Yinon Muallem ile Piyanist Mintus sunar: 3. Selim’den Prince’e çizgi dışı bir buluşma

Yinon Muallem ile Piyanist Mintus sunar: 3. Selim’den Prince’e çizgi dışı bir buluşma

Yinon Muallem 24 Mart’ta Cemal Reşit Rey’de ‘Kalplerin Buluşması’ projesiyle sahne alacak. Yinon Kalplerin Buluşması ile Türkiye tarihinin en sevilen şairlerinden biri olan Yunus Emre ile İspanyol geleneğinin en büyük şair – filozof Yahudi çağdaşlarını, Sufizmin biraraya getirdiği kültürler arası bu müzikal projede buluşturuyor. Sanatçıya konserinde Gülseven Medar ve Eda Karaytug solist olarak eşlik edecek.

Devrim ACAROĞLU
İstanbul

Yinon Muallem 14 senedir İstanbul’da yaşayan İsrailli bir müzisyen, perküsyonist. İmzasını attığı altı albüm var. Ki bu rakamın bir perküsyoncu için oldukça iddialı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Irak’ta doğan Muallem, makam müziği dinlenen bir evde bu müziğe isyan halinde büyümüş. Ümmü Gülsüm dinlenen evde Pink Floyd dinleyen asi rockçu durumu yani. Gel zaman git zaman asi çocuk Türk müziği aşkıyla Türkiye’ye yerleşir, Türkiyeli bir kadına aşık olur, iki çocuk yapar.
İmza attığı yeni ve söyleşimize konu olan albüm ise ismiyle müsemma; Offlines (çizgi dışı). Yinon’un enteresan müzikal yolculuğunun eklektik bir toplamı adeta. Yinon Muallem bu projeyi İsrailli genç Caz Piyanisti Guy Mintus’la gerçekleştirmiş.
Erkan Oğur, Elif Çağlar, Hasan Gözetlik, Arslan Hazreti, Eyal Sela ise Oflines’a misafir olmuşlar.

Guy Mintus’la ne zaman tanıştınız, bu proje nasıl doğdu?
Klarnet çalan bir arkadaşım var İsrail’de, Harel Shachal, beraber çalıyoruz, o da Türk müziğiyle bayağı ilgileniyor. Bir caz programında hocalık yapıyor Tel Aviv’de. Guy Mintus onun öğrencisi. Harel aradı ve, “Çok yetenekli genç bir piyanist var, o da İstanbula geliyor, Türk müziğiyle çok ilgileniyor, seninle görüşmek istiyor.” deyince Galata Kulesi’nde buluştuk Guy’la. Biraz muhabbet ettik, birbirimizin müziğini dinlemek istedik. Guy bana bir kayıt yolladı, bu kayıtta, Muhayyer Kürdi Saz Semaisi’ni piyanoyla çalıyordu. Çok güzel çalıyor, çok şaşırdım. “Benim Kudüs’te bir projem var, çalmak ister misin?” diye sordum. “tabii ki” deyince geldi, çaldı, misafir olarak, güzel bir renk oldu. Sonra okumak için New York’a gitti.
Piyano benim parçalarıma başka bir boyut verdi. Bir sene sonra Tel Aviv’de deniz kenarında buluştuk. Bir proje var kafamda, düet, piano, perküsyon, biraz ut, belki misafir sanatçılar da... Yapalım mı dedim Guy’a. “Tabii ki o senin proje” dedi. Yok dedim bizim projemiz olacak bu. Ben altı albüm yaptım böyle bir şey istemiyorum artık, gerek yok, beraber yapalım. Ama biraz da düşünceliyim tabii; ben 48 yaşındayım, çocuk benden 24 yaş küçük, farklı kuşaklar. Acaba anlaşacak mıyız enerji olarak, ama ben seviyorum böyle zorlanmaları. O Amerika’ya gitti, biz e-mail üzerinden parçalar paylaştık. Karşılıklı liste yaptık. Daha sonra o buraya geldi, stüdyoda dört parça kaydettik. Nardis’te bir konser verdik. Böyle başladı. Amerika’da ve İsrail’de küçük turneler yaptık. Geçen sene tekrar geldi buraya, tekrar konserler yaptık. Studyoya girip, 2 gün içinde canlı kayıt yaparak, misafir sanatçılarla çalıp bitirdik albümü.

İsminiz çok enteresan; Offlines (çizgi dışı). Neden çizgi dışındasınız?
Ortak yaptığımız şarkının adı Offlines. Şöyle doğdu o şarkı. Ben bir perküsyon bestesi yazdım. Guy’a yolladım. Üzerine bir şeyler yazmasını istedim, ki ortak bir şey olsun. Çok enteresan bir şey çıktı bence ortaya.  Gerçekten çizgi dışı bir şey. Bu projede pek çok offlines durum var aslında. Bir caz müzisyen, Ortadoğulu bir müzisyenle buluşuyor. Bu caz müzisyen biraz Türk Müziği ile ilgileniyor, Ortadoğulu da biraz cazla. Benim perküsyon düzeneğim de biraz caz aslında. Caz müzik de mutlaka bas bir enstrüman olur, biz de yok. Normal davul yok. Böylesi bir düet de oldukça farklı. O yüzden dedik offlines koyalım.

Türkiye’de yaşayan bir İsraillisin, Türk müziğiyle ilgileniyorsun. İki coğrafya arasında kültürel köprüler kuruyorsun. Eşin Türkiyeli, çocukların ikisi de. Yani müzik dışında duruşunu da ifade ediyor olabilir bu offlines tanımı.
Aslında, her zaman soruyorlar, ne tür müzik yaptığımı. Türkiye de yaşıyorum, buradan etkileniyorum, farklı müzik, farklı müzisyenler, farklı sokak sesleri falan... Ama aynı zamanda İsrailli bir Yahudi’yim, o mal-zemeleri de kullanıyorum, ama sadece İsrailli ya da Türk de değil. Genç yaşlarda herkesin dinlediği Pink Floyd, Led Zeppelin, David Bovie dinledim, caz dinledim. Önceleri latin perküsyonları sonra darbuka, tef çaldım, sonra ut.

Evde Ortadoğu müziği dinleniyor. Babanla yapılan bir roportaj okudum. Türkiye’ye gelmiş.
İsrail Konsolosluğu çağırdı Babamı, Uluslararası Göçmenler Günü için bir söyleşi yaptı. Babam hukukçu, ama aynı zamanda müzikolog. Bir makam kitabı yazdı 8 senede. 50 tane arap makamı analiz ediyor. Babam ve dedelerim hep makam müziği dinlerlerdi. Ben o zamanlar sevmezdim tabii. Ama ne zaman tef ve darbuka aldım, işler değişti.

Offlines’in repertuvarı biraz eklektik. Biraz keyfi oluşturulmuş gibi.
Doğru söylüyorsun. Pesendide Saz Semai’nin ardından Persuaders geliyor ki dizi müziğidir.  

Özellikle son şarkıyı çok ayrıksı buldum...
Sometimes It Snows İn Winter... Prince’in bu şarkısını 30 sene evvel dinledim. Hep çalmak istedim. Nasıl olur, albüme yakışır mı gibi hesaplar yapmadım. Sadece istedim. Elif Çağlar, Erkan Oğur varlığıyla çok güzel oldu. Son şarkı olunca, ektra gibi düşündük onu.

Kafanıza göre takılmışsınız, güzel de yapmışsınız...
(gülüyor) Çoğu parçayı ben seçtim ama Guy’ın da istekleri oldu. Mesela longa ilk başta çok hoşuma gitmedi, yani güzel bir longa, güzel de çalıyor, ama piyano olunca, emin olamadım. Benim kafam biraz geleneksel çünkü. Longayla piyanoyu buluşturamadım. Sonra tamam dedim madem onu yapıyoruz, Pesendide Saz Semaisini de yapalım. O da offlines, o da çizginin dışında.

İSRAİL’LE PROBLEM VARSA EVDE OTURUYORUM

Kültürler arasında köprü kurma, kardeşlik, dostluk, birbirine saygı gösterme diyebileceğimiz bir mesaj veriyorsun aslında her albümünle, her işinle. Ama bu noktada memleket de, dünya da pek iyi bir noktaya gitmiyor herhalde.
2002'de geldim buraya, benim yolculuğum buradan başladı. Türkiye’yle ilgili sanat yaptım, müzisyenlerle çaldım, projeler yaptım. 2008’de eşimle tanıştım, aşık olduk evlendik. Eşim Türk, Kürt ve Çerkes kökenli. Bir gün bir taksiciyle sohbet ediyorum, taksici “ben Çerkes’im” dedi. “Benim eşim de yarı Çerkes yarı Kürt” deyince taksicinin aniden suratı değişti. Dedi “Allah aşkına bana anlatır mısın, güzelim Çerkes kızını bu Kürtlere nasıl vermişler”.
14 senedir Türkiye’deyim. İki ülke ilişkileri mesela ben gelirken güzeldi. Depremden sonra İsrail geldi, destek verdi. Sonra Erdoğan geldi ve her şey kötü oldu. İyi zamanlarda da kötü zamanlarda da buradaydım, yaşadım hepsini.

Huzursuz etmiyor mu bu iniş çıkış seni?
Ediyor, çok etkileniyorum. Müzisyenim çalmak istiyorum, sanat yapmak istiyorum ama böyle zamanlarda evde oturuyorum. Çünkü biliyorum kimse İsrailli müzisyenin konserine gelmeyecek.

24 MART’TA KALPLER BULUŞUYOR

Gelenekselciyim dedin ama çizgi dışına çıkmayı da seviyorsun. Çelişki yok mu burada?
Bu çelişki de offlines işte. 24 Mart’ta Cemal Reşit Rey’de sahne alacak ‘Kalplerin Buluşması’ tam manasıyla geleneksel bir proje mesela. Yunus Emre şiirleri... onu caz yapmıyorum, istemiyorum bunu. Bana saygısızlık gibi geliyor.

İstersen olur da istemiyorsun...
Olur tabii ama bu proje şairlere saygı göstermekle ilgili. Tasavvufla Yahudi ozanları buluşturuyoruz.
Bolu Abant’a yaptığım bir gezi sırasında orada yemyeşil dağların tepesinde yeralan caminin imamı ile tanışmamla başladı bu serüven ve bugünlere geldi. O günlerde İsrail - Türkiye ilişkileri kötü. İsrailli olduğum için zaman zaman yaşadığım problemleri anlattım imama çay içerken. O da dedi bak Yunus Emre’nin şiiri var,
“‘Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü, Yaradılanı hoş gördük, Yaratandan ötürü’
Daha sonra, Yunus Emre’nin şiirlerini ibraniceye çeviren ‘Aşkın Aldı Benden Beni’ adlı kitabın yazarlarından Denis Ojalyo ile tanışarak araştırmalarımı derinleştirdim. Sufi düşünce temellerinin İspanyol geleneğine olan etkilerini gözlemledim. Bu düşünceden etkilenmiş Yahudi kültüründe derin izler bırakan ve İspanyol geleneğinden gelen birçok seçkin şairin izine ulaşılmış olduğunu gördüm, Tevrat’dan gelen öğretiler ile ortak yönlerini de katarak bu projenin ilham kaynağını tamamladım. ‘Kalplerin Buluşması’:  Bu topraklarda yetişmiş  en sevilen şairlerden Yunus Emre ile İspanyol geleneğinin en büyük şair, filozof Yahudi çağdaşlarını, Sufizm başlığı altında kültürler arası müzikal bir projede buluşturmak istedim.

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Mart 2016 08:30
www.evrensel.net