması Almanya’yı epey karıştırdı. Birçok gazete olayın Almanya ayağıyla ilgilenip o yönde yayın yaparken umulanın üstünde bir kesim ise belgelerin neden şimdi ve kimin yardımıyla ortaya çıkarıldığıyla ilgilendi.  Örneğin Westfälische Nachrichten gazetesi yorumunda; “Sadece hayali firmalar aracılığıyla yapılan işler değil, Panama belgelerine ilişkin haberlerin bu derece pazarlanarak tavan yapması da düşündürücü. Sporcuların, diktatörlerin ve siyasetçilerin hayali firmalar kurmuş olmaları tahminleri doğruluyor ve spekülasyonlara meydan veriyor. Ancak hikayenin ardındaki hikaye de aydınlatılmış değil. Neden anonim bir muhbir 2.6 terabit büyüklüğündeki devasa bir veri dağını sızdırmış olabilir ki?” derken Junge Welt gazetesi araştırmanın ardında Soros Vakfının olması ve ABD’nin temiz çıkmasına dikkat çekti. Yorumda Panama belgeleri sayesinde büyük ülkelerin kendi marifetlerini gizlemeyi amaçladıkları ileri sürüldü.

PANAMA KRİZİ BRİTANYA’YA DA SIÇRADI 

Britanya’da muhafazakar hükümet yıllardır vergi kaçakçılığı konusunda baskı altındaydı ve bu yüzden yeni düzenlemeler getireceği sözünü vermişti ama bu konuda hiç bir adım atılmadı.  Panama belgeleri hükümetin bu konuda neden bir adım atmadığını gösteriyor niteliğindeydi. Başbakan, David Cameron’un, mevcut vergi düzenlemelerinin zayıflığından ailece yararlandığı anlaşılıyor ama Britanya basını bu konuda yeterince başbakanı eleştirmiyor. Bu hafta İşçi Partisi üyesi ve gölge Maliye Bakanı John McDonnell, Panama belgelerinin hükümetin bu konudaki tutarsızlığını gösterdiğini söylüyor ve hükümetin tutumunu basında eleştirecek nadir yazılardan biri olduğunu da söyleyebiliriz.

FRANSA’DA İSÇİLERİN MÜCADELESİ BÜYÜYOR.

Fransa’da en azından bir asırlık çalışma yasalarını parçalayarak işçi ve emekçilere kölelik koşulları dayatmayı planlayan El Khomri yasasına karşı mücadele büyüyerek ilerlemeye devam ediyor. 31 Mart’taki genel grevden sonra bugün gerçekleşecek dev gösteriye yine milyonların katılması bekleniliyor. Fransa İşçileri Komünist Partisi (PCOF) merkezi yayın organı La Forge’dan çevirdiğimiz başyazı zayıflamış bir hükümete karşı mücadeleyi ilerletmenin, buradan kazançla çıkmanın yıllardır dayatılan neoliberal politikaları geriletme açısından önemine vurgu yapıyor. 


PANAMA’Y(L)A SİS BOMBASI

Christian SELZ
Junge Welt

Araştırmacı gazetecilerin posta kutusu şirketlerini keşfetmesinin ardından bir Alman bakanı da ‘kapitalizmin karanlık yüzü’ olduğunun farkına vardı. Çıkarılacak sonuç? Hiç bir şey! 

Egemen sınıfların kümesinde kanatlar hızlı ve sinirli şekilde çırpılmaya başladı. Panama belgeleri korku ve heyecan yarattı. Ama araştırmaların masrafını üstlenen ABD kapitalizminin kaymak tabakasında ne korku ne heyecan var. İngiltereli eski diplomatlardan Craig Murray,  Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunun (ICIJ) dış etkilerden bağımsız olmadığını iddia ederek araştırmaların OCCRP (ABD Organize Suç ve Yolsuzluk İhbar Etme Projesi) tarafından hazırlandığını ve USAID (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) ile Soros (Vakfı) tarafından finanse edildiğini bildirdi. Tabii ki böylesi ‘komplo teorileri’ geniş kitlelere yansıtılmıyor ve bu nedenle kabullenilmiyor.  Bu tür açıklamaların üstü başını OECD’nin çektiği kurumlar tarafından resmen örtülmeye çalışılıyor. OECD Genel Sekreteri José Ángel Gurría, Panama’nın vergi kaçakçılarının son kalesi olduğunu açıklayıverdi. Böylece de Panama’yı öne çıkararak sermaye sahiplerini örnek olacak şekilde koruyan, servetlerine şeffaf olmayan bir yuva sağlayan Nevada, Delaware, South Dakota ve Wyoming gibi ABD eyaletleri gözlerden gizlenmiş oldu. Panama Dışişleri Başkan Vekili Luis Miguel Hincapié’nin, posta kutusu şirketlerinin (hayali şirketlerin)  yarısından çoğunun İngiltere’ye bağlı Virgin Adalarında olduğunu açıklamasına rağmen OECD genel sekreteri de kara mizah örneği Panama’ya baskı yapmak için Panama belgelerinin çok güzel bir olanak sunduğundan söz etti.

Berlin’de Almanya Başbakanı Angela Merkel’in de aralarında olduğu dünya çapında ekonomi ve finans organizasyonlarının temsilcileri, Panama’nın da dünyanın diğer ülkeleri gibi şeffaflık konusunda adım atması gerektiğini söylediler. Panama’nın adının geçmesi doğaldı, çünkü şu an içinde bulunulan durumun suçlusu bu Orta Amerika ülkesiydi. Koku oradan çıkmıştı.

Dünya ekonomi ve finans devlerine göre diğer ülkeler şeffaflıkta Panama’nın çok ilerisindeydiler. Bunun için ise bazı bilgi ve belgelerin sislenmesi gerekiyordu:  Örneğin Almanya geçen kasım ayında sivil toplum örgütü Tax Justice Network tarafından açıklanan kayıt dışı ekonomi ve finans araştırmasında Panama’nın beş sıra üstünde 8. sıraya oturmuş olması... Bu listede birinci İsviçre, ikinci Hong Kong, üçüncü ise ABD idi. Araştırma, hangi ülkelerde illegal finans akışının atraktif olduğu temelinde yapılmıştı. Ve gerçek şuydu ki şu an Panama’yı vergi kaçırmaya olanak sunmakla suçlayanlar, illegal para akışının başını çekmekteydiler. Federal Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Gerd Müller, bilgisayar üzerinden yapılan hızlı ticarete getirilecek bir transaksiyon vergisinin yoksullarla zenginler arasındaki uçurumun derinleşmesini engelleyeceğini bildirdi. Zenginlerden alınacak transaksiyon vergisi oranını da çok alicenap(!) şekilde binde 1 olarak önerdi. Kapitalizmin karanlık yüzünü gösteren posta kutusu firmaları ise dünya çapında yasaklanmalıydı... Ne zaman mı? Uygun bir zamanda işte...

Çeviren: Semra Çelik


BU KRİZ MUHAFAZAKAR PARTİNİN TUTUMUNU YANSITIYOR
Gölge Maliye Bakanı: John McDonnell 
The Guardian

Panama belgeleri gittikçe büyüyen ve kaygı veren bir şeyi gün ışığına çıkardı, o da zenginler için uygulanan kurallar toplumun diğer kesimi için geçerli olmadığı. Kişiler ve şirketler az vergi ödemek için vergi kurallarını maniple ettiklerinde, kesintilerin bedelini ödeyen vatandaşlar ve kurallara uyan şirketler doğal olarak hakarete uğramış gibi hissediyorlar. Vatandaşlar vergi sisteminde biraz da olsa eşit şartlar bekliyor. Panama belgeleri vergi düzenlememizde eşitlik olabileceği illüzyonunu yok etti.

Buna ek olarak belgeler bize daha önemli şeyler gösterdi. Bize muhafazakar partinin bütün kadrolarının vergi kaçakçılığı konusunda hem başarısız olduğunu hem de özünde bu sorunu çözmek istemediklerini gösterdi. […]

Bu açıklamalar hükümetin vergi kaçakçılığı ve özelliklede “vergi cennetlerini” çözme konusundaki tutumunu sorgulatıyor. Birleşik Kraliyet’in  bu sorunu çözmek gibi bir sorumluluğu var. Sorunu yaratan bir çok “vergi cenneti”  yurt dışındaki Britanya toprakları veya kraliyete bağlı ülkeler. Bunlar Britanya’dan finansal, dış siyaset ve güvenlik konusunda desteğe muhtaç. Üç sene önce David Cameron Birleşik Kraliyet’in kendi içindeki sorunları çözeceğini söylemişti ama bunu gerçekleştirmedi.

Yurt dışındaki Birleşik Kraliyet toprakların ve Kraliyete bağlı ülkelerin Britanya hükümetin taleplerini uygulaması için adeta hiç bir adım atılmadı. Ama tabii, muhafazakar partinin baştan beri bu sorunu zaten çözmek gibi bir derdi yoktu.
[…]

Muhafazakarlar söyledikleriyle değil yaptıklarıyla yargılanmalı. George Osborne (Maliye Bakanı) geçen sene altı kere, muhafazakar Avrupa Parlamentosu milletvekillerine, çok uluslu şirketlerin vergi kaçırmalarını engelleme amaçlı çözüm önerilerini reddetmeleri için talimat vermişti. Aynı zamanda, ocak ayında hükümetin Bermuda’yı resmi “vergi cenneti” kara listesinden çıkartmak için AB’de lobi çalışması yaptığı ortaya çıkmıştı.

Bu gibi ifşalar ortaya çıktıkça, bunun bir muhafazakar krizi olduğu ve problemin partinin özündeki inançları ve tutumları ile ilgili olduğu gayet açık. Başbakan ve maliye bakanı kamu önünde göz boyasa da, bu konudaki problemleri çözmek konusunda hareketsizlikleri gerçekten hangi tarafta olduklarını gösteriyor. Muhafazakarlar açıkça pozisyonlarını beyan etmeli: başbakan vergi kaçırmakla suçlanan şirketlerden büyük bağışlar kabul etmekten memnun mu?

David Cameron hiç bir hisse sahibi olmadığını, ve yurt dışında paraları veya vakıfı olmadığını söylüyor. Gölge Başbakan, Jeremy Corbyn’in söylediği gibi, hükümet savsaklamayı bırakmalı. Panama belgeleri ile bağı olan tüm Britanya vatandaşlarının vergileri hakkında bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmalı.  Üstelik, Birleşik Kraliyet’in hem Kraliyete bağımlı ülkelerde hem de yurt dışındaki topraklarındaki önemli rolüne bakılırsa, hükümet duruma daha fazla şeffaflık getirmek için neler yapmaya hazır olduğunu açıklamalı.

Bu “vergi cennetleri” ile olan ilişkilerini kullanarak, Birleşik Kraliyet işi ağırdan alan “vergi cennetlerini” zorlayabilir buna engel hiç bir neden yok.  En azından sıkı denetlenen asgari düzeyde şeffaflık standartları olmalı, buna kamuya açık şirket hesapları kurmak ve, direktörleri, büyük hissedarları ve kâr yapan vakıf sahiplerini açıklamak dahil.  Bunlar gerçekleşmeden -üstelik biz vergilerimizi öderken veya maaşlarımızdan vergilerimiz otomatik kesilirken- zenginlerin ve büyük şirketlerin ayrıcalıklı muamele görmediklerine nasıl emin olabiliriz ki?

İşçi Partisi şirket sahipleri kayıtlarını kamuya açıklamayan “vergi cennetlerinin” kara listeye alınması ve cezalandırılması için öneri yapmıştı. Üstelik vergi dairesindeki elemanların bu sorun karşısında elleri bağlı çaresiz kalmamaları için, vergi dairesindeki kadro kesintilerine bir son verilmesi için yaptığımız çağrıya artık maliye bakanının kulak vermesi gerekiyor.

Çok zengin kesimin daha fazla vergi kaçırmasına ve kuralları kırmasına izin verilmemeli. Bu adaletsizlik ve istismara hemen şimdi bir son verilmeli.

Çeviren: Çağdaş Canbolat


EL KHOMRİ YASASININ GERİ ÇEKİLMESİ İÇİN!
La Forge dergisi 
Başyazi

OHAL’i anayasallaştırma tasarısının geri çekilmesi Hollande ve hükümeti için gerçek bir siyasi yenilgidir. Kuşkusuz, sağ Mecliste onaylanan yasayı (Senatoda) olduğu gibi onaylamayı reddederek bu yenilgiye katkıda bulundu. Ama bu yasa her şeyden önce Meclis çoğunluğu (hükümet partisi) içinde bölünmeleri neden oldu ve hükümet ile demokratik çevreler ve geniş gençlik kesimleri arasında uçurumu daha da derinleştirdi. Haftalar süren sert tartışma ve sokak gösterilerine rağmen, Hollande ve hükümeti (bu yenilgiyi) küçümsemeye ve bunun sorunluluğunu sağın üzerine atmaya çalıştı. Yalnız Cumhurbaşkanının bu kararı El Khomri yasa tasarısına karşı mücadelenin tam da arttığı koşullarda gerçekleşmesi onu daha da zayıflatan bir durum oldu. 

Halk kitleleri tarafından reddedilen, zayıflayan Hollande ve hükümeti yeni bir saldırıya geçti ve bu sefer politikalarına karşı mücadele eden sendikal harekete, sosyal hiçbir garantisi olmayan ve bu yasa ile yaşamı daha da uzun süre kalıcı olarak kötüleşecek gençlere karşı bir saldırıdır. Haftalardır büyüyen mücadele işçileri, emekçileri, kadın ve erkekleri, geleceksiz gençleri, işçi gençler ve öğrencileri sokaklara indirdi. Tüm bu hareketi birleştiren talep El Khomri yasasının geri çekilmesidir. Bu mücadele aslında hükümeti destekleyen sendikal hareketi, işçi ve emekçilere karşı hükümetin yanında olan sağ ve aşırı sağı da susturdu. Bunlar “görünmez” oldu ve aslında böyle daha iyi. İşçiler, gençler işlere el attıklarında, kendi çıkarlarını savunmak için mücadele ettiklerinde, patrona önemli yetkiler veren yasa tasarılarına karşı mücadeleye atıldıklarında işlerin rengi değişiyor, siyasi ortam farklılaşıyor, tartışma ve daha ilerden mücadelelere alan açıyor. 

“Gençlere geleceksizlik, kadınlara düşük ücret, yaşlılara yoksulluk vadeden bu toplumu istemiyoruz, ona karşı mücadele ediyoruz” sloganı yürüyüşlerde en fazla haykırılan sloganlar arasında. Bir yandan değişik emekçi kesimleri arasında dayanışmayı öne çıkartırken, diğer yandan bu topluma karşı mücadeleye vurgu yapıyor. Kamu bütçesinden milyonları cebe atan, hisseleri artırmak için işten atan bu milyarder patronların toplumu. Hile yapan, vergi cennetlerinde para saklayan ve bir ceza karşısında dokunulmazlık sözü alan zenginlerin toplumu (…)

Mücadelenin bu büyük dönemleri kimi “demir halkaları” kırıyor: Kolektif mücadele tartışmaları, tecrübe alış verişinei olanak sunuyor, güven veriyor, gerçek sorunları gündeme getirdiği kadar en geniş kesim tarafından da kolay anlaşılmalarına vesile oluyor. Ücretleri için, işten atma ve sosyal garantisizliğe karşı mücadele eden emekçiler ve sendikaları için bu önemlidir: Aşırı sömürüye karşı yürüttükleri mücadelelerde önemli bir yardımcı güç bulmuş oluyorlar. Sendikal baskıya maruz kalmışlar için önemli: Kendi yanlarında daha geniş bir kesimi görüyorlar. Esnek çalışmanın dayatılmasına karşı mücadele edenler açısından önemli (…) El Khomri yasasının geri çekilmesi bizleri birleştiriyor ve yürüyüşler esnasında ve sonrasında bu toplumdan kopmanın gerekliliğini tartışacağız. Yasanın geri çekilmesi için daha ilerden mücadele etmeliyiz, bu toplum ile kopmanın gerekliliği için daha da ileri gitmeliyiz. Partimizin önerisi olan devrimci halk cephesi oluşturma önerisi bir program ve onun dayatmak için gerekli siyasi ve sosyal güçlerin inşasıdır. İkisi de birlikte ilerlemelidir. İşe sarılmalıyız. 

Çeviren: Deniz Uztopal

ÖNCEKİ HABER

NSU üyeleri istihbaratçının şirketinde çalışmış

SONRAKİ HABER

İran'da petrokimya işçileri ödenmeyen ücretleri için eylem yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa