'Kürtler Newroz’da hükümete hem barış, hem de direniş mesajı verdi'

'Kürtler Newroz’da hükümete hem barış, hem de direniş mesajı verdi'

Meltem AKYOL
Diyarbakır

Bütün baskılara ve ‘canlı bomba’ söylentilerine rağmen büyük bir kitlesellikle kutlanan ve 4 ayrı soruşturma açılan Diyarbakır Newrozu’nu ve ardından yaşananları DBP, DDKD, EMEP ve ÖSP yöneticileriyle konuştuk. Halk ne mesaj verdi, bu mesaj sürece nasıl etki eder ve ne yapmalı? Farklı görüşler ve eleştiriler var. Ortak görüş; Diyarbakır halkı direniş ve barış mesajı verdi. 

HALKIN OTAK GELECEĞİNİ BİRLİKTE VE DİRENEREK İNŞA EDECEĞİZ

Ayşegül Çoban (Demokratik Bölgeler Partisi PM Üyesi): Diyarbakır Newrozu’nu doğru okuyabilmek ve anlayabilmek için 2013 Diyarbakır Newroz’unu, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlattığı süreci, bütünlüklü olarak ele almak gerekir. Sayın Öcalan’ın bütün farklılıkların bir arada yaşayabilme zeminini ve onurlu bir barışın müjdesini verdiği 2013 Newrozu’ndan bu yana Kürt halkı zulme karşı direnişini büyütmüş, barışta ısrarcı olmuştur. AKP hükümetinin, Diyarbakır Newrozu’nda alana akın eden yüz binlerce insanın verdiği direniş ve barışta ısrar mesjını doğru anlamlandırması ve okuması gerek. Zira alanı dolduran yüz binlerce insan canı pahasına dahi olsa önderliğinin özgürlüğü ve barıştaki ısrar ve mücaleleden asla vazgeçmeyeceğinin mesajını vermiştir. AKP devletinin bütün zulüm politikalarını ve tehditlerini boşa çıkarmıştır. Türkiye halkları açısından da büyük bir önem taşıyan bu Newroz, zulmün olduğu her yerde direnişin olacağı ve halkların ortak geleceğini birlikte ve direnerek inşa edeceği mesajını vermiştir. Mücadeleye de müzakereye de hazır olduğunun mesajını bütün tarihsel süreçlerde olduğu gibi ortaya koymuştur. Bu Newroz bir bütün olarak Türkiye halklarına da ‘zulümle uzlaşmasız savaşılır, direnilir’ mesajı vermesi açısından önemlidir.  

HALK BARIŞ DİYOR HÜKÜMET ‘TERÖRLE MÜCADELEDE SEFERBERLİK’

İlhan İlbay (Emek Partisi Kürdistan Örgütü Yöneticisi): 2016 Newrozu, son birkaç yıldır çatışmasızlık ortamında geçirdiğimiz ve barış talebinin çok daha güçlü, ön planda olduğu Newrozlardan sonra olağanüstü koşullarda gerçekleşti. Bu bakımdan katılımı ve halkın verdiği mesajı bu koşullarda değerlendirmek gerekir. Diyarbakır’da aylarca sokağa çıkma yasaklarının olduğu, hatta Newroz sabahına kadar Bağlar’da yasağın devam ettiği koşullarda bu oranda bir katılım iki önemli mesaj vermektedir. Bir tanesi bütün bu baskılara, devletin bu tarihte görülmemiş şiddetine rağmen halkın haklarına, taleplerine sahip çıktığını göstermektedir. Diğeri de silahlı yöntemlerle bu sorunun çözülmeyeceğini, sorunun çözümü için adım atılması gerektiği mesajları verildi. Daha Newroz günü Diyarbakır meydanında çatışmaların yeniden durması, barış koşullarına dönülmesi çağrıları yapılırke, cumhurbaşkanının, başbakanın yaptığı açıklamalarda ‘terörle mücadelede seferberlik’ vurgusu öne çıkıyordu. Ülkeyi yönetenlerin, halkımızın barış ve çözüm mesajını görmek yerine silahla, tankla, topla ezme politikasında ısrar ettikleri görülüyor. Bu bakımdan kısa vadede hükümet cephesinde bir politika değişikliği işareti henüz yok. Ancak hükümetin buradan doğru sonuçlar çıkarması gerekir. Yani alanın doluluğunun geçen yıldan daha az olduğuna bakarak ‘evet artık halk bunların yanında değil’ gibi bir mesaj çıkarmak yerine, bütün bu baskı ve saldırılara karşı halkın taleplerinden vazgeçmediğini, sinmediğini ve sinmeyeceğini görmesi yönünde sonuçlar çıkarması gerekiyor. Demokrasi güçlerine de bu sorunun çözülmesi için çaba, ısrar, mücadele, halkın bu tutumunu, bu onurlu duruşunu büyütmek düşüyor. 

HÜKÜMET DİYARBAKIR’IN MESAJINI İYİ OKUMALI

Abdulhay Okumuş (DDKD Genel Sekreteri): Newroz’un kitlesel olarak kutlanmasına karar verildiği andan itibaren hükümet, fısıltı gazetesi ile Newroz’a katılımın düşürülmesi için  bomba patlaması propagandası yaptı. Fakat Kürt halkı İran’da Şah’ın diktatörlüğü, Saddam’ın Irak’taki diktatörlüğü, Türkiye’de Kenan Evren faşist cuntası, Suriye’de Hafız Esad diktatörlüğü dönemi de dahil hiçbir dönem Newrozu kutlamaktan vazgeçmedi. Kürt halkı sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne değildi, 4 parçadaki Kürtlerin haklarını gasbeden devletlere, şu anda Ortadoğu’yu dizayn etmeye çalışan güçlere, ‘Biz Ortadoğu’da hakları gasbedilen bir halkız ve bu haklarımıza sahip çıkıyoruz, bu haklarımızın peşindeyiz’ mesajını çok net olarak verdi. Gerek HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, gerek Sırrı Süreyya Önder’in konuşmalarında çok açık ve net biçimde çatışmaların hiç kimseye faydası olmadığı, bir an önce çözüm masanın yeniden kurulması mesajı vardı. Halkın da bu mesaja coşkulu bir şekilde sahip çıkması bunun Kürt halkının da mesajı olduğunu gösterdi. Yani çok net biçimde şunu söyledi Kürt halkı, ‘Biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz ama bu haklarımızı çatışmalarla, insan ölümleriyle, cenazelerle, toplumun böyle kutuplaşmasıyla almak istemiyoruz. Bundan yana değiliz. Artık devletin bundan çıkaracağı bir mesaj olmalı. Bu mesaj da bir an önce masaya dönülmesidir. 

HALK HEM PKK’YE HEM DEVLETE ‘BARIŞ İSTİYORUZ’ DEDİ

Nusrettin Maçin (Özgürlük ve Sosyalizm Partisi Genel Başkan Yardımcısı): Diyarbakır Newrozu bence çok tarihi bir mesaj verdi. Ankara’da, İstanbul’da bombaların patladığı, Sur, Bağlar, Cizre’de Newroz öncesi aşırı güç kullanarak, hem sivil halka hem de silahlı güçlere karşı yapılan o katliamlara rağmen Newroz’un bu denli coşkulu, katılımın yüksek olması çok anlamlı. Halkın ve toplumun meşru ve demokratik siyasete olan güveninin bir ifadesiydi. Bana göre iki tarafa da bir mesajdı. Birincisi devlet cephesine mesajdı: Kürtleri öldürerek bitiremezsiniz, silahla, göç ettirmeyle bitiremezsiniz. Bu zor siyasetinden vazgeçin mesajıydı. İkincisi de bana göre PKK’ye yönelikti Bu işin silahla değil, sivil itaatsizlikle olacağının mesajını verdi halk. Yani her iki tarafa da bir mesaj verildi. Barış mesajıydı. Toplumun daha istikrarlı, daha güvenilir bir ortamda hayatını idame ettirme ve kendi talepleri için de demokratik siyaset çerçevesinde bir ısrar vardı. Hükümet cephesinin, Türkiye’deki havuz medyanın yaratmak istediği algı, halkın operasyonları desteklediği yönündeydi. Şimdi Türkiye’de bir savaş konsepti uygulanıyor, hem Kürt ulusal hareketine karşı hem de ülkedeki demokrasi güçlerine karşı. Suruç ve Ankara katliamlarının nedeni toplumda bir kırılma yaratılıp, sivil itaatsizliğin önünü kesmekti. Silahlı güç devletin bu savaş konseptine karşı silahla değil sivil itaatsizlikle, meşru ve demokratik zeminde cevap vermeliydi. Çünkü sistem kitlelerden korkuyor, halkın meşru ve demokratik zemindeki siyasetinden korkuyor.  Yapılması gereken ise bu sisteme, bu savaş konseptine karşı kendi güvenliğini de alarak Newroz’da olduğu gibi mücadele etmektir.

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Mart 2016 18:42
www.evrensel.net