Antidepresan değil birlikte ve kararlı bir mücadele

Antidepresan değil birlikte ve kararlı bir mücadele

İsmail İNAN
ODTÜ/Ankara

İstatistiklere baktığımızda görüyoruz ki antidepresan ilaç kullanımı hem dünyada hem de ülkemizde ciddi bir oranda artmış durumda. Orta ve ileri yaşlarda antidepresan kullanımının yüksek olmasının yanında genç yaşlarda da kullanım düzeyi yüksek ve artmakta. Hatta o kadar yaygın bir durumda ki çocuklar içinde dahi kullanımı belirli bir seviyede. En son istatistiklere göre Türkiye’de her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor.
Şöyle bir baktığımızda gençler daha çok “hafifleme, rahatlama” için antidepresana başvuruyor, özellikle daha stresli olduğu sınav dönemlerinde. Elbette sınav dönemlerinin geleceğimizi kurtarmak adına ne denli önemli olduğu açıktır! Sadece sınav dönemleriyle de sınırlı değil elbette. Günümüzde stresten uzak durabilmek neredeyse imkansız olduğu için her an her durumda antidepresan kullanımı gerekli görülebiliyor. Tabii burada diğer bir ayağı da unutmamak gerekir. Kimi durumlarda terapi uygulamak daha sağlıklı olabilecekken devletin politikaları nedeniyle çoğu hasta bu geçiştirici yöntem olan antidepresana yönlendirilmekte. Antidepresan dışında daha sağlıklı bir tedavi almak isteyen hastalar da kendi maddi yeterlilikleri ölçüsünde diğer olanaklara kavuşabilmekte.
Peki antidepresan bireyin stresten uzakta durabilmesini sağlayabilir mi ya da çözüm bu mudur? Şöyle son birkaç ayı hızlı bir şekilde gözümüzün önüne getirirsek savaşın, patlamaların, ölümlerin içinden geçtiğini göreceğiz. Ne var ki bu patlamalar, bu savaş hali dışarıda bir yerde değil hayatımızın tam da içinde meydana geliyor. Eskiden yine böyle politik atmosferin daha sıcak olduğu dönemlerde anne-babamız bize “Dışarıda kendine dikkat et” gibi nasihatlerde bulunurlardı. Ancak bugünkü durumun farklı bir yanı vardır, o da artık böyle bir dikkat etme çabasının herhangi bir anlamı kalmadığıdır.Öte yandan ekonomik sıkıntılar ve hayatın pahalı oluşu. Bu durum da her geçen gün ağırlaşan ve baş etmesi iyice zorlaşan bir hal alıyor. Yeni yıla girmemizle birlikte yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya, bindiğimiz dolmuşa kadar zam geldi. Seçimlerden önce vadedildiği gibi 400 lira olan KYK burs ve kredileri de hiçbir çözüm olmadı bu pahalılığa ve zamlara.
Durum böyleyken çözümün antidepresandan veya başka geçici yatıştırıcı maddelerden geçmediği açıktır. Ama ne yapmalı? Özellikle biz gençlerin, üniversiteli gençlerin yapacağı ve değiştireceği birçok şey vardır. Hayatımızı boğan ve bizi bu denli köşeye sıkıştıran sınavların veya daha genel ifadesiyle eğitim sisteminin, ülkenin her yerinde ve üniversitelerde de en derinden hissettiğimiz ve birebir yaşadığımız bu savaş halinin, ekonomik zorlukların karşısında biriktirdiğimiz öfke ve sıkıntılarımızı örgütlü bir mücadeleye dönüştürmeliyiz. Bizi daha özgür ve barış içinde bir geleceğe götürecek olan da birlikteliğimiz ve kararlılığımız olacaktır.

www.evrensel.net