02 Nisan 2016 04:54

Fransa’da grev yürüyüşlerine 1.2 milyon emekçi katıldı: Emekçiler hem hükümeti hem sendikaları zorluyor

Fransa’da grev yürüyüşlerine 1.2 milyon emekçi katıldı: Emekçiler hem hükümeti hem sendikaları zorluyor

Paylaş

Deniz UZTOPAL
Paris

Uzun zamandır Fransa’da katılımı bu kadar yüksek bir genel grev ve kalabalık gösteri gerçekleşmemişti. 1.2 milyon işçi, emekçi ve genç hava koşullarının kötü olmasına karşın greve ve yürüyüşlere katıldı, iş yasa tasarısının geri çekilmesi talebini haykırdı. En son Sarkozy’nin devlet başkanlığı döneminde milyonluk gösteriler gerçekleşmişti. 

Peki, bundan sonra neler olur? Hükümeti zora sokacak eylemler devam eder mi? Sendikal birlik hükümetin baskılarına dayanır mı? Tüm bunlar 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerini nasıl etkiler?

2012’de emekçilerin Sarkozy’ye duyduğu tepkileri iyi değerlendirerek iktidara gelen François Hollande ve Sosyalist Parti birçok konuda sağcı Sarkozy’ye göre daha da ileri görünse de, patlak veren eylemleri sendika ve farklı kitle örgütleri içerisinde kendisine yakın yöneticiler aracılığıyla kısa süre içerisinde cılızlaştırabiliyordu. Ama bu sefer bu yeterli olmadı. 9 Mart’ta başlayan, 17 ve 24 Mart tarihlerinde devam eden eylemler 31 Mart’ta doruk noktasına çıktı. 

YENİ TARİH 9 NİSAN VE 1 MAYIS

Önümüzdeki dönem 9 Nisan cumartesi yapılacak gösteri ve daha da önemlisi işçi sınıfının Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü olan 1 Mayıs’ta daha da büyümesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak Sosyalist Partiye yakınlığıyla bilinen sendikaların, bu eylemleri çok uzun sürdürmeyeceğine dair söylentiler de güç kazanmıyor değil. Şu ana kadar ciddi bir mücadele örgütleyen öğrenci sendikası UNEF ve lise öğrencilerinin sendikaları UNL ve FİDL iktidar partisinin “sol” kanatları tarafından yönetiliyor. 

Sosyalist Partinin içinde bölünmeler ve hükümetin attığı adımların çoğu zaman “sağdan daha sağda” olması nedeniyle söz konusu sendikalar ilk mücadeleye atılanlar oldular. Öğretmenler sendikası FSU’nun yönetimi de iktidara yakın, ama burada da tepkiler ve sendika içerisinde artık hükümeti “solcu” görmeyenlerin sayısı da artıyor. Kuşkusuz Sosyalist Partinin bu sendikaların yönetici organlarında devreye sokabilecekleri üyeleri hâlâ var. Ancak François Hollande’ın, 2017 cumhurbaşkanlığı seçimleri için benimsediği “Merkez sağın oylarını almak için sağa kayma” stratejisi tüm sendikalar içinde büyük tepkilere neden oluyor ve hükümeti zor durumda bırakıyor. 

Hükümete yakın olduğunu gizlemeyen CFDT ve UNSA sendika yönetimleri de yasa tasarısına destek çıktıklarını açıkladılar ama kendi tabanlarıyla ciddi sorunlar yaşıyorlar. 

ALTTAN GELEN TEPKİ SENDİKALARI ZORLUYOR

Şimdilik mücadelenin başını CGT ve FO sendikası çekiyor. CGT’nin mücadeleci bir geleneği olduğu biliniyor ama içinden geçtiği koşullar onun “daha da mücadeleci” olmasını bir nevi zorunlu kılıyor. CGT bir buçuk yıl önce yönetim krizi yaşadı ve başta olan “bürokrat” eski Genel Sekreter Thierry Lepoan, sendikanın parasını çarçur ettiği ve “ağa” gibi yaşadığı kanıtlanınca istifa etmek zorunda kaldı. Var olan tepkiler üzerine mücadeleci geleneğiyle bilinen Metalürji Federasyonu Sekreteri Philippe Martinez başa getirildi. Hükümetin saldırıları karşısında sadece söylemlerle yetinilemez olduğunu Martinez kendi mücadele birikiminden çok iyi biliyor. 

SENDİKANIN ÜYE SAYISI 15 GÜNDE KATLANDI!

Öte yandan CGT sendikasının olağan kongresi 18-22 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 2 aydır sendika şubeleri kongre hazırlığında ve yapılan toplantılarda mücadele talepleri sürekli öne çıkıyor. Bu koşullarda mücadele dinamizmi üzerinden bir kongrenin gerçekleşmesi var olan yönetimin de ihtiyaçlarından birisi. Ama bu dinamizm kongreden çıkacak kararları da daha ilerden etkileyebilir. Dolayısıyla CGT sendikasının eylemleri yavaş yavaş bitirmekten çok mücadelenin daha da ilerlemesine ihtiyacı var. 

Sendikanın kendi verilerine göre son 15 gün içinde sendikaya üye olma oranı eskisine göre 4 kat daha artmış. Mücadele çizgisine daha fazla vurgu yapılan bir kongreden çıkan yeni yönetim, örneğin ilk gösteri olacak 1 Mayıs’da büyük ihtimalle gövde gösterisi yapacaktır. Bu koşullarda CGT sendikasının ebedi rakibi ve uzun zamandır “radikal” söylemleri olan FO da mücadelede onu yalnız bırakamazdı. Dolayısıyla sendikalar cephesinden mücadeleci eğilimin önümüzdeki dönem devam etmesi ihtimali hayli yüksek. 

İLKESİZ POLİTİKA BATAKLIĞI

Hükümet cephesi ise zayıfladığı koşullarda işçilerin mücadelesine karşı direnecek. Başbakan Manuel Valls, Sosyalist Partinin “en sağ kanadı”nı temsil ediyor. Parti ve hatta hükümet içerisinde buna tepkilerin olmasına karşın, Cumhurbaşkanı Hollande’ın bunu kabul etmesinin nedeni 2017 seçimlerinde bu şekilde merkez sağın bir kısmının oylarını alarak ikinci tura kalmayı umut etmesi. Bu ihtimalde ikinci turda aşırı sağcı Le Pen’e karşı “tüm” solun desteğini alacağını var sayıyor. 

Ama terör saldırılarından sonra gündeme getirdiği “Çifte vatandaşların Fransız vatandaşlığından çıkartılması” tartışmalarında soldan gelen tepkiler üzerine yasa tasarısında kısmi değişiklikler yapmak zorunda kalmıştı. Değişiklik yapınca da bu konuda önceden tam desteğini aldığı sağdan tepkileri engelleyemedi. Nihayetinde solun çoğunlukta olduğu Ulusal Meclis ile sağın çoğunlukta olduğu Senato uzlaşıp anlaşamadığı için Anayasa’yı bu kapsamda değiştirme projesinden vazgeçmek zorunda kaldı. 

Bu Hollande ve hükümeti için büyük bir başarısızlık. Bu taktik bir yandan kendi partisini böldü, solun tepkisini aldı, diğer yandan ise bölünmüş olan sağın birleşmesine neden oldu.  

Yalnız sendikalar ile giriştiği mücadelede alacağı yeni bir yenilgi ise, 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerine veda etmesi anlamına gelecek. 

Hükümeti zor günler bekliyor ama sonuna kadar da direnecek. Yalnız onun direnişi emekçilerin tepkisini de artıracaktır. Sonuç ne olursa olsun bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Hollande’ın büyük bir zorluk içinde olması artık kaçınılmaz.  

ÖNCEKİ HABER

Mülteci pazarlığı Washington’a uzandı

SONRAKİ HABER

Şule Çet’in davası Meclis'te gündeme getirildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa