05 Nisan 2016 04:59

Bir yoldaş ‘düştüğünde’!

Onu, ülkemiz ilerici aydınlarının R. T. Erdoğan ve yönetimi tarafından “hain düşmanlar” olarak hedefe kondukları ve burjuva iktidarının yargı kolu kullanılarak zindanlarla, sürgünlerle, görevden almalarla, fili saldırılarla yıldırılmaya çalışıldıkları bir zamanda ‘yitirdik’.

Bir yoldaş ‘düştüğünde’!

Paylaş

A.Cihan SOYLU

Bir yoldaşımızı “yitirdiğimiz”de, yürekler -yürekse eğer- kamalarla dağlanır; üst üste biner yareler. Ölüm yaşamın kaçınılmazlıkları içindedir evet, ama biz insanız! İnsanın sömürüden kurtuluş kavgasını, insana dair ve insancıl duygu ve düşüncelerden arınık gösteren “post zamanlar”ın uyduruk kaba materyalistleri, kurtuluş ufkumuzun kızıllığına katılan her gerçek nefesin, ortak irademizin muazzam gücüne dönüşüp geleceği “muştuladığı”nı, varsın anlamasınlar! Yaşamın gerçeği ve çelişkisidir şu ya da bu kadar “yaşamış olmak!” Ne ki, kişinin nasıl ve ne yaparak yaşadığı; kimlerle birlikte kimin için hangi yol üzerinden yürüdüğü hangi sınıfın safında durduğu, asırlardan beri insanlığının da ölçüsü olmaktadır! Zulmün tank ve topuna karşı ezilenin ve sömürülenin yanındaysa kişi; ve kurtuluş için kavgada yer alan bir nefer ise hele; bunun gerektirdiği ne varsa onu en iyisinden en tam denecek şekilde yapmak üzere gücünü, yeteneği ve birikimini seferber ediyor ise, insanı erdem “ölçütü”nden hakkıyla geçmiş demektir!

Her bir yoldaş toprağa düştüğünde yüreğimiz ağrıyor/ ağrıyacak! Birlikte yol yürümüş, zor zamanlardan geçmiş, gülmüş-ağlamış; marşlar söyleyip türküler yakmışızdır. Daha yapılacak çok iş vardır ve henüz yolun başlarında sayılırız ve neyi nasıl daha iyi yapabileceğimizin çabası içinde geleceğe kararlılıkla yürümekteyiz. Gerçek insani kurtuluş için mücadele zorunluluğunun bilinciyle işçi sınıfı ve emekçilerin bilinçli örgütlülüğünü ilerletmek ve en geniş birliğini sağlamak üzere birleşik kuvveti büyütmeye çalışıyoruz. Yol uzun ve daha nice badirelerden geçilecek. Kararlılık, azim ve cesaret; ve yoldaşça bağlılık, işçi sınıfı ve emekçilerin eninde sonunda kazanacaklarına sarsılmaz güven, öncellerimizden alıp geliştirerek bizden sonraki kuşaklara devredeceğimiz ‘insani haslet’lerimiz arasında olacak! 

Dr. Kenan Ateş’i yitirdik! O, yoldaş bir bilim insanıydı. Ülkemizin genetik bilimi dalındaki ender uzmanlardan biri olmasının yanında, ömrünün on yıllarını sömürülen ve ezilenlerin kurtuluşu davasına adayan biriydi. Onu, ülkemiz ilerici aydınlarının R. T. Erdoğan ve yönetimi tarafından “hain düşmanlar” olarak hedefe kondukları ve burjuva iktidarının yargı kolu kullanılarak zindanlarla, sürgünlerle, görevden almalarla, fili saldırılarla yıldırılmaya çalışıldıkları bir zamanda ‘yitirdik’. Bölgemizin ateş hattında olduğu; darbe tartışmalarının yeniden gündemleştiği; polis zorbalığının sınır tanımadığı, kentlerin yıkılıp Kürtlerin teslim alınmaya çalışıldığı; yolsuzluk ve hırsızlığın devletin üst bürokrasisinde temsil edildiği, bakanların ve milletvekillerinin yağma politikalarını savunmakta sakınca görmedikleri, rüşvetçiliğin yaygınlık kazandığı, yöneticilerin her gün her saat yalan söyleyerek karayı ak gösterdikleri; hak talebinde bulunan ve insanca yaşamak için çaba gösteren işçi, emekçi, genç, kadın kitlelerinin “terörist“; ilerici aydınların “hain“; ülke kaynaklarını yağmalayarak ve uluslararası sermayeye uşaklıkla zenginleşen ve iktidar basamaklarını tırmanan işbirlikçilerin “vatansever“ ilan edildikleri bir dönemdeyiz. 

Önlerine, İhvancılığın “dünya görüşü“yle bağdaşmaz saydıkları ne varsa hepsini ortadan kaldırmayı alan, “dindar ve kindar nesiller yetiştireceklerini“ ilan ederek eğitim sistemini baştan sona alabora eden, dini ideolojiyi eğitim-öğretim politikasının asli unsurlarından biri haline getiren, müftülere üniversitelere açılış programları yaptıran, küçük kız çocuklarını kara çarşafa sokan, milletvekilleri ve bakanlarına T. Erdoğan’ı “Allah’ın ümmete lütfu!“ olarak reklam ettirip peygamber statüsünde gösteren karanlık ve ortaçağcıl kör anlayış toplumu kuşatmaya almıştır. İlkokuldan başlanarak üniversiteler dahil eğitim-öğretimin her kademesinde bilimselliğe karşı savaş açılmış, hurafelere alan genişletilmiştir.

Böylesi dönemler, bilim ve aklın ışığına ihtiyacın büyüdüğü dönemlerdir. Böylesi koşullarda, Dr. Kenan Ateş’in de bir bilim insanı olarak içinde yer aldığı ülkemiz aydınlarının yürüttükleri mücadele daha büyük önem kazanır. Bu mücadele ne denli büyütülürse, onun da içinde yer aldığı ve ömrünün on yıllarını adadığı kurtuluş kavgasının zafere doğru ilerletilmesi o denli başarılmış olacaktır. 

Yoldaş Kenan bilimin her kazanımında ve mücadelemizin sönümsüz ateşinde; türkülerimizde ve marşlarımızda varolmaya, yer almaya devam edecek!

ÖNCEKİ HABER

Zamansız ‘Ateş’i Çalmak’

SONRAKİ HABER

AYM: Toplantı ve gösteri hakkı ihlal edilmiştir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa