Kadınlar ikna olmadan Fethiye davası bitmeyecek

Kadınlar ikna olmadan Fethiye davası bitmeyecek

Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar 27 Nisan’da Fethiye’de görülecek olan toplu tecavüz davasının karar duruşmasına hazırlanıyor. Bu davayı tek bir kadının uğradığı münferit bir saldırıdan ziyade, yüz yıllardır kadının uğradığı şiddet, cinayet, taciz ve tecavüzün bir parçası olarak gören kad

BİR DAHA OLMASIN DİYE

Fethiye davasının sonucu nereye varırsa varsın kadınların aklında, vicdanında ve toplumda iz bırakacağını söyleyen Meriç Eyüpoğlu, “Dayanışma halinde olmak bizi güçlendirir. Sonuç ne çıkarsa çıksın yargılama sürecinin bilfiil kendisinin önemli olduğunu bilerek bu davalarda olacağız. Dayanışma çok önemli” diyor.

Davanın usulen sona ereceğini ancak kadınlar “bitti” demeden davanın sona ermeyeceğini dile getiren Devrim Avcı ise “böyle bir toplumda yaşadığımız sürece birgün Fethiye olur, yarın başka bir il olur. Dolayısıyla bunların olmaması için mücadele ediyoruz” dedi.

FETHİYE’DE ÇOK OLALIM

Türkiye’de 4 saatte bir kadının tecavüze uğradığına dikkat çeken Nebat Bukrek, “Bunlar basına yansımıyor, yansıyan da ender. Tecavüzcüler hakkında dava açılanı ise daha da ender” diye konuştu. Bu nedenle Fethiye davasının aynı zamanda yüzyıllardır kadına yönelik süren tacizin tecavüzün de davası olduğunu ifade eden Bukrek, davanın yine aynı nedenle tüm kadınlar tarafından sahiplenildiğini söyledi. “Karar ne olursa olsun son sözü kadınlar söyleyecek. Biz ikna olmadığımız sürece bu dava bitmeyecek” diyen Bukrek, tüm kadınları 27 Nisan’da yapılacak duruşmaya çağırıyor: “Yaşamın her alanında taciz ve tecavüzle karşı karşıya kalma durumumuz varsa, buna dur demek için gücümüzü birleştirmekten başka çare yok. Bu yüzden Fethiye’de çok olalım. Öylesine çok olalım ki hem tecavüzcülerin yüreği korkudan ezilsin, hem de yargı kadınların yüzyıllardır maruz kaldığı taciz ve tecavüzü yok saymasın." (İstanbul/EVRENSEL)


KADINLAR FETHİYE İÇİN YOLA DÜŞÜYOR

Davanın açılmasını sağlayan kadın dayanışması, davanın her duruşmasında da devam etti. Karar aşamasına gelen duruşmada tecavüz sanıklarının beraat ettirilmesine karşı daha güçlü bir ses çıkarmak için Türkiye’nin her yanından hazırlıklar başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Eskişehir, Kütahya, Denizli, Antalya, Muğla, Aydın illerinden otobüsler kaldırılacak. Davaya gitmek için otobüsler tutan kadınlar, daha fazla kadını Fethiye’ye götürebilmek için dayanışma kartları hazırlayarak davaya gidemeyen kadınlardan da ekonomik destek sağladılar. Çeşitli illerde ve ilçelerde davayı anlatmak için standlar kuran, üniversitelerde “Dava Burada Bitmez, Tecavüzcüler Beraat Ettirilemez” yazılı afişler asan, el ilanları dağıtan kadınlar, mahallelerde de dava sürecini anlatmak ve dayanışma sağlamak için kapı kapı dolaşıyor.  Bu hafta boyunca da çeşitli illerde kadın platformları “bu dava bizim de davamız” demek için basın açıklamaları gerçekleştirecek.

DAHA NE DELİL GEREKİYOR?

Fethiye davasına konu olan tecavüz, 2007 yılında yaşandı. Bir kadın ikisi 18 yaşın altında olan 8 kişinin tecavüzüne uğradı. Yaşanan travmanın büyüklüğü nedeniyle yaşanan olay kadının hafızasından silindi. Aradan 8 ay geçtikten sonra tecavüzcülerden biri bir vesileyle kadına telefon açınca, olay yeniden canlandı. Psikolojik desteğin ardından olayı tam olarak hatırlayan kadın, bunun üzerine yasal yollara başvurdu ancak her aşamada engelle karşılaştı. Tecavüzcüler ilçenin tanınan, eşraf diye nitelendirilen kesiminden olduğu için “özensizlik” soruşturmadan delillerin toplanmasına kadar her aşamada kendini gösterdi. Ve savcılık takipsizlik kararı verdi. Bu karar Adalet Bakanlığı tarafından bozuldu, çünkü elde Adli Tıp’ın tecavüze uğrayan kadın için verdiği rapor gibi güçlü deliller vardı. Bunun üzerine dava yeniden açıldı. 

Dava ve delillerle ilgili konuşan Avukat Devrim Avcı, “Savcılık makamı ve mahkemenin daha ne delili istediğini biz de bilmiyoruz. Bu tür suçların delilinin görgüye dayalı olması imkansız. Ama Adli Tıp’ın raporu var. Bunun yanı sıra tecavüzcüleri yalanlayan cep telefonları kayıtları var. Olay tarihinde aynı bölgeden yapılan pek çok arama var ve bu kadının ifadesini doğruluyor. Bilirkişi ve uzmanların tanıklıkları var. ‘Daha ne delil gerekir’ derseniz bu sorunun yanıtı yok” diye konuştu.

Tecavüz davalarının tümünde yaşanan zorlukların Fethiye davasında da yaşandığını anlatan Meriç Eyüpoğlu ise şunları dile getirdi: “Tüm örneklerde kadının kıyafeti, oturması kalkması, gece dışarıda olması, söyledikleri söylemedikleri hep gerekçe gösteriliyor. Bu cinsiyetçi tutumu kadın cinayetlerinde de görüyoruz. ‘Yardım istedin mi, sana saldırırken imdat dedin mi? Niye hemen savcılığa gitmedin?’ gibi sorular hep soru işaretleri sayılıyor ve haksız tahrik indirimleri devreye giriyor. Özellikle tecavüz davalarında kadınların şikayet etmesi zaman alıyor. Bu çok anlaşılır. Ancak elde deliller olduğunda da aynı tutumla karşı karşıya kalabiliyoruz.”

VAHŞET VARSA MANŞET VAR!

Kadınlar, bu tip davaların basına daha doğrusu burjuva basına yansıma şeklinden de şikayetçi.

Bu tür olaylarda tecavüzcünün adı sanı kullanılmazken, tecavüze uğraşan kadının fotoğraflarının yayınlanarak afişe edilmek istendiğini anlatan Nebat Bukrek, “Mağdur olan kadının daha çok mağdur eden bir hat izliyorlar. Burada da böyle bir durumla karşılaştık. Basının özellikle kadın arkadaşımızın peşine düştü, ismini almaya çalıştı başka türlü basına yansımaz dendi” diye konuştu.

Meriç Eyüpoğlu ise bu süreçte gazetelere ve internet sitelerine tekzip metinleri göndererek geçirdiklerini, “Bu haberi çıkarın, bu fotoğrafı çıkarın” dediklerini aktardı. Özensiz davranıldığını ve bu tür olayların pornografik malzeme olarak sunulduğunu ifade eden Eyüpoğlu “Bunun da çok kolay aşılmayacağını biliyoruz. Birkaç kişinin yazı yazma dilinden kaynaklanmıyor medyaya sirayet etmiş kültürden kaynaklanıyor” dedi.  Devrim Avcı ise yaşanan olaylarda mağdur olan kadına sürekli olarak “evden kaçan”, “kocasına karşı çıkan”, “gece dışarıda dolaşan” gibi sıfatlar eklendiğini dile getirerek, “Bu sıfat şiddeti, cinayeti, tecavüzü haklı gösteren ve haksız tahrik indirimi için ortam hazırlayan malzeme olarak kullanılıyor” dedi. Özellikle cinayet haberlerinde vahşetin dozu büyüdükçe haberin manşet olduğunu, basit görülen şiddet haberlerinin ise küçük görüldüğünü anlatan Avcı, bu tutuma tepki gösterdi.

www.evrensel.net