TEKEL direnişinin öğrettikleri

TEKEL direnişinin öğrettikleri

TEKEL işçilerinin 15 Aralık 2009’da geldikleri Ankara’da sürdürdükleri 78 günlük direnişin üzerinden 3 yıl geçti. TEKEL işçilerini direnişiyle ilgili kitaplar da yayımlanmaya devam ediyor. İletişim Yayınları “Eylemden Öğrenmek - TEKEL Direnişi ve Sınıf Bilinci” adıyla kitap yayımladı. Kitabı Nuray

Şerif Karataş

Kitap 37 işçi ve 8 işçi grubuyla yapılan görüşmeler üzerinden kurulmuş. Yapılan bu görüşmelerde Türkiye’nin farklı bölgelerinden işçiler yer alıyor. 37 işçiden 21’i erkek, 16’sı kadın.

Dünyada yaşanan neoliberal politikaların Türkiye’ye yansıması hakkında bilgi veren kitap, TEKEL’de yaşanan özelleştirme uygulamaları üzerinden TEKEL direnişine gelen süreci anlatıyor. Sürecin ardından direnişe katılan işçiler üzerinden yapılan görüşmelerde ise işçilerin direnişle birlikte yaşadıkları değişimi yine işçilerin ağzından veriyor yazar. İlk olarak işçiler ile destekçileri arasında yaşanan kültürel çatışma hakkında bilgi veren yazar, sonrasında direnişin sürmesi ve devamında yaşananları işçilerin görüşleri üzerinden kitabı kurgulamış.

İŞÇİLER ÖĞRENİYOR

İzmir Yaprak Tütün’den Hüseyin “Direnç göstermek süper bir şey. Vicdanen çok rahatım. Buradan ben kazanmadan da gitsem çocuklarımın yanlarına başım dimdik gideceğim”(s.111) diyor. Devamında ise şunları söylüyor: “Gaz vurduktan sonra gördüler ki Güneydoğuluyla, Egeliyle, Kuzeyliyle, Batılıyla herkes el ele kenetlenmiş, o gazın üzerinde dimdik duruyorlar. Biz burada Güneydoğululara zeybek oynamasını öğrettik; onlar da bize halay çekmesini öğretti. Kuzeyliler bize horon tepmesini öğretti. Zeybek havasıyla çok güzel halay çekebiliyoruz. Yani mükemmel burası.” (s.112)  Diyarbakır Yaprak Tütün işçisi Ayşe, “Tokatlı bir arkadaş oturdu dedi ki, ya dedi ben dedi size hayranım size. Kusura bakmayın. Sizden çok özür diliyorum, biz sizi Güneydoğu’da böyle bilmiyorduk. Çok çok özür diliyorum. Harika insanlarsınız demesi beni çok gururlandırdı ve hepimize çok sarıldı ve aynı sıcaklığı biz de hissettik.” (s.114.) açıklaması ise işçilerin birbirlerinden öğrenmelerine dair güzel bir örnek.

ÖZELEŞTİRİ VE KADIN İŞÇİLER

Direnişin devam etmesiyle işçiler arasında başlayan değişim sürekli devam eder. İşçiler daha önce sınıf dayanışmasını göstermediklerine dair de özeleştiri de yapıyor. Adıyaman Besni’den eyleme katılanlardan bir işçi: “Bazı insanları televizyonlarda görüyorduk. İşte darp oluyor, eylem yapıyorlar. Polis müdahale ettiği zaman diyorduk ki; bunlar rahat durmuyor ama işte şimdi düşüneceğiz acaba o insanlar niçin eylem yapıyor? Bizim bütün düşüncelerimiz değişti yani.” (s.130) Kadın işçilerinin direnişe katılmaları hem kadın işçiler de hem de erkek işçilerin de kadınlara yönelik bakış açısından yaşanan değişim yer alıyor.  Cinsiyet ayrımı gözetilmeden iki cinsiyetin işçi olduğu yönünde görüşler dile getiriliyor. Bitlis’ten eyleme katılan Nimet,  direnişi “kadının sesi” olarak değerlendirerek, direnişin kadın işçiler açısından önemini ortaya koyuyor.

TEKEL işçilerinin direnişini ve yaşadığı deneyimi yalın bir şekilde anlatan kitabın önemli bir kaynak olduğunu da söyleyebiliriz. (İstanbulEVRENSEL)


OY VERDİĞİNE PİŞMAN

Direnişle birlikte işçilerin siyasete ve siyasilere yönelik bakış açıları da değişiyor. Direniş başlamadan önce AKP’li olan ya da oy vermiş olan işçiler yaşananlar karşısında oy verdikleri ve üyesi oldukları partiyi sorgular hale de gelmiş. Muş’tan direnişe katılan kadın işçilerden Sevda, “Bizim orada aşiretlerden büyükler hepimizi toplar. Şu partiye oy verilecek denir. Biz hepimiz o sabah kalkıp o partiye oyumuzu veririz. Seçimlerde kime oy vereceğimizi onlar söyler. Ama ben bu saatten sonra babam da dese, bir büyüğüm de dese gidip de ben oyumu kullanmam. Artık kendi kafama, kendi beynime göre gidip oyumu kullanacağım. Kendi çıkarım için kullanacağım. Başkasının çıkarı için kullanmayacağım. Oy verdiğime de bin pişmanım. AK Parti’ye oy verdim. Keşke elim kırılsaydı...” (s.139) şeklinde anlatıyor bu değişimi.

www.evrensel.net