Dini eğitim baskısı, çocukların psikolojisini bozuyor

Dini eğitim baskısı, çocukların psikolojisini bozuyor

Çiğdem KELEŞ
İzmir

İzmir’de ÖVDER’li (Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği) kadın velilerle ve eğitim emekçisi kadınlarla eğitimde muhafazakarlaşmayı konuştuk. Reşit olmayan kız çocuklarının zorla başının kapatılması, okullara zorunlu mescit uygulamalarının sıradanlaştığını belirten veliler, çocuklarının çantalarında başörtüsü bulduklarını, bu dayatmaların çocuklarda psikolojik rahatsızlıklara neden olduğuna dikkat çekti. Hükümetin bu yolla kendisine oy deposu yaratmaya çalıştığını dile getiren veliler ve eğitimciler, gerici müfredat dayatmasına karşı bilimsel eğitim için ortak mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Eğitimde muhafazakarlaşma uygulamaları okullarda çocuklar ve veliler açısından ne gibi sonuçlar doğurdu?
Fatma Gerçek (Veli): Öncelikle 4+4+4’ün uygulanması ile birlikte insanlara seçme şansı tanınmayarak imam hatiplerin git gide zorunlu hale getirildiğini düşünüyorum. Ben de türban takan inançlı biriyim ama inanç manevi bir mesele. Dinini herkes içinde yaşamalı. Herkes inanç konusunda özgür olmalı. Aynı aile içinde bile farklı görüşte insanlar varken herkesin aynı uygulamaya tabi olmasını doğru bulmuyorum. Okullarda küçük yaşta çocukları tamamen dine yönlendiren bir sistem kuruluyor. Bu konuda baskı yapılmasını doğru bulmuyorum. Çocukları baskılayarak onların bakış açısını daraltmanın bir anlamı yok.
Selver Kopan (Veli): Benim 6. sınıfa giden bir çocuğum var. İmam hatiplerin ortaokullarda da açılmasıyla birlikte çocuğumun eğitim gördüğü okulun bahçesinde yer alan iki binanın biri imam hatipe dönüştürüldü. Çocuklarımız için hem sınıf hem de sosyal kültürel faaliyetler için yeterli alan olmamasına rağmen adeta okul içinde okul yaptılar. Bizlerin haberi olmadan çocuklarımız mescit gezilerine götürüldü. Çocuklarımızın çantalarında başörtüsü çıktı. Din dersinde bu başörtülerin onayımız olmadan çocuklarımıza giydirildiğini öğrendik. Ne yazık ki defalarca aynı bahçe içinde, bu yaşta kapalı ve açık öğrencilerin birbirleri ile alaylı ve ön yargılı konuşmalarına şahit olduk. Çocukların birbirlerine karşı yaklaşımları çok olumsuzdu. Yaşanan bu sıkıntıları diğer velilerle paylaştığımızda ne yazık ki bazıları ile karşı karşıya geldik. Okulda topyekün hem çocuklar hem veliler arasında bir kutuplaşma yaşandı.
Hülya Kocabozdoğan (Veli): Çocuğum hiçbir şekilde dini eğitim almak istemiyor. Zorunlu dayatılan dini müfredatın tek mezhepçi ve tek bir anlayışın ürünü olduğuna inanıyor. Eğer ben bu dersi almak zorundaysam neden diğer dinleri de aynı şekilde tüm detayları ve derinliği ile öğrenmiyorum? Neden inanç boyutunda karar bana bırakılmıyor diyor. Çevremde tanık olduğum çok olumsuz örnekler de var. Eğitim hayatı ile ilgili kişisel tercihi gündeme bile alınmayan bir kız çocuğunun imam hatip ortaokuluna kaydının yaptırılmasının ardından, annesinin anlatımları ile çocukta psikolojik rahatsızlıklar ve davranış bozuklukları başladığını öğrendim. Henüz 10 yaşında bir çocuğun bu denli örgütlü bir muhafazakar sistemin içine dahil edilmesi çok üzücü. Bu durumdan en çok etkilenecek olan kesim hiç kuşkusuz kız çocuklarımız olacaktır.
Dilek Ballı (Öğretmen): Cumhuriyetten bugüne kadar zaten hiçbir dönemde bilimsel, evrensel kapsayıcı bir eğitim politikamız ne yazık ki olmamıştır. Buna bir de değişen siyasi anlayışların eğitim sistemini kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmesi eklenince bu durum daha da çekilmez bir hal almıştır. Maalesef bugünün veli profili ve öğrencileri bu anlayışın ürünüdür. İnanç temelli ve aynı zamanda tekçi bir dayatmayla yetiştirilen kuşaklar bugün olduğu gibi her dönemde de kendisi gibi yaşamayanı, düşünmeyeni, inanmayanı yok sayacak ve ötekileştirecektir.
Günay Yakut (Öğretmen): Tek tip, zeki olmayan, sadece biat eden yöneticiler, bir gecede alınan kararlar nedeniyle aklı karışık öğretmenler; (Her gün yeni bir yasa, yönetmelik uygulama) bazen akla ve mantığa sığmayan öğretmeni ilgilendiren ama sorulmayan uygulamalar. Akademik eğitime yönlendirilecekse çocukları yönlendirebileceği düz devlet lisesi veya orta okulu bulamadığından paralı eğitime yönelen veliler. Paralı eğitime gücü yetmiyorsa mecburen çocuklarını imam hatip ortaokuluna gönderen veliler ve giderek muhafazakarlaşan insan tipi. Anlayacağınız sorun çok ve çetrefilli.

‘GERİCİ MÜFREDAT DAYATILIYOR’
Selver Kopan (Veli):
Dini eğitimin ortaokul çağındaki bir çocuk için çok erken olduğunu düşünüyorum. Bu çocuklar henüz soyut ve somut kavramları bile ayrıştıramıyorken, bu kadar soyut ve tek yanlı bir inanç öğretisinin dayatılmasını çok yanlış buluyorum. Farklı inanç gruplarının iradesi yok sayılarak, tek mezhepçi bir yaklaşımla zorunlu din dersleri ve seçmeli ders adı altında gerici bir müfredat dayatılmakta. Tüm velilerin bir araya gelip örgütlenerek ,bu gerici saldırılara karşı mücadele etmesi gerek. Aynı zamanda gerçek anlamda laik, bilimsel ve parasız bir eğitim sistemi için mücadeleden başka yol yok. ÖVDER’li veliler olarak tüm velileri tüm bu saldırılara karşı ortak tutum almaya çağırıyoruz.

ORTAK MÜCADELE VURGUSU
Fatma Gerçek (Veli):
Çocukların bilimsel, çağdaş, kız ve erkek ayırt etmeksizin özgür bir ortamda eğitim almasını istiyorum. Çocukların farklı bakış açısına sahip, yeteneklerinin farkında, daha sosyal, sanata ilgili bir şekilde yetişmelerini istiyorum. Bu nedenle biz velilerin de ülke sorunlarına duyarlı, eğitimle ve gelecekle ilgili yaşanan sıkıntılara karşı ortak çözümler üreten bir irade ile hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

‘HALK BORÇ İÇİNDE, EĞİTİM İSE TİCARİ’
Hülya Kocabozdoğan (Veli):
Bu eğitim sistemi düşünmeyen, sorgulamayan, itaat eden bir kuşak yaratarak ilerde iktidar için potansiyel bir oy kitlesi depoluyor. Okulların idari kadrosu tamamen iktidar tarafından atanmış AKP’li memurlardan oluşmakta. Bir sıkıntı yaşadığınızda gidip sorununuzu anlatabileceğiniz bir idari kadro yok ne yazık ki. Toplumun büyük bir kısmı yoksullukla mücadele ediyor. Halk yoksulluk, işsizlik ve borç içinde. Eğitim gitgide ticarileştiriliyor. Bizler aynı zamanda parasız eğitimin herkes için bir hak olduğu düşünüyor ve bilimsel, parasız, laik bir eğitim sistemi istiyoruz.

‘ANA DİLDE, LAİK, BİLİMSEL EĞİTİM İÇİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE’
Dilek Ballı (Öğretmen):
Eğitim sisteminden tüm muhafazakar ve cinsiyetçi ögeler ayıklanmalı, insanlar inançları ile ilgili eğitimi devletten bağımsız kurumlarda almalıdır. Eğitim ve öğretim, bireyin özgür düşünmesi ve davranmasını geliştirecek nitelikte olmalı, aynı zamanda farklı dillerin öğretimini de merkezine alan, ana dilinde eğitimi hem bir hak hem de bilimsel temelde bir zorunluluk olarak gören demokratik bir içeriğe sahip olmalıdır. Sermayenin ve iktidarın değil, toplumun ve bireylerin ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır. Tüm bu taleplerimizin hayat bulması için örgütlü bir mücadelenin içerisinde yer almalı ve bu mücadeleyi toplumun ezilen diğer kesimlerinin mücadelesiyle de ortaklaştırmalıyız.

‘AKP SARI SENDİKALARLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE’
Günay Yakut (Öğretmen):
Demokratik, bilimsel ve laik eğitim istiyoruz. Taleplerimiz çok net. Eğitim alanında çok fazla sendika var ve her birinin birbirinden farklı talepleri var. Öncelikle güçlerin birleştirilmesi gerekiyor. Varolan hali ile sendikaların  adı var ama bir güç ifade etmiyor. Siyasi iktidarlar önemli politika değişimlerinde bize sorma gereği bile duymuyor. Talepleriniz nedir diye soracaksa bile kendi sarı sendikasına sormakla yetiniyor.

www.evrensel.net