29 Mart 2016 04:59

Gıda-İş: 1 Mayıs her yerde ve kitlesel kutlanmalı

DİSK/Gıda-İş Sendikası 1 Mayıs’ı acil talepler etrafında her yerde kitlesel kutlamaya ve tüm emekçileri ortak mücadele etmeye çağırdı. Savaş politikalarına tepki gösteren Kurul, Kürt sorununun demokratik çözümü için müzakere masasına dönülmesi gerektiğini bildirdi.

Gıda-İş: 1 Mayıs her yerde ve kitlesel kutlanmalı

Paylaş

DİSK/Gıda-İş Sendikası Genişletilmiş Başkanlar Kurulu, 1 Mayıs’ı acil talepler etrafında her yerde kitlesel kutlama ve tüm emekçileri ve emek örgütlerini ortak mücadele etmeye çağırdı. Savaş politikalarına tepki gösteren Kurul, Kürt sorununun demokratik çözümü izin müzakere masasına dönülmeli çağrısı yapıldı.

Sendikanın 26 Mart’ta toplanan Genişletilmiş Başkanlar ve Bölge Temsilciler Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Toplantının ardından sonuç bildirgesi açıklandı.

Emeğe saldırıların yoğunlaştığı, savaş gerçeğinin her gün biraz daha hissedildiği bir dönemden geçildiğine dikkat çekilen bildirgede, hükümetin dış politikasının bedelinin halka fatura edildiği ifade edildi. Milyonlarca mültecinin her türlü güvenceden yoksun, ucuz iş gücü olarak çalıştırıldığı belirtilen bildirgede, onlarca insanın canına mal olan canlı bomba eylemleri kınandı.

BARIŞ İSTEYEN TUTUKLANDI

Bölgede süren çatışmalar ve sokağa çıkma yasaklarının yeni ölümlerin yaşanmasına neden olduğu ifade edilen bildirgede, “Kürt halkının demokratik talepleri çatışmalar gerekçe edilerek tümden ortadan kaldırılmıştır. Güvenlik politikaları adına alınan tedbirler, şiddetli bir baskı aracına dönüşürken hükümete ve cumhurbaşkanına yönelik her türlü eleştiriye soruşturmalar açılmakta, demokratik hak ve özgürlükler hızla budanmaktadır” dendi. Barış isteyen akademisyenlerin tutuklandığı, başta Can Dündar ve Erdem Gül olmak üzere basına yönelik baskıların giderek arttığı kaydedildi. Bildirgede çocuk istismarlarına karşı derinlikli soruşturma açılması taleplerinin görmezden gelindiği ve vahim olayların üzerinin Hükümet tarafından örtüldüğüne dikkat çekildi.

1 MAYIS BİRLİK İÇİN OLANAK SUNUYOR

İşçi ve emekçilerin haklarına dönük saldırıların hız kazandığı vurgulanan bildirgede, “Kıdem tazminatı, kiralık işçilik, kamu emekçilerinin iş güvencesi gibi yasa hazırlıkları gündemdedir. Taşeronluk sistemini tümden kalıcı hale getirecek girişimler ortaya çıkmıştır. Hükümet arabuluculuk yasası adı altında işçilerin dava açma haklarının tümden ortadan kaldırılmasının gündeme almıştır” dendi.

Bildirgede “Sendikal hak ve özgürlüklere dönük saldırılar sürerken, işten atmalar ve hak gaspları yaygınlaşmaktadır. Sendikamız bütün bu gelişmelerin ve emeğe yönelik saldırıların işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesini zorunlu kıldığı görüşünü vurgulamaktadır. Önümüzdeki 1 Mayıs işçi ve emekçilerin yeniden birleşik bir mücadeleyi örgütlemesi için olanaklar sunmaktadır” dendi.

1 Mayıs’ın işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak “En yaygın, en kitlesel, her türlü yapay ve bölücü ayrımlardan uzak olarak alanlara çıkıldığı bir gün” olması gerektiği belirtilen bildirgede şu ifadelere yer verildi: “2010 yılından beri İstanbul merkezli tartışmalar, 1 Mayıs’ın ülke düzeyinde içeriğinden uzak ‘alan’ tartışmalarına neden olmaktadır. Yapılan bu tartışmalar bir yandan ülke genelinde işçi ve emekçilerin birleşik mücadelesini zaafa uğratmakta ve öte yandan ise sermayenin ve onların hükümetinin ekmeğine yağ sürmektedir. Emeğe dönük saldırıların arttığı bu günlerde hiçbir neden ve mücadele aracı, ortak, kitlesel ve yaygın 1 Mayıs kutlamalarının önüne geçmemelidir. Bu sebeple sendikamız 1 Mayıs’ta tüm işçi ve emekçileri, birlik-mücadele-dayanışma içinde olmaya çağırmaktadır.”

RENAULT İŞÇİLERİNİ DESTEKLİYORUZ

Ek zam talebiyle hareket eden işçilerin çeşitli iş kollarında kazanımlar elde ettiği belirtilen bildirgede, ek zam talebinin yayılmasını sağlayan Renault işçilerine yönelik ise işten atma, gözaltı gibi baskıların yapıldığı hatırlatıldı. Bildirgede şu ifadelere yer verildi: “Renault işçilerinin başlattığı haklı davalarını sonuna kadar destekliyoruz. Başta Renault işçileri olmak üzere çeşitli sektörlerdeki ek zam talebi ne yazık ki sendikalar tarafından sahiplenilmemiş, işçilerin talepleri sahipsiz bırakılmış ve sermayenin, Hükümetin insafına terk edilmiştir. Sendikalar ve sendikal hareket bu zaaflarından kurtulmadığı sürece, ücret sorununu sadece TİS süreci ile sınırladığı sürece, kazanımları büyütme imkanları bulamayacaktır. Bu nedenle ek zam talebi hep güncel olarak sahiplenilerek kazanımla sonuçlandırılmalıdır.”

SALDIRI YASALARI GERİ ÇEKİLSİN, KÜRT SORUNUNA DEMOKRATİK ÇÖZÜM GETİRİLSİN

Sonuç bildirgesinde şu taleplere yer verildi:
* Başta gazeteler ve gazeteciler ve akademisyenler üzerindeki baskılar son bulmalı, özgürce düşüncenin ifade edilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, güvenlik politikaları yerine demokrasinin çıtası yükseltilmelidir. Tutuklanan akademisyenler serbest bırakılmalı, Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılanmalarının üzerindeki baskıya son verilmelidir.
* Çatışmalı ortamda yaşanan can kayıpları ocaklara ateş düşürmekte analar yeniden ağlamakta, Türk-Kürt emekçi çocukları yaşamlarını yitirmektedir. Bölgede yaşayan halkın en temel demokratik talepleri karşılanmalı, demokratik hak ve özgürlükler genişletilmelidir. Sokağa çıkma yasakları son bulmalı, yeniden müzakere masasına dönülerek, Kürt sorunu demokratik halkçı bir temelde çözülmelidir.
* Başta kıdem tazminatı hakkı olmak üzere, kiralık işçilik, taşeronlaştırma gibi saldırı yasalarına karşı birlikte mücadele etmekten başka yol yoktur. Çok açık ki kiralık işçilik ve özel istihdam büroları sendikal örgütlenmeye de büyük bir darbe vuracaktır. Bu yasa asla Meclise gelmemeli ve güvenceli ve kadrolu çalışma yasalarla güvence altına alınmalı, tüm taşeronlar kadroya alınmalı ve taşeronluk sistemi tamamen yasaklanmalıdır.
* Mahkemelerin iş yükünün ağırlığı gerekçe gösterilerek, işçilerin alacak davalarına sınırlama getirmek, arabuluculuk kurumunu zorunlu kılmak, alacak davaları ile ilgili süreyi iki yıla indirmek, bu hükümetin bir kez daha sermayenin en has hükümeti olduğunun göstergesidir. İşçilere karşı değil patronların keyfi uygulamalarına karşı işçileri koruyacak güvenceli yasalar çıkarılmalıdır. Kamu emekçilerine dönük soruşturma, sürgün gibi keyfi uygulamalar son bulmalıdır.
* Göçmen işçiler uygulanan ayrımcı politikalara son verilmeli, her türlü çalışma ve yaşama koşulları güvence altına alınmalıdır.
* Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki her türden engel kaldırılmalı, işyerlerinde yetkiler referandumla belirlenmeli, iş kolu, iş yeri ve işletme barajları kaldırılmalıdır. İşçilere sınırsız örgütlenme ve grev hakkı sağlanmalı, lokavt yasaklanmalıdır.(İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Halk, 'acele kamulaştırma'ya tepkili: Sur’u yıktılar, şimdi de yaşamımızı yıkacaklar!

SONRAKİ HABER

Akdeniz'de Libya açıklarında mültecileri taşıyan bot battı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa