‘İnsan cenazesini alınca üzülür,   biz cenazemizi bulsak sevineceğiz’

‘İnsan cenazesini alınca üzülür, biz cenazemizi bulsak sevineceğiz’

Meltem AKYOL
Diyarbakır

 

Turgay Girçek, Rozerin Çukur, Ramazan Öğüt, Gündüz Akmeşe, Welat Bilen, Cihat Morgül, Mahmut Oruç, Hakan Arslan, Erhan Keskin ve Erdal Tekin… Diyarbakır Sur’daki operasyonlarda hayatlarını kaybettiler ancak cenazeleri ailelerine verilmedi. Aylardır çocuklarının kemikleri için nöbette olan aileler, ‘Artık yeter’ diyor. 

Dicle-Fırat Kültür Merkezi’nde ailelerin nöbeti devam ediyor. Kapıdan girenleri ölen çocukların fotoğrafları karşılıyor. Annelerin, babaların gözü yaşlı, ‘Bir kemik’ diyor her konuşan, ‘Bir kemik olsa da istiyorum, bir mezarım olsun gidecek.’ Ailelerin nöbet tuttuğu yere 5 dakika yürüme mesafesinde çocuklarının cenazeleri. Demir bariyerlerin ardında, ama onlar alamıyor. İçeriden sürekli hafriyat kamyonları çıkıyor, çıkan her kamyon ailelerin yüreğine dert. ‘Belki çıkardıkları çocuklarımızın kemikleridir, Cizre’deki gibi alıp döküyorlar bir yere, nereden alıyorlar, ne alıyorlar belli değil. Yüreğimiz yanıyor o kamyonlar çıktıkça’ diyorlar. 

14’ÜNE YENİ GİRMİŞTİ

 “Cihat 13’ünü yeni bitirmiş, 14’ünden gün almıştı. Kemal Sunal filmlerini çok seviyordu. Kardeşi Cansu ile uzanıp Kemal Sunal filmleri izliyordu, annesi de mısır patlatıyordu onlara.” Böyle anlatıyor anne Kadriye Morgül oğlu Cihat’ı. Cihat Morgül’ün hayatını kaybettiği haberini televizyondan almış: “Oğlum 6 Şubat’ta vuruldu, bir ayı geçti oğlumun cenazesini bekliyoruz” diyor. 

Kadriye Morgül’ün iki çocuğundan ilki Cihat, bir de Cansu var. Kederle bakıyor Cansu, abisiyle yaptıklarını anlatıyor, ‘film izliyorduk’ diyor o da. Sur’da Fatihpaşa Mahallesinde oturuyor Morgül ailesi. Yasak başlayınca taşınmaya karar vermişler, “Zaten başka çare de yoktu” diyor anne Kadriye Morgül. Eşyalar taşınırken Cihat kayboluyor, sonra bir daha haber alamıyorlar. “Kimseye haber vermedik, abluka kalkınca döner diyorduk” diyen Kadriye Morgül, “Kapı çalınıyordu sevinçle kapıya gidiyorduk, diyordum 'Cansu gel gidelim abimiz geldi' Ama en sonunda gözüm kapıda kaldı, oğlumun ölüm haberi geldi” diye anlatıyor. Şimdi Sur’dan çıkan her hafriyat kamyonu içlerine işliyor: “O kamyonlar gidiyor ya benim çok zoruma gidiyor, belki oğlumun parçalarını götürüyorlardır. Durdursunlar yeter. Burada 5 dakika mesafe ama ben oğlumun cenazesini alamıyorum. İçim yanıyor, yeter. Bir kemiktir, kemiklerimizi versinler.” Oğlunun kemiklerini bekleyen bir annenin son sözleri yine barış oluyor: “Barış istiyorum. Bizim yüreklerimiz yanmış başka annelerin yüreği yanmasın.” Bir de çağrısı var Kadriye Morgül’ün, annelere: “Eğer biraz adalet duyguları varsa bize arka çıksınlar, biz de cenazelerimizi alalım”  

DOĞUP BÜYÜDÜĞÜ SOKAĞINDA KATLEDİLDİ

Tugay Girçek 19’undaydı… Katledileli iki buçuk ay oluyor neredeyse, ailesi nöbette. Girçek ailesi de Sur’da oturuyor, Kurşunlu Cami’nin olduğu yerde. Anne Makbule Girçek “Oğlum doğduğu, büyüdüğü sokağında, mahallesinde katledildi” diyor. Tugay, Girçek ailesinin 6 çocuğundan en büyüğü, ‘Ne acılarla, yoksullukla büyüttüm’ diyor annesi, gözlerinde yaş hiç dinmiyor. Abluka başladığında Tugay gitmiş, bir daha haber alamamışlar. “Kimse kimseyi bulamadı zaten’ diye anlatıyor anne Makbule Girçek o günü. Sonra ölüm haberi geliyor Tugay’ın, canezesi yok. 

'BİR MEZARIMIZ OLSUN'

Çocuğunun kemiklerini istiyor annesi, “Cenazelerimizi versinler, evleri yıkıyorlar, molozları kamyonlara yükleyip götürüyorlar. Belki bizim cenazelerimizi o çöplüğün içinde götürmüşler. Kepçelerle, köpeklerle şehrin içine girmişler, Sur’da çatışmalar bitmiş, yasağı 'ha bugün ha diğer gün kaldıracağız' diyorlar, kaldırmıyorlar. Kaldırsınlar, bizim cenazemizi versinler, bizim de bir toprağımız olsun, yerini bilelim çocuğumuzun”

'ÇIKAN HER CENAZE İÇİN HASTANEYE KOŞUYORUZ'

Sur’dan çıkarılan cenazeler Diyarbakır, Elazığ ve Malatya’da. Aileler hastanelere koşuyor, çocuklarının cenazesini bulmak umuduyla. Anne Makbule Girçek, “Bir cenaze çıkıyor, diyorlar 'hastanede'. Diyoruz 'belki odur', gidiyoruz hastaneye, bakıyoruz o değil, dönüp geliyoruz yine” diye anlatıyor bu durumu. Ve ekliyor “İnsanlar cenazelerini alınca üzülürdü. Şimdi biz cenazemizi bulacağız diye seviniyoruz, yeter ki kemiklerini versinler bize. Biz de bilelim istiyoruz çocuğumuzun mezarının yerini.”

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Mart 2016 11:28
www.evrensel.net