05 Nisan 2016 04:58

Zamansız ‘Ateş’i Çalmak’

Zamansız ‘Ateş’i Çalmak’

Paylaş

Ahmet SEZGİN

Yoldaş, hani bir söz vardır ya; aklına gelmeyen başına gelir. Benim de başıma geldi. Senin ardından yazmanın ne kadar zor olduğunu, her zamansız yitidiğimiz yoldaşta olduğu gibi yine yaşıyorum. Aslında nisan ayı havanın, suyun ve de toprağın canlandığı aydır. Ama, ancak bu nisanı çoşkuyla karşılayamadık. Bizleri derin bir üzüntüye boğdun.

1991’in eylül ayında ilk kez seninle, aynı sorunlar için gittiğimiz bir avukatlık bürosunda karşılaştık. 25 yıllık tanışıklığımız ve mücadele içinde seninle omuz omuza olurken hep kendimi güvende hissettim.

İngiltere’de göçmen olmaktan kaynaklı onlarca soruna karşı birlikte mücadele ettik. Senin bizden farkın, belli birikim ve tecrübelere sahip olman, her zaman bize yol gösterdi. Her yeni bir kararda ve olanakta heyecanla onu paylaşabilmek ve de mücadelemize mal edebilmek adına gösterdiğin çaba, her zaman bize azim verdi. Çünkü sen en zor dönemlerin ve zorlukların üstesinden gelebilen ve her tür görev ve sorumlukluklardan kaçınmayan, gelecek kuşaklara da bu sorumlulukları aşılayan bir yoldaştın. Azimliydin, kararlıydın.

En zor dönemlerde, hep şunu söylerdin; “Çözeriz be hemşerim.” Ama bugün senin ardından sensizliği çözemiyoruz.

“Sadece yaşadığımız ülkeye dair değildir bizim kaygılarımız” derdin. Bizim koskoca bir dünyamız vardı. Onun için dünyanın herhangi bir ülkesindeki göreve her zaman hazırdın. Başta Afrika olmak üzere, birçok ülkedeki mücadeleye, var olan bütün yeteneklerinle katkı sundun ve bizzat oralarda bulundun. Çünkü sen, sadece partinin hekimi değildin. Bütün mazlum halkların hekimiydin. Herhangi bir görev verildiğinde tereddüt etmeden üstlenirdin. Aylarca Etiyopya-Elitre’de, sağlık hizmeti verirken kendi sağlığını da tehlikeye atmıştın.

Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) ve sonrası çalışmalarda önemli katkıların oldu. Başka görevler söz konusu olduğunda, onları da en iyi bir şekilde yerine getirdin. Hani derler ya: Doktorların yazısı anlaşılmaz ve okunmaz. Ama sen başka bir doktordun. İnci gibi yazardın. Kimse bu yazının sahibinin bir doktor olduğunu düşünemezdi. Öyleki, her yeni bir olanak ortaya çıktığında onu çoşkuyla karşılardın. Evrensel gazetesi günlük olarak hayatımıza ilk girdiği günlerde, bir doktorun nasıl yazabileceğini herkese gösterdin.

Uzun yıllar Ada Notları köşenden dünyaya açıldın. Öyle ki; Ateş gibi bulunduğun bütün ortamları ısıtabilen bir yoldaşımızdın. Liverpool liman işçilerinin direnişinin ilk destekçisi ve habercilerindendin. Onun içindir ki, senin haberini aldığımızda, ilk çalan telefonlardan biri Liverpool Liman İşçileri Direniş Komitesi Üyesi Billy Jenkins oldu. O da en az bizim kadar üzgündü.

Londra’da Türkiyelilerin yoğun çalıştığı bir işyerindeki grevi, Evrensel adına izlemeye gittiğinde, “Hemşehrim sabah erkenden grevdeyim, haberde olacağım” demiştin. Biz gelmeden oradaydın ve patronun adamları haber yapmanı engellemek isterken, kamerana el koyma çabaları karşısındaki direnişin dün gibi aklımda. Ne kameranı, ne de kalemini hiç bir zaman teslim etmedin. Ama bu sabah da yine erkenden karşımıza çıktın. Ama bu sefer ayıp ettin be hemşehrim.

İşin, sadece gazete, dernek, ya da herhangi bir mahalle çalışması olmadı. Bilimsel çalışmalar ve bu alandaki gelişmeleri de bize yine sen sundun. Zor koşullarda, hem kendi eğitimine devam ederek, hem de bu alandaki ihtiyaçlara cevap verme azmi vardı.

Bununla da yetinmedin. Evrensel Basın Yayın’a da katkı sunmayı ihmal etmedin. İlk kez “Ateşi Çalmak” kitabını senden duyduk. Senin çabanla elimize ulaştı. Toplantılarımıza konu oldu. Ve şimdi de yine bir ‘Ateş’ çalındı. Bu sefer bizim Kenan Ateş, bizden zamansız çalındı.

Seni unutmayacağız yoldaş...

ÖNCEKİ HABER

Sözde Toledo

SONRAKİ HABER

Celal Şengör: Elin dangalağına organ verip onu yaşatmanın anlamı yok

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa