30 Mart 2016 05:21

Barışı bu topraklara getirmek için daha kaç Cizre gerek?

Barışı bu topraklara getirmek için daha kaç Cizre gerek?

Paylaş

Emine GÜLER
Antep

Cümlelerime başlamadan önce yarım saat düşündüm. Neresinden başlasam, önce neyi söylesem, kimi anlatsam, hangi acıdan bahsetsem diye... Ülkenin o kadar yarası var ki, o kadar ağlayanı, o kadar bedel ödeyeni var ki. Hem de olmayan suçlarının bedelini.

Geçen hafta Cizre’ye giden bir arkadaşımın gelince bana anlattıkları ve gösterdiği fotoğraflar yetti Cizre’nin acısını hissetmeme. ‘Cizre bitmiş, Cizre düzelemez’ artık diyordu. ‘Dört taşın üst üste geldiği her yer mevzi olarak kullanılmış’ diyordu. Sağlam kalan bir tek ev bile yokmuş. Her yer yıkık dökük, harabe. Diyebilirim ki fotoğrafları ilk gördüğümde enkaz altında kalmış bir yer sanki diye geçirdim içimden. 

CİZRE’YE ZİYARET

Arkadaşım Cudi Mahallesi’nde oturan halasını ziyarete gitmiş ve evinin sadece bir odası sağlam. Odasının sağlam kalışına seviniyor, evi tamamen yok olan komşularını görünce. Çaresizliğin ta kendisiydi bu. Ne yapabilir ki baş kaldırsa? Bir laf edecek olsa canından da olacak belki.

Arkadaşım Cizre’nin sokaklarını gezerken dört beş yaşlarındaki akrabasının çoçuğunu da alıyor yanına. Evet çocuk diyorum. Masum, elinden bir şey gelmeyen bir çocuk. Ama zırhlı araçların içindeki polis veya askerler o çocuktan bile korkmuş olmalılar ki çocuğa silah doğrultup geçiyorlar. Gerçekten acizlik bu! Arkadaşım, ‘Polisin silah doğrultmasına neden şaşırıyorsun ki bu kadar’ diyor bana. Polis nezdinde büyük küçük herkesin terörist olduğunu anlatıyor.

BODRUMLARIN YOLU BARIŞA ÇIKAR MI?

Meşhur bodrumları da görme imkanı olmuş. Yanık et kokusundan içeride durulamadığını anlatıyor. Ben sormadan ekliyor üstüne: ‘Gördüklerimiz çok korkunçtu. Öyle ki insanlar evlatlarının sadece mermiyle ölmesine sevinir olmuştu.’ Bunları anlatırken gözleri doluyor ve o kokuların hâlâ burnunda olduğunu söylüyor. Nasıl diyordum kendi kendime, insanlık bundan daha kötü nasıl serilebilir yere? ‘Operasyonlar 60 gün sürmüştü’ diyor arkadaşım ama sokağa çıkma yasağı 78 gün. Aradaki 18 gün. O aradaki 18 gün delilleri yok etmek ve yağmalamak için ayrılmış ve işini bitiren askeri araçlar Nusaybin’e doğru gitmişler ellerinin kanıyla...

Çukurlara birikmiş kıpkırmızı kanı gören çocuklar büyüyemez artık. Anasından, babasından gördüğü, öğrendiği dili konuşurken ortalığı savaş meydanına çevirenlerin duvaralara “Yaşasın Türkün Turanı” yazdığını görünce unutamazlar onu.

Eğer duracaksa gözyaşları, kan kokmayacaksa Cizre, ceset toplamayacaksa artık analar, çocuklar büyüyemeden ölmeyecekse, zulüm, savaş, acılar, duracaksa diyorum barış demenin, barışı bu topraklara getirmenin zamanı gelmedi mi?

ÖNCEKİ HABER

Güneşin doğduğu yana bakın

SONRAKİ HABER

Sudan’da eylemler sürüyor: Eczacılar başkentte greve başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa