08 Mart 2016 04:42

Kadınlara ‘ana dilinde konuşma’ baskısı

Kadınlara ‘ana dilinde konuşma’ baskısı

Paylaş

Şehrivan TORAK
İstanbul

Kürt illerinde 1990’lı yıllarda köylerin boşaltılmasıyla şehirlere göç etmek zorunda kalan Kürt kadınları… Kimi temizlik işçisi olarak çalışıyor. Kimi çocuklarının, eşlerinin satması için, pilavından kabuğunun temizlenmesine kadar midye hazırlıyor. Kimi de sadece ‘eve bakıyor’... Bu kadınlar, göç dışında Türkçe bilmemekte ortaklaşıyor. Zaten bu saikle buluşuyoruz İstanbul’un kenar mahallelerinde yaşayan kadınlarla. Ayrı ayrı açılan kapılarda, her gün giydikleri yöresel kıyafetleriyle karşılıyorlar bizi. Ve Türkçe bilmemenin yaşamlarına kattığı zorluğu Kürtçe konuşarak anlatmaya başlıyorlar. 1990’lı yıllarda bölgede yaşanan savaşın göçe zorladığı kadınlar, yeniden devreye sokulan savaş nedeniyle göç edecek kadınların, aynı kaderi paylaşmasını istemiyor.
Şirin Sayhan 60’lı yaşlarda. Hastane gibi kamu kurumlarında çok zorlandığını söylüyor. “Kürtçe bilenlerden yardım alıyorum” diyor. Sıkıntısı dışarıda da bitmiyor. Ailede de geliniyle ve damadıyla anlaşamadığını anlatıyor: “Türkçe konuşamadığım için insanlar beni eksik bir insanmışım gibi görüyor. Türkçe öğrenmeyi isterdim.”

TAKSİCİ AZARLADI
Kadınlar isimlerini vermekte çekiniyor. Bazıları eşinden, akrabasından çekiniyor. Bazılarının başkaca sebepleri var. O kadınlardan biri Hatice. Bir gün binmiş olduğu taksinin şoförünün sırf Kürtçe konuştuğu için kendisini azarladığını ifade ediyor. Ana dilinden vazgeçmeyeceğini söyleyen Hatice, şu soruyu soruyor: “Neden zorla Türkçe konuşuyoruz ki? Türkler niye Kürtçe bilmiyor.”
Türkçe bilmemek Kürt kadınları için kötü anıları akıllara getiriyor. Temizlik işçisi bir kadın işyerinde yaşadığı sorunu şöyle aktarıyor: “Patron geçen gün bana, ‘Sen Kürtçe konuşma. Sen Kürtçe konuşunca millet, onların hakkında konuştuğunu sanıyor. Türkçe öğren’ dedi. Patron bana haksızlık yaptığında cevabımı veremiyorum.” Aynı kadın dişçide yaşadığı olayı da anlatıyor: “Geçen gün hastanede dişçiye gittim. Dişçi beni azarladı. ‘Dağ başından gelmiş gibisin. Niye Türkçe bilmiyorsun? Bir tercüman bul gel. Ya da başka dişçiye git!’ diye kovdu. Sadece ağlayarak uzaklaşmak zorunda kaldım.”
“Hep böyle şeyler yaşıyorum” diyor kadın: “Hiçbir şeyden haberim olmuyor. Bankaya gideceğim zaman kızımla gidiyorum. Tek başıma para çekmeyi bilmiyorum. Gelen mesajları çocuklarıma soruyorum.”
Geçim sıkıntısı çeken, Türkçe bilmedikleri için çeşitli zorluklarla karşılaşan, toplumda kabul görmediklerini anlatan kadınlar bugünlerde Bölge illerinden göç eden ya da edecek kadınların, onlarla aynı kaderi paylaşmasını istemiyor.

SAVAŞ İSTEMİYORLAR
Kadınlar Bölge illerine yönelik operasyonlara ve sivil ölümlerine de tepki gösteriyor. Devletin sürdürdüğü savaş politikalarına bir an önce son vermesini isteyen Hatice, “Kürdistan’daki savaştan kaçıp gelen komşularımız da bizim gibi iş bulamıyor. İş başvurusuna gittiğimde sordukları ilk soru ‘Nerelisin?’ oluyor. Mardin cevabını veriyorum ve ‘İş miş yok’ gibi cevaplar alıyorum. ’90’larda Kürt halkına nasıl ayrımcılık yaptılarsa, şimdi de yapıyorlar. Mülteci gibiyiz” diyor.
Devletin yıllardır Kürtleri asimile etmeye çalıştığını, halkın tekrar göçe zorlandığını belirten Münire Ata ise şunları söylüyor, “Recep Tayyip Erdoğan bizi talan etti. Sur’da, Silopi’de, Cizre’de ve daha birçok bölgede devlet insanlarımızı öldürüyor.”
1990’lı yılların tekrar yaşatıldığını söyleyen kadınlardan biri de şunları anlatıyor: “Eskiden bunu köylerde yaşatırlardı, şimdi şehirlerde yapıyorlar. İnsanlar kaçmaktan başka çare bulamıyor. Perişan ediyorlar insanları. Ailem orada. Onlar için çok endişeleniyorum. Küçücük yeğenlerim var, silah seslerinden korkuyorlar, ‘Anne gidelim buradan’ diyorlar. Babam 70 yaşında ve o kadar senedir Mardin’de. Hayvanlarına çok düşkün. Hayvanları da çocukları da öldürüyorlar. Komşular bizi, savaşı biz başlatmışız, biz yürütüyormuşuz gibi görüyorlar.”

ÖNCEKİ HABER

Kadının işte adı yok!

SONRAKİ HABER

ATK’den Kurkut raporu: Ölüme neden olan mermi zeminden sekti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa