DONi Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Putkonen: Batıya karşı enformasyon savaşı veriyoruz

DONi Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Putkonen: Batıya karşı enformasyon savaşı veriyoruz

Okay DEPREM
Donetsk

Eski Ukrayna’nın güneydoğusundaki tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’nde (DNR ve LNR) her anlamda neler olup bittiğine dair olay ve gelişmeleri Batı ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya aktarma konusunda baştan beri sıkıntı ve eksiklikler yaşanıyordu. 

Her ne kadar, başbakanlıklara bağlı basın merkezleri ile dışişleri bakanlıkları epey bir süredir pek çok haber ve güncel hadiseyi eş zamanlı İngilizce olarak yayınlıyor iseler de, bu bildirim ve bültenler ancak kapalı haberleşme sistemine dahil gazetecilere gönderiliyordu. Hem doğrudan iktidara bağlı olmayıp, az çok özerkliği ve bağımsızlığı olan hem de Donbass’taki süreçle ilgili olabilecek bütün haberleri düzenli olarak farklı dillere çevirip yayınlayacak bir haber ajansının yokluğu hissediliyordu. 

FİNLANDİYALI BİR GAZETECİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE...

Tam bu esnada geçen senenin temmuz ayının ortalarında Finlandiyalı bir gazeteci ve aktivist Yanus Putkonen’in inisiyatifi ile “Donbass Haber Ajansı ve Uluslararası Basın Merkezi (DONi)” kuruldu. Merkezi iki ofisi Donetsk’te, bir şubesi de Lugansk’ta bulunan haber ajansı daha çok İngilizce dilinde yayın yapan internet sitesi üzerinden faaliyet yürütüyor. 

Merkezin müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni Yanus Putkonen’i, Enformasyon Bakanlığı binasındaki makamında ziyaret ederek, haber ajanslarının çalışmalarını konuştuk. 

Donetsk’e gelmeden önce Finlandiya’da tam olarak neyle meşguldünüz? Kendinizden ve eski kariyerinizden bahsedebilir misiniz? 
Ben gazeteci ve medya çalışanı bir aileden geliyorum. 2000’li yılların başında Finlandiya kitle medyasında büyük bir değişim meydana geldi, ciddi bir kırılma yaşandı. Medyanın önemli bir kısmı birkaç holdingin elinde toplandı. Ben ise tiyatro rejisörüydüm. 5 yıl kadar önce basın sektörüne geçtim. Kendi başıma alternatif bir medya kanalı, muhalif bir internet gazetesi oluşturdum. 12 kişilik bir kadroyla internet üzerinden yayınladığımız “Verkov Medya” adlı bir gazeteydi. Daha ziyade dünyadan, jeo-politika ve savaş konularında haberler geçiyorduk. 

Ukrayna’ya ‘Meydan süreci’ ve ardından patlak veren iç savaştan önce yolunuz düşmüş müydü veya en azından bölgeye ilgi duyuyor muydunuz?   
Hayır, tüm bu olaylardan evvel Ukrayna’ya gelmemiştim ancak elbette takip ediyordum. İlk olarak eski rejim devrildikten sonra mart ayında Kiev’e gittim. Başkentin “Maydanı”nda gösteriler sürerken de bizim ekipten pek çok kişi süreci aktif olarak izliyordu. 

Adı geçen alternatif medya kanalınızın ideolojik-politik kimliği neydi tam olarak? Dünyaya hangi pencereden bakıyordunuz, kendinizi siyaseten nasıl tanımlıyordunuz?
Doğrudan ve alenen ideolojik-siyasi bir konumumuz yoktu. Bizleri genel olarak “küreselleşme karşıtı” olarak tanımlamak mümkün. Bu temele bağlı kalmak suretiyle çok farklı görüş ve pozisyondan insanlar bünyemize katıldı ve halen görev yapıyorlar. 

Gelelim tekrar Ukrayna’daki 2013 sonu 2014 başındaki “Meydan Süreci”ne. O ilk gidişinizdeki gözlemleriniz nelerdi, sizde ne gibi düşünceler oluşturdu Meydan? 
Şubatta cunta iktidara geldikten sonra meydanda asıl olarak yurtseverler kalmıştı. Nitekim o insanlar her şeye karşın, yeni iktidara karşı mücadelelerini meydanı hemen terk etmeyerek aynı yılın eylül ayına kadar sürdürdü. Birkaç gün üst üste meydan boyunca çok gezip dolaştım. Meydanın hem askeri hem de sivil liderleri ile buluşup, görüştüm. Neredeyse hepsi de küreselleşme karşıtıydı. Dahası aralarından hemen hemen hiç biri de Donbass’a karşı bir savaşı aklından bile geçirmiyordu. Kısacası, dışarıdan göründüğünün aksine, aşırı sağcı ve faşistlerin sayısı ve kitlesi toplamda çok azdı. Ve çoğu da şubat sonu – mart başından itibaren meydandan çekilmeye başlamıştı.

Aynı sıralarda Finlandiya basını nasıl görüyordu meydandaki gelişmeleri ve Ukrayna’daki genel durumu?
Ben dâhil pek çok medya organı meydandakileri salt Nazi faşistleri gibi algılıyorduk.  Donbass’a ilk kez ne zaman geldiniz? Ve bir gazeteci olarak sıcağı sıcağına dikkatinizi en çok neler çekti, bilhassa yerel basın hususunda? 

Meydan’ı gördükten tam bir yıl sonra yani geçen yıl bu zamanlarda, Mart ayında ufak bir grupla ilk defa geldim bölgeye ve özel olarak Donetsk’e. Batı medyasında ve dünyada yansıtılmaya çalışılan durumdan tamamen faklı şeyler gördüm ve yaşadım burada. Ben bile Finlandiya’dayken Batılı medya organlarının Donbass ile alakalı propagandalarının az çok etkisi altında kalmışım diye düşünüyorum. Burada ise Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin resmi medyası ve de Rus basını dışında; tüm dünyanın takip edebileceği, bilgi edinebileceği alternatif ve sivil bir medya organizasyonunun bulunmadığını fark ettim. 

5 ÜLKEDEN 15 GAZETECİ

DONi’yi kurma kararı alma ve 2015’in yazında bölgeye yeniden döndükten itibaren adı geçen haber ajansınızı tesis etme sürecini kısaca aktarabilir misiniz? 
Mart’ta Donbass’tan ayrıldıktan sonra böyle bir oluşumu başlatma fikri kafamda çoktan olgunlaşmıştı. Temmuz ayında Donetsk’e tek başıma geldim. Ondan öncesinde menajerim, buradan belirli kişi ve kurumlarla irtibat sağlamıştı yani bir nevi bekleniyordum. Başlangıçta şu anda gördüğünüz ofis bütünüyle bomboştu ve bu işe soyunurken tek başınaydım. Ağustos’ta ise yavaş yavaş buradaki takımı oluşturmaya koyuldum.  

“Takım” deniniz. Burada şu an itibariyle size bağlı olarak çalışan kaç kişi var; bunların ne kadarı yabancı gazeteci ve hangi ülkelerden geliyorlar? 
Finlandiya, İspanya, Yunanistan, Fransa ve ABD’den gelen gazeteciler DONi’de sürekli olarak görev yapıyor. Toplam 15 kişi. 7’si yani yarısına yakını yabancı. Geri kalanları da buralı genç çalışanlardan oluşuyor. 

Şu ana değin, aradan geçen sekiz ay zarfında yaptığınız işlerden, faaliyetlerinizden söz edebilir misiniz?      
Açıkçası halen bir nevi inşa halindeyiz. Esas olarak internette, ancak çok farklı dillerde faaliyet gösterdik. Masa başındakiler, yerel haberleri büyük oranda İngilizce diline çeviriyorlar. Bunun haricinde ise yurt dışının farklı noktalarında, “gönüllü” diyebileceğimiz pek çok kişi de Almanca, Fransızca gibi diğer lisanlarda tercüme yapıyor. Bu yaz ise, gene internet üzerinden yayın yapacak bir televizyon kanalı açmayı planlıyoruz. 

Genel olarak kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olduğunuzu belirtiyorsunuz. Burada ve Lugansk’taki ofislerinizde devamlı olarak çalışanlar herhangi bir maaş alıyor mu? 
Evet, bünyemizde düzenli olarak çalışan herkes belirli bir maaş alıyor. 

Peki onların ödemeleri de dahil olmak üzere, görünür ve görünmeyen bütün masraflarınız kimler tarafından ve nasıl karşılıyor?    
Çok değişik ülkelerde, Donbass’taki mücadeleyi ve buradan tüm dünyaya tarafsız ve düzenli haber akışını destekleyen fiziksel ve tüzel kişilerin bağış ve fonları ile ayakta duruyoruz. Kısacası kendi otonom bütçemiz var ve bunu da bize bağlı konuyla ilgili kimseler idare ediyor.   

‘BİLGİ SAVAŞINDA POZİSYON ALIYORUZ’

DONi’de sıradan, ortalama bir gününüz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz? 
Öncelikle yabancı gazetecileri ve çeşitli delegasyonları karşılıyoruz. DNR’in bakan, idareci gibi resmi devlet görevlileri ile buluşmalar; onların brifing ve toplantılarını takip ediyoruz. Özellikle de sınır boylarında, yani cephe hatlarında düzenli olarak dolaşıp, çatışma bölgelerindeki aktüel durumu gün be gün kaydediyor ve belgeliyoruz. Bu noktada daha çok mobilize olan benim, ben bulunuyorum sürekli olarak sahada. Diğer arkadaşlar ise masa başı.

Gün boyu başta İngilizce olmak üzere pek çok yabancı dile çevirip yayınladığınız haberleri nerelerden, hangi kaynaklardan ediniyorsunuz genellikle? 
Neredeyse tüm yerli, bölgesel kaynaklardan. Resmi olsun, gayri resmi olsun; Donbass’a dair sanal ve yazılı, dergi, gazete, bülten, internet sitesi, haber ajansı vs. Bunun dışında sıfırdan kendimizin yaptığı, tamamen bize ait olan orijinal haberler de oluyor elbette.  Bir gün içinde aşağı yukarı 25–30 arası haber yayınlıyor ve sonradan bunların farklı lisanlara tercümesini gerçekleştiriyoruz. Yani adam başına 2 haber demek oluyor bu gün içinde. 

DONi’nin dünyada ne ölçüde takip edildiğini düşünüyorsunuz, yani haber ajansınız daha şimdiden az çok amacına ulaşabiliyor mu sizce, geri dönüşüm alabiliyor musunuz?
Tam olarak bilmiyorum fakat açıkçası bu bizim için tayin edici değil. Donbass’ı Batı dillerinden takip etmek isteyenler bir şekilde bizi buluyor, bize ulaşabiliyorlar zaten. Ancak örneğin, başta Facebook gelmek üzere, sosyal medyayı çok aktif ve verimli bir şekilde kullanıyoruz. Yeterince geri dönüşüm de alıyoruz. Her gün onlarca mektup ve mail geliyor.   

Yakın zamanda, Donbass’ta gerginliğin sürmekte olduğu cephe hatlarında bulunabildiniz mi? 
Henüz bir önceki Pazar günü “Yasinovata” kenti dolaylarında, son muharebe daha devam ederken gece vakti sınır hattına gittim kendi arabamla. Zifiri karanlıkta hiçbir şey gözükmediği için ancak ses kaydı alabildim. Buyurun isterseniz birlikte dinleyelim…DNR yetkililerinin bildirdiğine göre Ukrayna birliklerinin salt söz konusu muharebedeki kaybı 30 ölü ve 70 yaralı. Unutmayalım ki, şu anki resmen “Avrupa’nın gizli savaşı” şeklinde sürüyor. 

Son olarak, DONi’nin haberciliğinin ne kadar nesnel olduğunu söylemek mümkün, tamamen objektif bir gazetecilik yaptığınıza nasıl inanacağız söz gelimi?
Bizler maksimum objektiflikte haberler toplamaya, yayımlamaya çalışıyoruz. Ancak şurasını bilelim ki, fiilen hem Ukrayna hem de DNR-LNR tarafı açısından aynı anda nesnel bilgilendirme pek mümkün değil. Benim de ana amaçlarımdan birisi bu “polarizasyona” destek vermek; Donbass lehine bunu icra etmek, bunun için buraya geldim. Çünkü her şeyden önce bu aralıklı ve düzensiz devam edegelen savaş; aynı zamanda bir enformasyon savaşı, Batı’nın kendi bilgilendirmesi karşısında bir enformasyon savaşı. Ve bizim misyonumuz da burada, Donbass’ta bölge lehine bu bilgi savaşında pozisyon almak ve mücadele vermek…  

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Mart 2016 23:40
www.evrensel.net