Tutuklu akademisyenler için 'Özgürlük Nöbeti' tutuldu

Tutuklu akademisyenler için 'Özgürlük Nöbeti' tutuldu

Barış İçin Akademisyenler ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri geçtiğimiz hafta tutuklanan akademisyen Esra Mungan'ın tecrit koşullarında tutulduğu; Bakırköy Cezaevi önünde, 'Özgürlük Nöbeti' tuttu. 

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin tutuklu akademisyen Esra Mungan için dün başlattıkları 'Özgürlük Nöbeti' Barış için Akademisyenler'in de katılımıyla sürüyor. Tutuklu akademisyenler özgürlüğüne kavuşuncaya kadar nöbeti sürdüreceklerini belirten akademisyenler, her gün 12.00'da başlayıp 15.00'a kadar dönüşümlü olarak nöbet tutacak. 

'Tutuklu akademisyenlere özgürlük' ve 'Barış isteyen akademisyenlere özgürlük' pankartlarının açıldığı nöbete çok sayıda akademisyen katıldı. 'Özgürlük Nöbeti' yarın da Barış Bildirisi imzacıları Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy'un tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi önünde yapılacak. 

AKADEMİSYENLER SERBEST BIRAKILINCYA KADAR NÖBETE DEVAM

Geçen hafta tutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderilen Barış Bildirisi imzacılarından Doç. Dr. Esra Mungan'ın tecrit koşullarında tutulmasını 'keyfi bir uygulama' olarak değerlendiren Özyeğin Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Dr. Alper Açık, "Esra hocanın üzerindeki tecritin kalkması sorunları çözmeyecek. Tutuklu akademisyenler serbest bırakılıncaya kadar nöbete devam edeceğiz" dedi. Açık, "Barış sözcüğünden korkulur oldu. Toplumsal muhalefet tarafından çıkarılan sesler kısılmaya çalışılıyor. Akademisyenlere dönük bu haksız durumu herkesin görmesini istiyoruz" diyerek akademisyenlere yapılan suçlamaların ve maruz bırakıldıkları koşulların kabul edilemez olduğunu belirtti. 

'AKADEMİSYENLERE UYGULANAN BASKI HUKUKİ DEĞİL'

Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Fidan Eroğlu ise akademisyenler üzerindeki baskıyı korkutma ve sindirme olarak değerlendirdi. İktidarın düşünceden korktuğunu ifade eden Eroğlu, "Baskı oluştukça diyalog ortamı kalkıyor. Baskılar tartışma ortamını kapatıyor ve bu, düşüncenin ortadan kalkmasına neden oluyor. Barış istiyoruz diyen insanları cezaevine atıyorsanız bu, savaş istediğiniz anlamına gelir. İktidar tahakküm kurma aracı değildir. Baskıların kalkmasını, özgürce, rahatça diyalog kurulabilir bir ülke olmasını istiyoruz. Bu anlamda akademisyenler üzerindeki baskının kalkması lazım. Hegel'in de ifade ettiği gibi 'ölümü göze almadan özgürlüğü elde edemezsiniz'. Özgürlük nöbeti bu anlamda önemli" dedi. Eroğlu akademisyenlere uygulanan baskının ise hukuki olmadığını söyledi. 

'TOPLUMSAL MUHALEFETE TOPYEKÜN SAVAŞ YÜRÜTÜLÜYOR'

Almanya'da bulunan ZMO Enstitüsü'nde görev yapan Dr. Deniz Yonucu da, "Toplumsal muhalefetin bütün kesimine topyekün savaş yürütülüyor. Yaşananlar sadece ifade özgürlüğüne bir saldırı değil. Akademisyenler Kürt illerinde yaşananları açıkça ifade ettikleri için yapılıyor bu baskı. Fakat baskılar arttıkça muhalefet bloğu da birleşiyor. Her baskı karşısında direnişi de getiren bir sonucu doğuruyor. Biz akademisyenler, topluma karşı verilen savaşa direnmeye ve ezilen roplumsal kesimlerin yanında olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

 

www.evrensel.net