Sadece çocuk olmak istiyorlar

Sadece çocuk olmak istiyorlar

Müslüm, Efe, İbrahim, Ali, Ahmet, Mehmet...  İsimleri ne olursa olsun istek hep aynı; oyun oynamak, mutlu olmak.  Bir insan en çok ne ister ki, herhalde sahip olmadığımız şeyleri istiyoruz hayattan. Adana’da ayakkabıcılar çarşısında çalışan çocukların 23 Nisan’da en çok yapmak istedikleri arasında oyun oynamak i

Cumali Akkaş / Volkan Pekal

OYUN OYNAMAK, GEZMEK BİRAZ DA MUTLULUK

Arastada dolaşmaya başladığımızda çocukların sayısı dikkat çekiyor. Tatil günlerinde sayıları artıyor. Kimi saya ustası babasına yardım ediyor, kimi ailesine katkı sunabilmek, kimi de şimdiden meslek öğrenmek için çalışıyor. Arastada atölyeler arasında karınca gibi ilerleyen çocuklar verilen işi yetiştirme çabasında. Atölyelerden birine giriyoruz. Ocak ayında yaşanan eylemlerden birbirimize aşina olduğumuz ustalar çalışanlar sıcakkanlılıkla karşılıyor bizi.  İlk olarak Efe ile konuşuyoruz. Babasına yardım ediyor Efe daha sekizinde belki dokuz. “Ne yapmak istersin 23 Nisan’da?” sorusuna  “oyun oynamak” diye cevap veriyor. Utangaç, sözcük dökülmüyor ağzından. Acemi kameraya, fotoğraf makinesine ama bir o kadar usta elindeki işe seri bir şekilde çalışıyor. Aynı atölyeden başka bir çocukla çekiç sesleri arasında konuşmaya başlıyoruz. Sorumuza onun da cevabı “oyun oynamak” oluyor. O gün okul yok işte olmazsa arkadaşları ile gezip oynamak istediği.

ÜÇÜNCÜ ÇOĞUL KİŞİDEN VERİLEN CEVAPLAR

Önünde duran yapıştırıcı kutusuna bandırdığı süngeri ile sayaların astarlarını yapıştıran Müslüm, okul tatillerinde çalışıyor arastada. 12-13 yaşlarında bir sayaları ayırıyor, bir astar yapıştırıyor. 23 Nisan tatil olduğu için o gün arastada işinin başında olacak. Okulda Cuma’dan yapılmış 23 Nisan törenleri. Müslüm için Cuma’dan bitmiş 23 Nisan. Müslüm sorularımıza 3. Çoğul kişiden cevap veriyor: ‘Geziyorlar, eğleniyorlar, gösteriler yapıyorlar’

Sabah okula gidip öğleden sonra arastaya gelen İbrahim o gün şenliklere katılmak istiyor. 23 Nisan’dan beklentisi mutluluk ve sevinç olan İbrahim, o günü arkadaşları ile geçirmek istiyor. Her girdiğimiz atölyede hoş karşılanıp sevgi ile uğurlanıyoruz. Arastada kimi meslek öğrenmek, kimi ailesine katkı sunmak kimi de babasına yardım etmek için çalışan çocuklar oyun oynamak ve mutlu olmak istiyor. Çok da bir şey istemiyorlar aslında sadece çocuk olmak istiyorlar. (AdanaEVRENSEL)


PLANLAR ÖNCEDEN HAZIR

Bir başka atölyede önünde birbirinden ayrılmayı bekleyen onlarca sayanın arkasında çalışan Ferhat, planını önceden yapmış, arkadaşları ile gezecek 23 Nisan’da. On birinde Ferhat, okulu tatil olduğunda arastanın yolunu tutanlardan. Hafta sonları zamanını arastada çalışarak geçiren Ferhat, oyun oynamaya fazla fırsatı olmadığı için 23 Nisan’da oyun oynamak istiyor, bir de fırsat bulursa düzenlenen törenlere gitmekte istiyor.

BEN DE ARKADAŞLARIM GİBİ OKUMAK İSTERDİM AMA OLMADI!

Zafer 14 yaşında. Okuması gerektiği halde  çalışmak zorunda olan binlerce çocuktan bir sadece. Çağlayan’da tekstilde çalışan birçok işçi Zafer gibi çocuk yaşta başlamış çalışmaya. Sekiz yaşında çalışmaya başlayan çok sayıda işçi var Çağlayan’da. Çıraklıktan başlayıp erken yaşta usta makinacı, ütücü, overlokçu oluyor birçoğu. Ama  hiç biri usta makinacılar, ütücü, overlokçu kadar maaş alamıyorlar taki yetişkin olana kadar. Zafer de çırak olarak çalışan çocuk işçilerden biri. Bütün gün “Zafer onu getir, Zafer şunu götür” diyen abla ve ağabeylerine hizmet etmekte. “Yoruldum” bile diyemiyor yorulmasına rağmen.

Zafer’e neden okuyamadığını sorduğumuzda tek söyleyebildiği “Ailemin imkanı yoktu beni okutmaya” oluyor.

Zafer gibi çalışmak zorunda kalan çocukları görmeyen hükümet şimdi de “Okumaya parası yoksa, gitsin çalışsın” anlamına gelen 4+4+4 eğitim sistemini yasallaştırdı. Okula devam edebilseydi Zafer belki fen öğretmeni olacaktı. Kendi gibi çocuklara fen öğretecekti. Belki  onlara okumanın ne kadar önemli olduğunu anlatacaktı. Zafer’e “okurken 23 Nisan kutlamaların katıldın mı?” diye sorduğumda şunları söyledi “Okula giderken  23 Nisan kutlamalarına katılıyorduk sonra da arkadaşlarla gidip oyun oynuyorduk, geziyorduk. Şimdi ben çalışıyorum onlar oyun oynuyor geziyor. Onlar beş gün okula gidiyor iki gün oyun oynuyorlar. Ben altı gün çalışıyorum. Bir gün dinleniyorum. Sadece 3-4 saat oyun oynayabiliyorum Pazar günleri. Onlar 6 saat okula gidiyorlar orada oturuyorlar. Ben mesaiye kalmazsam  en az on bir saat  çalışıyorum. Okuyan okuyor biz çalışıyoruz. Arkadaşlarım okuldan bahsettiğinde  ben  üzülüyorum ben de onlar gibi  okumak istiyorum ama olmuyor”

www.evrensel.net