İstanbul’da kritik İslam Zirvesi: Sisi ve AKP arasındaki  buzlar eriyor mu?

İstanbul’da kritik İslam Zirvesi: Sisi ve AKP arasındaki buzlar eriyor mu?

13. İslam Zirvesi Konferansı, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katılımı ile İstanbul’da gerçekleşecek. Konferansın 14-16 Nisan 2016 tarihlerinde toplanması bekleniyor.
Önce organizasyon ile ilgili kısa bir bilgi verelim; örgüt, Kudüs’te Mescidi Aksa’nın İsrail tarafından yakılmasından sonra Suudi Arabistan’ın el Rabat kentinde 25 Eylül 1969’da kuruldu. İlk konferansını 1970’de SuudiArabistan’ın Cidde kentinde, dışişleri bakanları ile gerçekleştirdi. Cidde’de üye 57 ülkeyi temsilen bir genel sekreterlik binası bulunuyor.

ZİRVEYE MISIR DAMGASI

Zirve ise her üç yılda bir toplanıyor; ortak politik, ekonomik ve sosyal alanlarda uluslararası durumun gözden geçirilmesi ve ‘İslam ümmeti’ üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlıyor. Ama bu yılki zirveye Türkiye ile Mısır arasında gerilen ilişiler damgasını vuracak gibi.
Daha zirveye hayli zaman bulunmasına rağmen iki yılı aşkın bir süredir gergin olan ilişkiler nedeni ile Mısır’ın zirveye katılıp katılmayacağı merak konusuydu. Ancak Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri zirveye katılacaklarını açıkladı. Suudi Arabistan’ın Türkiye ile Mısır arasında donmuş vaziyette bulunan ilişkiler nedeniyle arabuluculuk yaptığı iddialarını ise reddetti.

Rusya al Youm haber portalında yer alan haber analizde, İstanbul’da toplanacak olan zirvenin Mısır ile Türkiye arasında donmuş olan ilişkilerin yeniden kurulması için bir imkan olduğuna dikkat çekildi. İhvan’ın (Müslüman Kardeşler) Mısır devleti ile barışmak istediği ve bu çerçevede İstanbul’da görüşmelerin gerçekleştiği bilgisine de yer verildi.

İSLAM ZİRVESİ BİR ‘FIRSAT’

Amerika’nın Sesi Radyosu’nda, zirve ile ilgili yer alan bir yorumda, İslam Zirvesinin, “Sisi ve Erdoğan’ın yüz yüze görüşmesi için bir fırsat” değerlendirmesine yer veridi. Radyo Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin; 2015’te varılan nükleer anlaşma ile beraber ambargonun kalkmasıyla İran’ın bölgede artan nüfuzundan duydukları endişeye dikkat çekti. 

İSRAİL’E EN BÜYÜK HEDİYE

Öte yandan geçen haftanın en önemli gelişmelerinden birisi de Suudi Arabistan’ın Körfez ülkeleri ile beraber Lübnan Hizbullah’ını “terör listesine” almasıydı. İkili arasında ilişkiler uzun süreden beri özellikle Suriye, Yemen ve Irak’ta yaşanan gelişmeler nedeni ile oldukça gergin. 

Hizbullah’ın Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, geçen haftalarda Suudi Arabistan’ın Suriye’ye karşı bir kara harekatına karşılık “eğer Suudi kuvvetleri girmezse ‘bir bölgede’ zafer kazanırız; ama girmesi halinde ise ‘bölgenin bütününde’ bir zafer kazanırız” demişti. Geçen günler boyunca karşılıklı olarak açıklamalar yapılmaya devam edildi.

Suudi Arabistan’ın bu adımı birçok Arap ülkesinde tepkiyle karşılandı ve “İsrail’e en büyük hediye” olarak nitelendirildi. Tunus Dışişleri Bakanı Hamis el Cehnavi bu beyanın Tunus’un tutumunu yansıtmadığını ifade etti. Cezayir Hükümeti de İsrail işgaline karşı direniş eksenini desteklemeye devam edeceğini belirtti. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra, ülkesinin, Hizbullah'ı Lübnan’da faaliyet gösteren siyasi ve askeri hareket olarak gördüğünü bildirdi. Resmi olarak bu kararın dışında olduklarını vurguladı.


İHVAN MISIR DEVLETİ İLE BARIŞMAK İSTİYOR!

İhab NAFİ
Rusya al Youm

İstanbul İslam Zirvesi, Kahire, Ankara ve “İhvan” arasındaki buzları eritmeyi başarabilecek mi?
İbni Haldun Enstitüsü Kalkınma Çalışmaları Müdürü Sadettin İbrahim, Müslüman Kardeşlerin ve müttefiklerinin kendisinden Mısır devleti ile uzlaşma görüşmelerini yenilemesi talebinde bulunduklarını açıkladı.

Hüsnü Mübarek iktidarı döneminde İhvan ile ABD arasında görüşmelerin başlamasında rol oynayan Sadettin İbrahim’in açıklamaları garip karşılanmadı. İbrahim şuan akademik buluşmalar için İstanbul’a ziyarette bulunuyor. Türkiye’de Mısır’dan kaçan İhvan hareketinin ve müttefiklerinin güçlü liderleriyle de görüşmeler yapıyor. Görüştüğü isimler arasında İhvan hareketinin Genel Sekreteri Mahmud Hüseyin ve Yarının Devrimi Partisi kurucularından Emin Nur da var. 

Sadettin İbrahim 29 Şubat pazartesi günü yaptığı konuşmada İhvan’ın şu ana kadar yaptığı açıklamayı yalanlamadığını belirtti. İhvan ile devlet arasında uzlaşma için girişim olduğunu doğruladı. 

BAŞKANLIK TÜRKİYE’YE DEVREDİLECEK

Gelinen süreçte Türkiye-Mısır ilişkileri hâlâ dondurulmuş durumda. Türkiye önümüzdeki ay Mısır’ın başkanlık ettiği İslam İşbirliği Örgütüne ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin ev sahipliği Suudi Arabistan’ın ve örgütün genel sekreteri İyad bin Emin Medeni’nin çabaları sonucu gerçekleşti. Mısır, Başkanlığı İstanbul’da Türkiye’ye devredecek.

Erdoğan’ın Mısır rejimi ile görüşmek için İhvan’ın liderlerinin ve bir önceki başkanı Muhammed Mursi’nin hapisten çıkarılmasını şart koştuğu ve kendi ifadesiyle “kardeş Mısır halkı ile bir sorun olmadığı” açıklamasından günler sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu havayı yumuşatmak için Mısır’ın İslam Zirvesinde bulunmasının önemine vurgu yaptı. “Mısır’ın İstanbul’daki İslam İşbirliği Örgütü toplantısına katılması uluslararası bir toplantıya katılması olarak anlaşılmalıdır, biz Mısırlı yetkililer ile birçok uluslararası toplantıda buluştuk, bunlar ikili görüşmeler değildir” dedi. Türkiye Dışişleri Bakanı güçlü bir Mısır’ın bölgedeki rolünün önemine dikkat çekti. 

İHVAN ABD’NİN TERÖR LİSTESİNDE

Amerikan Temsilciler Meclisinin, Müslüman Kardeşler’in terör örgütü olarak tanımlanmasını öngören tasarıyı kabul etmesinin üzerinden 24 saat geçmeden Türkiye Cumhurbaşkanlığı İhvan’ın terör örgütü olarak sınıflandırılması konusunda ABD’ye endişelerini iletti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın; “Geçen kırk sene boyunca İhvan herhangi bir şiddet eylemine katılmamıştır” dedi. Bu açıklamalar Çavuşoğlu’nun olumlu açıklamalarını sildi.

İHVAN İÇİN DE, DEVLET İÇİN DE KOLAY DEĞİL!

Esas soruna; İhvan ile devletin barışması sorununa gelirsek... bu durum devlet için de İhvan için de zorluklar içeriyor. Çünkü araya kan girdi. Ve kanın kutsallığı büyük. Bundan feragat etmek hiç kimse için kolay değil. 

İslami hareketler konusunda uzman olan araştırmacı Ahmed Ban, İhvan ile devlet arasında uzlaşmanın iki taraf içinde zorluklar içerdiğini söylüyor; “Devlet,  geçen yıllar boyunca şiddet ve terör eylemleri yüzünden sürdürdüğü kampanyadan dolayı savaşı sona erdirmek için sebepleri meşrulaştırma imkanından yoksun. İhvan’ın da özgürlükleri kelepçe altına almakla, iktidarı çalmakla, kan akıtmakla suçladığı iktidarla uzlaşması zor. Buna rağmen Ahmed Ban hiçbir şeyin imkânsız olmadığına işaret etti. Ve cemaatin tarihi bunun tanığı olduğunu ifade etti. 

Mısır, İhvan, Türkiye ve Katar; dengelerle ilgili hesaplar bağlantılı. Eğer Mısır Türklerle müzakereye alan açarsa, bu, İhvan ve Katar’a alan açacağı anlamına gelir. Eğer bu kapıyı kapatırsa, üçüne de kapatmış olacak. Mısır’ın pozisyonu İstanbul’daki zirvede belli olacak. 


HİZBULLAH SUUDİLERİN TERÖR LİSTESİNDE

Başyazı
Raialyoum

Suudi Arabistan’ın Hizbullah’ı “terörist listesine” koyması şaşırtıcı olmadı. Bu adımı atmasının gerçek sebepleri neler? Ve niçin şimdi? Niçin hiçbir Körfez ülkesi itiraz etmedi? Bir sonraki adım Lübnanlı tüm Şiilerin, Körfez ülkelerinden kovulması mı?

Suudi Arabistan’ın Lübnan güvenlik güçleri ve ordunun silahlandırılması için ayırdığı 4 milyar dolarlık bağışı askıya almasının ve vatandaşlarına Lübnan’a gitmeme çağrısı yapmasının üzerinden iki hafta geçmeden (ardından Körfez ülkeleri de aynı çağrıyı yaptı) büyük ölçüde riskli bir karar daha aldı. Hizbullah’ın bütün liderlerini, örgütlerini ve milislerini “terör listesine” aldı.

Her zamanki adeti olduğu üzere Arabistan, bu kararın münferit bir karar olmadığını ima etmek için, kararı Körfez İşbirliği Örgütü üyeleri adına yayınladı. Örgüt, altı devleti kapsıyor. Toplantı sonrasında veya dışişleri bakanlarının buluşması sonrasında alınmamasına rağmen bu altı ülkeden kararla ilgili herhangi bir muhalefet yapılmadı veya şerh konulmadı.

KÖRFEZ ÜLKELERİ: HİZBULLAH TEHDİT

Bu kararın alınmasına gerekçe gösterilen sebep, Körfez İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Abdullatif el Ziyani’nin ağızdan; “Hizbullah’ın, İşbirliği Örgütü üyesi ülkelerin gençlerinin terörist eylemler için silahlandırması ve düşmanca tutumu, silah ve patlayıcı madde kaçakçılığı, fitne yaymak, kaos ve şiddeti teşvik, egemenlik, güvenlik ve istikrarın apaçık ihlali” olarak açıklandı. El Ziyani “Hizbullah’ın Suriye, Yemen, Irak’taki bütün uygulamaları; uluslararası ilkeler ve etik ile bağdaşmamaktadır ve Arap milletine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır” sözlerini ekledi. 

EMİR VE CAPTAGON HAPLARI

Suudi Arabistan’ın bu düşmanca hamlelerinin arkasındaki en önemli sebep, Lübnan güvenlik güçlerinin Hizbullah’ın talimatıyla bir Emir Abdulmuhsin bin Velid bin Abdulmuhsin’in bir ay önce, özel uçağında ‘Captagon haplarını’ kaçırırken Beyrut hava limanında önce yakalanmasıdır. Bunun yanı sıra Hizbullah’ın Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın basında Suudi Arabistan’a karşı yürüttüğü düşmanca kampanyadır. En son geçen salı günü televizyondan yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ı Yemen’de okulları, hastaneleri, çarşıları ve köyleri bombalayarak katliam yapmakla suçladı. “Suudi Arabistan’ın bu suçlarına karşı artık susmamız mümkün değildir” dedi. 

Hizbullah’tan intikam almak için Suudi Arabistan’ın bir sonraki kararının ne olacağını bilmiyoruz. Ama Suudi Arabistan ve Körfez medyasının başlattığı kampanyaya bakılırsa belki de bu kampanya bütün Lübnanlıların ve özellikle Şii mezhebinden olanlarının kovulması ile sonuçlanabilir. 

İSRAİL’E KARŞI BAŞARILAR UNUTULMAMALI

Arap dünyasında Hizbullah’ın Arabistan’ın, Körfez ülkelerinin ve ABD’nin desteklediği muhaliflere karşı askeri müdahalesi ve Suriye ordusunun yanında çatışmasına farklı bakışlar olabilir. Lakin bu farklı bakış, Hizbullah’ın İsrail işgaline karşı büyük başarılarını görmemizi engellememelidir. Bu başarıların en bariz olanları 2000 yılında İsrail askerinin Lübnan’dan çekilmesi ve 2006’da Temmuz savaşında İsrail ordusunun hezimetidir. 

Müttefiklerinin durumları ve imkanlarını derinlemesine irdelemeden düşman çemberini genişletmek, yapabileceklerinin üstünden yüklenmek, belki de kendilerine ve özellikle Suudi Arabistan’a sürecin sonunda kötü yansımaları olacak.
    

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Mart 2016 00:02
www.evrensel.net