26 Mart 2016 04:56

Patronları hakim yapın kurtulun

Patronları hakim yapın kurtulun

Paylaş

Engin KAYA

Adalet Bakanlığı; İş Mahkemeleri Kanunu, İş Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile Arabuluculuk Kanunu’nda çok önemli değişiklikler içeren kanun tasarısı taslağı hazırlayarak ilgili kurumlara gönderdi. Adalet Bakanlığının internet sitesinin duyurular bölümünde 23 Mart 2016 tarihinde ‘İlgili kurumların görüşüne sunulduğu’ belirtilerek ilan edilen tasarı taslağı, önceki gün Adalet Bakanlığının sitesinden kaldırıldı.

Bu tasarı taslağı, kiralık işçilik tasarısı, kıdem tazminatı fonu hazırlığı, 647 sayılı Kanun’a ilişkin düzenleme ile bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde, işçi ve emekçilere bugünleri de aratacak vahşi bir sömürü ortamının hedeflendiği açık. 

İŞÇİNİN SON ‘UMUT’ KAPISI KAPATILIYOR

İş hukuku mevzuatı, esasen temel olarak işin ve işyerinin ihtiyaçları ve sorunsuz olarak yürütümü gözetilerek hazırlanmıştır. Öyle ki, bir işçinin yıl içinde 4-5 kez hastalanması ve 20-25 gün raporlu olması gayet olağan ve insani olmasına karşın, yasa ve yasayı yorumlayan Yargıtaya göre bir işçinin 20 gün hastalanması iş akışını olumsuz etkilediğinden iş akdinin feshi geçerlidir. Ancak işçiler için kırıntı düzeyindeki haklar dahi verilmediği için “Son bir umut kapısı” olarak gördüğü iş mahkemelerinin yolunu tutmaktadır. Bu nedenle iş mahkemelerinde büyük bir yığılma vardır. Bu yığılma hükümeti ve patronları oldukça rahatsız ediyor ve bir süredir bu yolu da kapamanın yolları aranıyordu.

Tasarı taslağının genel gerekçe bölümünde bu yasaya neden ihtiyaç duyulduğunun örtülü ipuçları verilmiş. İş mahkemelerinde 600 binin üzerinde dava olması, Yargıtayın iş ve sosyal güvenlik hukuku dairelerinde, tüm hukuk davalarının yüzde 30’unun yani yaklaşık 225 bininin bulunmasından hareketle işçilerin dava açmasını kısıtlamak üzere bu taslak hazırlanmış. Genel gerekçede bu ifadelerin yer almasından hiç beis duyulmamış. Ancak devamında aynen kıdem tazminatı fonundaki taktiği uygulayıp, uzun yargılama sürelerinin işçiyi mağdur ettiğinden yakınarak, hak aramayı dahi neredeyse yasaklayan taslağı meşrulaştırmaya yöneliyorlar. 

ARABULUCU ZORUNLULUĞU

Dünya örneklerinde “gönüllülük” esasına göre alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak işleyen arabuluculuk kurumu, tasarı taslağı ile hem de iki tarafın eşit olmadığı işçi-patron uyuşmazlıklarında zorunlu hale getiriliyor. Tasarı yasalaştığında, işçiler, arabulucuya gitmeden, herhangi bir işçilik alacağı veya işe iade, sendikal tazminat talepli dava açamayacak. Eğer açarsa, mahkeme, dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedecek. Bu sırada örneğin işe iade davası açan işçi için bir aylık hak düşürücü süre tamamlanmış olacak ve bu hakkı ortadan kalkacak.

Arabuluculuk Kanunu’nda yapılan değişiklikle de arabulucunun bir karar vermesi halinde, işçiler aynı konuda bir daha dava açma hakkına sahip olamayacak ve arabulucunun kararı sadece teknik olarak icra kabiliyeti olup olmadığı yönünden denetlenip temyiz edilebilecek. Yine arabulucu görüşmelerine uzmanların da yer alması düzenlemesi ile bir işçi uzmana da para veremeyeceğine göre, patronların masaya güçlü bir şekilde oturması sağlanıyor.

ZAMAN AŞIMI DEĞİL HAKKIN KULLANIMININ ENGELLENMESİ

Mevzuata göre, zaman aşımı süresi kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için 10 yıl, ücret alacakları için ise 5 yıl. Tasarı taslağıyla, hak aramayı engelleyici bir şekilde, kıdem-ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve yıllık izin alacağında zaman aşımı 2 yıla indiriliyor. Bu düzenleme, patronlara, işçilerin hakkını zaman aşımı adı altında ödememe hakkı getirmek üzere düzenlenmiş. Çünkü, fiilen işçinin elinde bilgi ve belge olmadığından davalarda alacağın bir kısmı talep ediliyor ve hesap bilirkişisinin alacakları hesaplamasının akabinde kalan kısım için ıslah veya harç tamamlama dilekçesi veriliyor. Bu nedenle davalar 2 yılda açılsa dahi, alacağın tamamı talep edilmediği durumda kalan kısmın zaman aşımına uğraması muhtemel ve tasarı ile de bunun hedeflendiği açık. Yine önce işe iade davası açan işçinin bu talebi kabul edilse dahi işe alınmaz ve tazminatı da ödenmezse veya işe iadesi kabul edilmese dahi feshin haklı değil geçerli olduğu yani tazminat ödenmesi gerektiği kararı verildiğinde zaman aşımı süresi dolmuş olacak. 

Benzer bir düzenleme hemen hemen hiçbir alacak için öngörülmediği halde işçiler için 2 yıl sınırı getirilmesi, patronlara işçinin hakkını kasasında tutmak için bir imkan daha getirmekten başka bir anlam taşımıyor. 

TEMYİZ HAKKI YOK EDİLİYOR

Tasarı taslağı ile işe iade, iş kolu itirazı, yetki itirazı, işletme niteliğinin tespitine ilişkin davalar, toplu iş sözleşmesinin yorumu ve eda davaları ile 6356 sayılı Sendikalar ve TİS Yasası’ndan kaynaklı bir kısım dava için temyiz yolu kapatılmak isteniyor. Bu davalara ilişkin itirazlar istinaf mahkemelerinde görülecek. Parasal sınırlar bakımından değerlendirme yapılırken de her alacak kaleminin ayrı ayrı değerlendirilmesi düzenlemesine yer veriliyor. Yani bir işçi kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi alacak kalemlerini aynı davada isterse, parasal sınırlar uygulanırken her bir alacağın miktarına ayrı ayrı bakılacak. Mevcut Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda istinaf yolundan sonra Yargıtaya başvuru için 25 bin lira sınırı yer alıyor. İstinaf mahkemeleri önümüzdeki temmuzdan itibaren çalışmaya başlayacak ve bu durumda neredeyse sadece sendikal tazminat talepli davalar temyiz edilebilecek.

İŞ GÜVENCESİ TAZMİNATINA SINIR

İşe iade davalarında boşta geçen süre ücreti ve işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek olan iş güvencesi tazminatının miktar olarak da belirlenmesi kuralı getiriliyor. Ancak taslak, iş güvencesi tazminatının geçersiz sayılan fesih tarihindeki ücrete göre belirlenmesini öngörüyor. Mevcut uygulamada ise, davasını kazanan ve işe başlatılmayan işçiye ödenen bu tazminat, işe başlatılmadığı tarihteki ücreti baz alınarak ödeniyor. Böylece dava kesinleşinceye kadar 2-3 yıl geçtiğinden birkaç zam tazminata yansımış oluyordu.

TARAFLARA SUNULDU

Adalet Bakanlığı, tasarı taslağını tarafların görüşüne sunduğunu açıkladı. İşçi ve patron sendikaları ile diğer ilgili kuruluşlardan gelecek görüşler dikkate alındıktan sonra taslağın, Bakanlar Kurulu tarafından yasa tasarısı olarak Meclise sunulması ve en geç haziran ayında yasalaştırılması planlanıyor.

ÖNCEKİ HABER

Borç kıskacı, işsizlik, mobbing: İşçileri intihara sürükleyen girdap

SONRAKİ HABER

Başakşehir, Trabzonspor deplasmanından galip ayrıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa