Sur’un kamulaştırılması kararına tepkiler sürüyor: Sur’da savaş sonrası  ganimet paylaşımı

Sur’un kamulaştırılması kararına tepkiler sürüyor: Sur’da savaş sonrası ganimet paylaşımı

Sertaç KAYAR 
Diyarbakır

Diyarbakır’ın UNESCO tescilli tarihi Sur ilçesinin kamulaştırılmasına, kent dinamikleri ve Sur halkı tepkili. Kamulaştırmanın yasaktan çok önce hazırlanmış bir plan olduğu belirtilirken, ilçe halkı henüz evlerini göremeden yıkılan/yıkılmayan tüm evler kepçelerle yıkılarak, enkazlar ev eşyaları ile birlikte taşınıyor. Kamulaştırılan yerler arasında kiliseler de bulunurken, söz konusu kararla Ermenilerden sonra Kürtlere de mal ve mülklerine el konularak zorunlu göç politikası uygulandığı belirtiliyor. 

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde operasyonlar sona erse de çatışmaların yoğun yaşandığı mahallelerde 3 ayı aşkın süredir sokağa çıkma yasağı sürüyor. Operasyonlar bitmesine rağmen tarihi ilçede abluka devam ediyor. Tüm giriş çıkışlara aylar önce kurulan kontrol noktaları olduğu gibi dururken, girişlerde üst ve araç aramaları, GBT kontrolleri yapılıyor. Tarihi surların açık kalan yerlerine de beton bloklar konuldu. Gazetecilerin girişleri zaman zaman engellenirken, operasyonların sona ermesinin ardından yıkılan/yıkılmayan tüm evler kepçelerle içindeki eşyalarla birlikte yıkılıyor, enkazlar ise kamyonlarla Dicle Üniversitesi arazisine dökülüyor. Dökülen enkazda göze çarpan ev eşyaları, yıkımın boyutunu ortaya koyuyor. Yıkım sürerken, Bakanlar Kurulundan 21 Mart günü Sur’un “acele kamulaştırılması” kararı alındı. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Dünya Kültür Mirası listesinde yer almasının yanı sıra sahip olduğu binlerce yıllık tarihi mirasla ‘kentsel sit alanı’ olan Sur için alınan kamulaştırma kararı büyük tepki topladı. Belediyeler, sivil toplum örgütleri, kent dinamiklerinin tamamen dışında tutulduğu karara Sur halkı da tepki gösteriyor. “Devlet mülkiyetimi, can güvenliğimi koruyamıyorsa neden var” diye soran ev sahipleri, kararı “Savaş sonrası ganimet paylaşımı” şeklinde yorumlayarak, tüm hukuki süreçleri başlatacaklarını söyledi.

KAMULAŞTIRMA KARARI ÖNCEDEN Mİ ALINDI?

Bakanlar Kurulunun Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre Sur’da yer alan 6 bin 300 parsel kamulaştırıldı. Kararda kamulaştırılma yapılan yerler, parsel ve ada numaraları detaylarıyla verildi, ancak gerçekçe belirtilmedi. 16 mahalleye ait ve uzun süre tespit edilmesi zor olan yerlerin parsel parsel, ada ada numaralarının belirtilmesi ise kararın çok önceden alındığı şeklinde yorumlanıyor. Kamulaştırma kararıyla mülk sahibi vatandaşa pazarlık etme şansı bırakılmazken, alınan kararın Türkiye’de şimdiye kadar alınmış ve uygulanmış diğer kamulaştırma süreçlerine benzemediği belirtiliyor.

TEPEDEN İNME KARARA KİMSENİN RIZASI OLMAZ

Sur’da yaşayan ve Sur’un tarihi ile ilgili önemli araştırmaları ile tanınan Yazar Şeyhmus Diken, Sur’un 5 bin yıl boyunca insan ile birlikte bugüne geldiğini ifade ederek, “Hükümetler çatışmanın ve şiddet ikliminin tavan yaptığı dönemlerde çok marjinal kararlar alabilirler. Ama bunun sürdürülebilirliği konusunda bu kararı alanlarla aynı düşüncede olduğumu söyleyemem. Çünkü Sur’da 5 bin yıldır insan unsuru ile birlikte hayatın kesintisiz olarak devam ettiği belgeler yer alıyor. Bu belgelerde sadece mekanlar kendini göstermez, var etmez, insanlar da o mekanın ruhu ile özdeşleşerek kendini nesiller boyu sürdürür. Sur’un böyle bir tarihsel kimliği var ve bu kimliği olduğu için de dünyanın neresinde olursa olsun insanlar Kürtlerle ilgili Kürdistan ile ilgili bir yaşam biçimi kendine kurguladıklarında hep yüzlerini eski Diyarbakır’a yani Sur’a dönerek yaşar ve karar verirler. Şimdi böylesi insanların yüzlerinin dönük olduğu bir belde için eğer bir takım kararlar alınıyorsa bu kararın her halükarda ortak bir karar mekanizmasının içinden geçmesi gerekir. Tepeden inme bir karar alınabilir ama kimsenin rızası olmaz ve vicdani de olmaz” dedi. 

ÇAKAR: BU SÜRECİ ERMENİLER DE YAŞADI

1990’lı yıllarda Diyarbakır’dan Mersin’e göç eden ve yıllar sonra tekrar Diyarbakır’a dönen Şair Yıldız Çakar’ın, Sur’da yakılıp yıkılan Kurşunlu Camii yanında tarihi evi bulunuyor. Yasak nedeniyle evin son durumundan haberdar değil. Çakar da kamulaştırma kararına tepki göstererek, evini satmayacağını söyledi. Benzer bir durumu Ermenilerin yaşadığını ve Sur’dan göç ettirildiklerini hatırlatan Çakar, “Şimdi aynı şeyin tekrarını yaşıyoruz. Devlet bana sormadan evime el koyuyor. Ben kesinlikle evimi vermeyeceğim ve sonuna kadar mücadele edeceğim. Çünkü o evin benim için manevi değeri var. Ben bunu savaş sonrası ganimet paylaşımı olarak görüyorum. Kürtlerin tarihi kültür ve bir geçmişi var burada. Sadece evimize değil oradaki yaşanmışlıklara- hatıralarımıza, çocukluk anılarımıza, her şeyimize el koymuş olacaklar. Kime peşkeş çekilecek, kimler orada yaşayacak. Hiç kimse bunu kabul etmeyecek ve evini bırakıp gitmeyecek. Bu olay çok çabuk da kapanmaz” dedi.

www.evrensel.net