04 Nisan 2016 04:56

Palmira Esad için zafer IŞİD için darbe

Palmira Esad için zafer IŞİD için darbe

Paylaş

Yusuf ERTAŞ
Ali KARATAŞ

Suriye’de tarihi Palmira kentinin IŞİD’in elinden geri alınması, Yemen’de bir yılını geride bırakan “kararlılık fırtınası”, Irak’ta protestoların hedefindeki İbadi’nin yeni hükümet kurma girişimleri; iki hükümetli iki parlamentolu Libya’da yeni kurulan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kendini kabul ettirme hamleleri ve yaklaşık iki yıldır bir Cumhurbaşkanı seçemeyen Lübnan’da Müstakbel Hareketi lideri Sait Hariri’nin çözüm için Putin ile görüşmesi geçen hafta Arap basınında öne çıkan gündem maddeleri oldu.

IŞİD’E AĞIR BİR DARBE

Geçen yıl mayıs ayında IŞİD’in kontrolüne geçen, Unesco’nun Dünya Mirasları listesindeki Tarihi Palmira kentinin IŞİD’in elinden geri alınması, Şam yönetimi için büyük bir zafer, IŞİD’e ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor. Raialyoum gazetesi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Palmira zaferi ile sadece Washington ve Riyad tarafından desteklenen Suriye muhalefetinin önünde değil, aynı zamanda 60 ülkeden oluşan koalisyon karşısında da elinin daha da güçlendiğine dikkat çekti. Gözlemciler, Suriye’nin başkenti Şam ile Deyrizor arasında bulunan stratejik Palmira kentinin kurtarılması ile ülkenin doğusundaki Rakka ve Deyrizor kentlerindeki IŞİD’in diğer kalelerine doğru yolun açıldığı görüşünde birleşiyor. Ürdün’de yayınlanan Jordon Times da, “Suriye’de IŞİD’e karşı kazanılan askeri zaferler aynı zamanda ülkedeki çatışmalara kalıcı bir siyasi çözüm için zeminin hazırlanmasının yolunu açacaktır” yorumunu yaptı.

SURİYE DEMOKRATİK GÜÇLERİ KIRMIZI ÇİZGİYİ ÇİĞNEDİ

Palmira zaferinin ardından Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda yeni bir cephe açması ve Azez’i bombalamaya başlaması haftanın bir diğer önemli gelişmesi oldu. Raialyoum gazetesi, ağırlığını Suriye Kürtlerinin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kırmızı çizgi olarak nitelendirdiği bölgeleri açıkça aşacak şekilde kuzey ve kuzeydoğu Suriye’ye yönelik askeri harekat başlattığını yazdı. Gazete, Suriye Demokratik Güçleri’nin, Haseke’yi Deyrizor’a bağlayan yola doğru ilerlediklerini yazdı.

FIRTINA EKTİ, NEFRET BİÇİYOR

Öte yandan Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçleri tarafından başlatılan “kararlılık fırtınası” bir yılını geride bıraktı. Raialyoum yazarı Abdulbari Atwan, “Fırtınanın şimdiye kadar başardığı, kuzeyli komşu Suudi Arabistan’a karşı ‘Yemenlilerin daha fazla nefretini’ kazanmaktır” diye yazdı. 

Suudi Arabistan’ın devam eden hava saldırılarına rağmen Yemen’in eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in başkent Sana’daki Yetmişler Meydanı’nda yüzbinlerce taraftarına seslendiğine dikkat çekerek, buna karşılık uluslararası toplum tarafından tanınan Cumhurbaşkanı Abdurrabuh Mansur Hadi’nin, sadece Facebook’taki sayfasında varlığını sürdürdüğünü ve halkına Riyad’dan bir otel odasından seslendiğini öne sürdü. Taraflar 18 Nisan’da Kuveyt’te bir araya gelecek ancak bu görüşmelerden de bir sonuç çıkması beklenmiyor.

LİBYA’DA ULUSAL MUTABAKAT HÜKÜMETİ

Libya’da, Birleşmiş Milletler öncülüğünde başlatılan barış görüşmeleri sonucu Trablus ve Tobruk merkezli iki hükümetin anlaşması ile Ulusal Mutabakat Hükümeti kurulmasına rağmen, ülkede birlik sağlanabilmiş değil. Henüz güvenoyu alamayan yeni hükümet ilk kez Libya’nın resmi Başkenti Trablus’a geçti. Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan al Bayan gazetesi, “Yüzlerce Libyalı Trablus’ta üçüncü gününü geride bırakan Mutabakat Hükümetini desteklemek için gösterilere katıldı. 10 belediye ve şehir yeni kurulan hükümeti desteklediklerini duyurdu” diye yazdı. Eanlibya haber sitesi, BM’nin, geçen Mart ayında Libya’da yaşanan şiddet nedeniyle 21 sivilin öldüğünü ve 11 sivilin de yaralandığını duyurduğunu aktardı. Middle East haber sitesi ise Libya’daki gelişmeleri “Libya’nın birlik hükümeti Batı’nın askeri müdahalesine ortam hazırlıyor” başlığı ile okurlarına aktardı. 


PALMİRA SURİYE ORDUSU İÇİN KRİTİK BİR BAŞARI;

Başyazı
Raialyoum

Palmira’nın IŞİD’ten geri alınması, Suriye krizinde Esad’ın ve görüşmeci heyetinin elini güçlendiren kilit bir gelişmedir. Rus askeri müdahalesi devam ediyor. Hizbullah’ın sürece iştirak etmesi kritik bir rol oynadı. 

Üç hafta süren bir muharebeden sonra, Hizbullah tarafından desteklenen ve Rus hava kalkanı ile korunan Suriye ordusu, Palmira şehrine girdi. Yaklaşık bir yıl önce kenti kontrol eden IŞİD ise kenti terk etti. Suriye ordusunun liderliği; IŞİD’in elinde bulunmayan Rakka, Deyrizor ve diğer bölgeleri alma konusunda söz verdi. 

Tarihi Palmira kentini ele geçirmek Suriye ordusu için büyük bir başarıdır. Suriye’deki savaşın geleceği ile ilgili önemli bir noktadır. IŞİD için ise Kobanê, Ramadi, Tikrit ve Irak’taki diğer kentlerin kayıplarından sonra büyük bir hezimettir. 

Suriye ordusunun ve müttefiklerinin elde ettiği bu başarı, iktidarın görüşme heyetinin elini güçlendirecektir. Rejimin bölgesel ve uluslararası konumunu da güçlendirecektir. Çünkü “cihadist” hareketlerle mücadele eden ana kuvvet ortaya çıkacaktır.

Buna ek olarak IŞİD’in Palmira’dan çıkarılması, kendi kuvvetlerinden 400 kişinin, Suriye ordusu ve müttefiklerinin ise 180 kaybı ile gerçekleşmiştir. Bu durum Suriye muhalefetinin, Suriye iktidarının kendi hedeflerini gerçekleştirmek için IŞİD’i kurduğuna yönelik eleştirilerine doğrudan bir yanıttır. 

Suriye kuvvetlerinin Palmira’yı alması iki noktaya dikkat çekmektedir. Bunlardan birincisi; “Rus askeri müdahalesi devam etmektedir”. Suriye ordusu ve liderliğini ve Beşar Esad’ın iktidarda kalmasını güçlendirmek açısından hedeflerine ulaşmaktadır. İkincisi; Amerika ile Rusya arasında anlaşmaya varılan ateşkes, önceliği IŞİD tehdidine vermektedir. Bundan sonraki görüşmeler “yeni Suriye’nin” resmini verecektir. 

Şüphesiz ki geçen beş yıl içinde baskılar ve askeri gerilemelere maruz kalan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, bu zaferden sonra sadece Washington ve Riyad tarafından desteklenen Suriye muhalefetinin önünde değil, aynı zamanda kendisinden iktidarı bırakmasını isteyen ve krizin başlangıcında günlerinin sayılı olduğunun altına imza atan 60 ülkeden oluşan koalisyon karşısında da görüşmelerde elini daha güçlenmiş olacaktır. 

Fransa heyetini Şam’da kabul ederken yüzündeki geniş tebessüm, Suriye krizinde büyük bir değişime yol açan bu büyük askeri başarının kazanılmış olması karşısında yaşadığı büyük rahatlığı göstermektedir. 


‘KARARLILIK FIRTINASI’NIN BÜYÜK BAŞARISI; YEMENLİLERİN ARABİSTAN’A ÖFKESİNİ ARTTIRDI!
Abdulbari Atwan
Raialyoum

Hadi’nin kabinesindeki bakanlar, siyasi çözümün başarısızlığından dolayı Avrupa’da iltica edecekleri güvenli limanlar arıyor. “Kararlılık Fırtınası”nın (Suudi Arabistan’ın Yemen operasyonunun resmi adı) birinci yılındaki başarısı; Yemenlilerin Suudi Arabistan’a yönelik nefretini artması oldu. Başkent Sana’daki gösteriler, kağıtları yeniden kardı, siyasi ve askeri dengeleri değiştirdi.

Yemen’de hazin bir durum yaşanmaktadır. Suudi Arabistan’ın uçak gürültüleri altında başlattığı “Kararlılık Fırtınası” operasyonunun birinci yıl dönümünde,Yemen’in önceki Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve müttefiki Husiler kendilerine bağlı kanallardan milyonlarca kişiye hitap ettiler. Bu, Yemen’in yakın tarihinde görülmemiş bir durumdur. Buna karşılık Yemen’in “meşru” Cumhurbaşkanı Abdurabbuh Mansur Hadi, Yemenlilere seslenmek için kendine bir tane Yemenli televizyon kanalı bile bulamadı.

HADİ OTEL ODASINDA, HUSİLER MEYDANDA

Salih saklandığı yerden çıkıyor ve Yetmişler Meydanı’nda toplanan yüzbinlerce taraftarına sesleniyor. Canlı televizyon yayınında, meydana çıkan tali yollar da kalabalıklarla doluyor. Husi Ensarrallah örgütüne ait el Masir kanalında, Ravda bölgesinde akşam gerçekleşen devasa bir gösteri yayınlanıyor. Buna karşılık Hadi, sadece Facebook’taki sayfasında mevcut ve halkına Riyad’dan bir otel odasından sesleniyor. Bu, “nasıl bir fırtınadır” ki kendisine zafer kazandıracağı başkanının bir TV kanalı bile mevcut değil?

SÜLEYMANIN YENİ DOKTRİNİ

“Kararlılık fırtınası”, medyada tantanalı bir şekilde ilan edilen “Süleyman’ın doktrini farklı olacak” söylemleri eşliğinde, Suudi Kralı’nın hükmü devralmasından iki ay sonra başladı. Bu doktrinin dayanak noktası Suudi Arabistan’ın düşmanlarına karşı güç kullanılması, Krallığın bütün mirasının bir kenara koyulması, İran’ın yayılmasının durdurulması ve Yemen cumhurbaşkanının başkentine iade edilmesiydi. Lakin aradan bir yıl geçtikten sonra gösterilerde gördüğümüz, aynı zamanda Yemenli şahsiyetlerle ve halkla görüşmelerimizden edindiğimiz sonuç, “fırtınanın” şimdiye kadar başardığının kuzeyli komşu Suudi Arabistan’a karşı “Yemenlilerin daha fazla nefretini” kazanmak olduğudur. 

BAKANLAR İLTİCA EDECEK YER ARIYOR!

Ali Abdullah Salih’e ve Husilere karşı muhalefetiyle bilinen ve Londra’da ikamet eden bir dostum, bana aralarında Hadi’nin bakanlarının da olduğu Suudi Arabistan’a gelen Yemenlilerin büyük bir bölümünün iltica etmek ve orada yaşamak için Avrupa’da güvenli limanlar aradıklarını söyledi. Ülkelerine dönüş konusunda umutlarını kaybettikten sonra, sponsorları olan Suudi Arabistan’ın bazı uygulamalarından bıkmış durumdalar. Ona, ne diplomatik pasaportlarının, ne de paralarının olmadığını söylemişler. Kendilerinde; savaşın açık uçlu olacağı, kimsenin kazanmayacağı ve Suudi Arabistan’ın bu savaşı uzun sürdürmeyeceği; maddi, beşeri ve siyasi kanamayı durdurmak için herhangi bir çıkış yolu aradığı kanaati oluşmuş. Çünkü siyasi çözüm yok denecek kadar az ve bu kriz birçok savaş ve kriz doğuracak. 


İBADİ HÜKÜMETİN İÇİNDE BULUNDUĞU ÇIKMAZDAN ÇIKMAKTAN ACİZ
 
al Arab

Irak başbakanı Haydar İbadi, genç din adamı Muktada el Sadr’ın, güçlerine Yeşil Bölge’den çekilmeleri çağrısı yaptığı bir süreçte, parlamentoya yeni bakanlardan oluşan bir liste teklif etmesine rağmen, Iraklıların isteklerini karşılayan değişimi beyan etmekte kendini gerçek bir acizliğin içinde buldu.

Ulusal siyasi güçler, Necef’teki Şii merciliği ve en başında da Ayetullah Ali Sistani, 2003 işgalinden bu yana devam eden başarısızlığı gidermek için Iraklı ulusal yetkililerinden bir “teknokratlar hükümeti” oluşturulması yöneliminde. 

Bu durum, dini partilere karşı mücadele edebilecek ve yeni reformları uygulayabilecek İbadi’ye alternatif arama beklentilerinin boyutlarını arttırdı. Var olan başbakan yerine Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Imad Hersan’ın başbakan olması yeniden gündeme geldi. 

Açık olan şu ki İbadi, acil reform baskılarına boyun eğmiş durumda. Şikayetlerin başında bakanlıkta sorumlu olan onlarca subayın, örgütün milisleri ile değiştirilmesi geliyor. 

İran’la bağlantılı Bedir örgütünü kabul etme, Iraklılar için önemli bir mesajdır; başbakanın “halk milislerinin” etkisinin azalacağı ve yerine Irak kuvvetlerinin geçeği söylemi, sadece bir vaattir, daha fazlası değil. 

İbadi, İran’ın rolünü azaltmada aciz. Çünkü seçildiği Dava Partisi’nden kurtulması mümkün değil. Gözlemciler Irak meselesinde İbadi’nin, seçildiği Dava Partisi’nden ayrılmasının mümkün olmadığı görüşündeler. Bu durum Parti Başkanı Nuri Maliki’nin en güçlü adam rolüne devam etmesi demektir. 

Siyasi analistler al Arab’a yaptıkları açıklamada, İbadi’nin manevra alanın sınırlı olduğunu belirttiler. Necef’teki Şii merciinin kalkanın yokluğu koşullarında. Bunlardan birisi de halk arasında popülerliğini kaybetmeye hazırlıklı olmayan ve tümden değişim isteyen İmam Mukteda el Sadr. Sadr şaşırtıcı bir kararla kendine bağlı unsurların Yeşil Bölgeden çekilmesi emrini verdi. 

Sadr, bir televizyon programında, yeni hükümetin kurulmasının cesaret istediğini söyledi. Yaklaşık iki haftadan beri oturma eylemi yapan kendine bağlı güçlere aralarında hükümet binaları ve parlamentonun bulunduğu alanlardan çekilme çağrısı yaptı. Bu çekilmenin yansıması İran’ın ve onunla bağlantılı partilerinin Şii lidere baskılarının artması olacak. 

ÖNCEKİ HABER

Topyekûn saldırıya karşı, 1 Mayısta birleşik mücadele: Alan tartışmalarıyla bölünmeden, talepler için birleşerek

SONRAKİ HABER

Şule Çet’in davası Meclis'te gündeme getirildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa