Evrenin plastik poşeti; insanoğlu

Evrenin plastik poşeti; insanoğlu

Komedyen Carlin 92’deki aynı konuşmasında insanoğlunun yeryüzündeki sinir bozucu plastik poşetler olduğunu söylemişti. Zarar verici, çözünmeyen, uzun süre kalan… Fakat eninde sonunda plastik de çözünecek ve gezegen bu yükü de sırtından atacak. Gezegenin ömrü ile kıyaslandığında, ölümlü insan oğlunun ömrü ne ki? O vakte kadar yer yüzüne ve yer yüzünde yaptığı zulmü ile evrende kötü kokan siyah bakkal poşeti gibi devinmekte olacak insanoğlu.

Menekşe KIZILDERE

“The planet is fine, the people are fucked,”
George Carlin, 1992

ABD’li komedyen George Carlin yukarıdaki sözde iklim değişikliğinin nihai etkisini şöyle özetlemiş; "gezegene bi'şey olmayacak da insanlar lanet olası olacak."
Geçtiğimiz hafta iklim değişikliğinin etkilerini ortaya koyan, iki önemli makale yayımlandı. Birincisi; Nature Geoscience’da  ve arkadaşları tarafından yazılmış, “Geçtiğimiz 66 milyon yıl boyunca görülmemiş, beklenmedik insan kaynaklı karbon salım oranı.”1 Diğeri; ünlü iklim bilimci James Hansen ve arkadaşları tarafından yazılan Athmosferic Chemistry and Physics’de yayımlanan “Buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi ve tufanlar: Paleoiklim çağından kanıtlar ve modern iklim modellemesi gözlemleri ile 2Cllik küresel ısınmanın tehlikeleri.”2 Peki, bu uyarı niteliğindeki makaleler boğazına kadar terör gündemine batmış yer yüzü kamuoyuna ne demektedir?

HİÇ DOĞMAMIŞ KUŞAKLARIN ÖMÜRLERİNDEN ÇALMAK

Zeebe makalesinde 2014 yılında insan kaynaklı karbon salımının 10 Gt C/yıl değeri ile zirve yaptığını bildirmektedir. Bu çalışma ile dinozorların yok olmasına sebep olan Paleosen- Eosen Maksimum Termal (PETM) küresel ısınma çağından itibaren (PETM çağında Yeryüzü 5 °C ısınmıştı) 66 milyon yıl projeksiyonunda en hızlı ısınma dönemine girdiğimizi bilimsel olarak kanıtlamışlardır. Bu çalışmada 4000 yıllık insan kaynaklı karbon salımına bakıldığında 66 milyon yıllık projeksiyonda bu artışın beklenmedik bir artış olduğu da bildirilmektedir. Yani insanoğlu olması gerekenden 10 kat daha fazla karbon salarak gezegendeki sonuna adım adım değil dörtnala koşmaktadır. Yani insanoğlu için hayat 10 kat daha kirli ve kalitesiz ve de adaletsiz olacak demektir bu. Yoksullar ve daha iyi yaşam koşullarına ulaşamayan herkes ölünceye kadar daha kalitesiz bir yaşam sürecek demek bu. Hatta bazılarımız sırf bu yüzden ölecek. Gezegenin haksız bir şekilde kirletilmesi tüm savunmasızlar adına yer yüzündeki en büyük adaletsizliktir. Hiç doğmamış kuşakların ömürlerinden çalmaktır işte! Bu çok uzun zaman önce gerçekleşti bile ve bizler bu bedeli ödemeye başladık.
Grist.org yazarı Amelia Urry geçen haftaki haberinde, bundan 28 yıl önce insanlığı iklim felaketine karşı uyaran ilk isimlerden James Hansen’in NASA Uzay Araştırmaları direktörüyken, ABD Senatosunda, Kongrede “Artık gevelemeyi bırakalım, sera gazlarının artık bir tehdit olduğunun kanıtlarının çok güçlü olduğunu söyleyelim” diyerek insanlığı iklim değişikliğine karşı uyardığını yazdı. Aynı haberde Hansen’ın 24 Temmuz 1988 tarihli NewYork Times’de yayımlanan makalesinden de bahsedilmekte. Hansen 88’deki makalesinde aynı yılın NASA raporlarına göre sera gazlarının 130 yıllık projeksiyona göre yer yüzünün iklimini değiştirmeye başladığını da bildirmektedir. Bu 28 yılın ardından Hansen ve ekibi yeni bir makale yayımladı ve tahmin edileceği üzere veriler pek de iç açıcı değil. Bu makalede 1°C ısınma sebebi ile zaten 5-9 metre arasında yükselmiş olan total su yüksekliğinin hangi zaman ve durum projeksiyonlarına göre artacağı bildirilmektedir. Grönland’ın buzul erimesi sebebi ile her yıl 1ml suyu yükseltiği ve tüm buzulların erimesi ile 3-30 metre arasında bir yükselme olacağı bildirilmektedir. Peki hangi zaman aralığında? Büyük buzul kitleleri çöktüğü müddetçe bu zaman aralığı 10-20-40 yıllık projeksiyona inebilir, çökme büyüklüğüne göre 50-100-200 yıl projeksiyonuna da çıkabilir. Her halükarda kıyı kentleri ve yaşam alanları büyük tehdit altında olacak. Değişen tek şey felaketin büyüklüğü olacaktır. Çok detaylı verilerin bulunduğu bu 113 sayfalık makalede ekstrem tabiat olayları, seller, kuraklık, ısıl dalgalanma ve bunların nedenleri, etkileri gözler önüne serilmiştir. Peki ne yapılmalı? Bu soruyu COP21 konferansının 2. haftasonda bir basın açıklaması sonrası ben bizzat James Hansen’a kendim sordum. Şu cevabı verdi; “Çıkacak anlaşmadaki 2 °C hedefi talebi gerçekçi değil. Çin ve ABD gibi büyük kirleticiler bu hedef için piyasalarını etkileyebilecek radikal kararlar almayacak ve aldırmayacak.” Ben de, “Karbon fiyatlandırması, emisyon azaltmaları için çözüm olmayacak mı?” diye sorduğumda şöyle yanıtladı; “Elbette olacak. Zaten nihayetinde yapılacak olan bu. Piyasa kazanmadan tedbir alınmayacak. Ama sorun ortak bir plan mı olacak, her ülke kendi planını mı uygulayacak? Olması gereken, ortak bir planla karbon fiyatlandırılması ve bunun sadece özel sektörün eline bırakılmaması. ABD ve Çin ortak bir fiyatlandırma için ana yönlendirmeleri yapacaktır. Rusya buna karşı da çıksa ve aradaki dönemde ülkeler kendi planlarını da uygulasa küresel bir karbon fiyatlandırma planı gelecek. Vergi olup olmayacağını zamanla göreceğiz.”

SİYAH BAKKAL POŞETİ GİBİ

Hansen 2 derece hedefini gerçekçi bulmasa da iklim değişikliğinin ekonomik etkilerinin ülkeleri harekete geçmeye zorlayacağını öngördü. Belki de bu gerçekleşecek ama büyük buzul kitleleri çökmeye başladığında ve yine çok geç kalınmış olacak.
Komedyen Carlin 92’deki aynı konuşmasında insanoğlunun yeryüzündeki sinir bozucu plastik poşetler olduğunu söylemişti. Zarar verici, çözünmeyen, uzun süre kalan… Fakat eninde sonunda plastik de çözünecek ve gezegen bu yükü de sırtından atacak. Gezegenin ömrü ile kıyaslandığında, ölümlü insan oğlunun ömrü ne ki? O vakte kadar yer yüzüne ve yer yüzünde yaptığı zulmü ile evrende kötü kokan siyah bakkal poşeti gibi devinmekte olacak insanoğlu. Bakalım ne kadar gidecek bu böyle.
Umutla…

1. http://www.nature.com/ngeo/journal/vaop/ncurrent/full/ngeo2681.html
2. http://www.atmos-chem-phys.net/16/3761/2016/acp-16-3761-2016-discussion.html

www.evrensel.net