Amerikan avangart sinemasının 1970’li yılları

Amerikan avangart sinemasının 1970’li yılları

İstanbul Modern Sinema ve  Uluslararası İstanbul Film Festivali iş birliği, 1970’ler Amerikan avangart sinemasının yıldızlarını “Işığın Peşinde” başlığıyla bir araya getiriyor

1960’ların ortasından, 80’lerin başına kadar Amerikan sineması, Francis Ford Coppola, Woody Allen, John Cassavetes, Stanley Kubrick, Martin Scorsese gibi yönetmenlerle dünyayı etkilemeyi başarmıştı. “Yeni Hollywood” olarak adlandırılan bu dönemde, aynı coğrafyada bir avuç yönetmen ise başka tür bir sinemanın arayışındaydı. Onlar, sinemayı bir deneme alanı olarak görüyor, yeni ifade biçimleri keşfetmeye çalışıyorlardı. 

İstanbul Modern Sinema’nın Burak Çevik küratörlüğünde gerçekleştirilen “Işığın Peşinde” adlı seçkisi işte bu ikinci gruba, Amerikan avangart sinemasının 1970’li yıllarına bakıyor. Stan Brakhage, Michael Snow, Ken Jacobs, Robert Breer, Jonas Mekas gibi öncü isimlerin filmleri Türkiye’de ilk defa ve orijinal formatlarında, 16 mm kopyalar ve 16 mm projektörlerle İstanbul Modern Sinemada 10 Nisan’a kadar gösterilecek:  

Işığın Metni: Stan Brakhage, deneysel sinemanın en soyut örneklerinden biri olan bu filminde yeşil bir cam kül tablası üzerinden yansıyan ışık oyunlarını fotoğraflıyor. 

Merkez Bölge: Michael Snow her yöne otomatik olarak dönebilen bir makineyi ve ona bağlı bir kamerayı Quebec’te bir dağın tepesine koyuyor. 

Litvanya Seyahatinden Anılar: Film, Jonas Mekas’ın İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ayrıldığı ülkesine 25 yıl aradan sonra yaptığı ilk seyahatini konu alıyor. 

Öyle Bir Kadın Ki...: Bunalımları ve hayata karşı öfkesini cinsel doyumsuzluğuyla baskılayan bir kadının hayatını konu alan bu filmde, Rainer pembe dizilerin olay örgüsünü alışılmışın dışında bir dış ses ve sinema dili örgüsüyle izleyiciye aktarıyor.

Yıkıcı Dürtü: Frampton, fotoğraflar ve anılar aracılığı ile zamansal bir oyun haline getirdiği filmiyle nostalji hissinin sinemadaki karşılığını arıyor. 

Robert Breer Seçkisi: Avangart sinemanın usta isimlerinden Robert Breer, animasyonlarında çeşitli sürprizler ve mizahla dolu ritimler yaratmayı başarıyor. 

Dişiliğin Muktedirliği: Dönemin önde gelen kadın yönetmenlerinin, feminist ve kuir dünya görüşlerini ortaya koyduğu çalışmaları içeriyor. Seçkideki üç film, aynı zamanda sinemayı eril bakışın egemenliğinden çekip çıkarmayı da hedeflemekte. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net