Cizre'de yavaş yürüyen de hızlı yürüyen de tutuklandı

Cizre'de yavaş yürüyen de hızlı yürüyen de tutuklandı

Beyar ÖZALP
Şırnak

Sokağa çıkma yasağı boyunca Cizre’de bulunan Avukat Filiz Ölmez, devletin bu süreçte kentte yaşayan herkesi potansiyel suçlu gördüğünü belirterek, sudan sebeplerle iki yüze yakın insanın tutuklandığını belirtti. Ölmez kentte temel insani ihtiyaçlarının dahi göz ardı edildiğini belirterek, “Yapılan gözaltı ve tutuklamalarda mevcut hukuk sistemine uygun bir yargılama süreci yapılmıyor. Adalet rafa kaldırılmış durumda” dedi.

‘HUZURU DA REFAHI DA DEVLET YOK ETTİ’
Sokağa çıkma yasağı başta olmak üzere, kentteki tüm uygulamaların Anayasa ve mevcut kanunlara aykırı olduğunu belirten Ölmez, OHAL dönemleri ve darbe dönemlerinden daha ağır hak ihlalleri yaşandığını söyledi. Yasak ile birlikte kentte yaşayan tüm canlıların zarar gördüğünü ve anayasal haklara erişimin bütünüyle engellendiğini dile getiren Ölmez, “Kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla hareket ettiğini vurgulayan devlet, başvurduğu şiddet içerikli yasa dışı önlem ve uygulamalarla kentte az da olsa hakim olan huzur ve refahı tamamen yok etti” dedi. Ağır silahların kullanıldığını ifade eden Ölmez, “Ablukaya alınan kentin etrafına konuşlanan tanklarla kent merkezine yoğun top atışı yapıldı. Top atışları neticesinde kentte bulunan hanelerin yüzde 70’i kullanılamaz hale geldi. İnsanlar evlerinden edildi. AİHM’nin Türkiye’yi  mahkum ettiği ’90’lı yıllarda köyden kente göç ettirilen insanlar, bu sefer kentlerinden başka şehirlere göç ettirildi” dedi.

İNSANLAR HASTANE YERİNE CEZAEVİNE GÖTÜRÜLDÜ
Kişi güvenliğinin kalmadığını vurgulayan Ölmez, bu savaş şartlarında yapılan gözaltı ve tutuklamaların adil yargılama ilkesine uygun yapılmayarak, vatandaşların büyük bir kısmının makul şüpheli, yahut potansiyel suçlu görüldüğünü, dolayısıyla masumiyet ilkesi ve suçların şahsiliği ilkelerine uyulmadığını belirtti. Hiç bir gerekçe gösterilmeden yurttaşların keyfi şekilde alıkonduğunu hatırlatan Ölmez, şu ana kadar kentte 500’e yakın yurttaşın gözaltına alındığını ve bunlardan en az 200’ünün tutuklandığını belirtti. Tutuklananlar arasında 40’a yakın yurttaşın saldırılar yüzünden yaralanan yurttaşlar olduğunu dile getiren Ölmez, “İnsanlar hastane yerine cezaevine götürüldü” dedi.

TUTUKLAMA KARARLARI ÖNCEDEN ALINIYOR
Ölmez, “Katıldığımız yargılamalarda hiç bir delil olmaksızın insanlar tutuklanıyor. Örneğin bir yurttaş sırf hızlı yürüdüğü için, başka bir yurttaş yavaş yürüdüğü için, başka biri korktuğu için tutuklanabiliyor. Evinden alınan çok sayıda yurttaş sosyal medyada paylaştığı bir yazı veya bir fotoğraf yüzünden örgüt üyesi sayılıyor. Mahkemede yaptığımız savunmalar ve delil yetersizliğiyle tutuklamanın önüne geçemiyoruz. Zira çoğu şüpheli hakkında duruşmadan önce karar verilmiş oluyor. Örneğin geçen gün sorgusuna katıldığım bir müvekkil, bana savcının kendisine 100 avukat getirsen de seni kurtaramaz dediğini ifade etti” şeklinde konuştu.

‘GÖZALTINDAKİLERE İŞKENCE YAPILDI’
Gözaltına alınan yurttaşların birçoğunun işkenceye maruz kaldığını söyleyen Ölmez, “Emniyette tutulurken veya rapor için hastaneye götürülürken darbedilerek, hakarete maruz kalmaları raporlara yansımadı. Psikolojik baskı yüzünden yurttaşların birçoğu bunu bizden bile gizliyor” dedi. Zorunlu müdafilik hallerinde bile avukatsız ifadeler alındığını ve gıyapta yapılan hukuka aykırı kimi teşhislerin şüphelilere rızaları dışında imzalatıldığını belirten Ölmez, “İfade ve sorgu esnasında kullanılan yasak tekniklerle baskı sonucu alınan ifadelerin bir çoğunda, bu durumdan kurtulmak isteyen yurttaş işlemediği suça iştirak ettiğini beyan edebiliyor ya da imzalattırılan belgelerle başka masum yurttaşları suçlayabiliyor. Misal sorgusuna katıldığımız kronik hasta bir müvekkilimizin dosyasında onlarca detaylı teşhisin yer aldığını görünce teşhisin ona ait olup olmadığını sorduğumda bana verdiği yanıt, ‘Avukat hanım bana bir takım isimler soruldu, ben de yalnızca tanıdığımı söyledim’ oldu. Oysa teşhis tutanağında sağlık çalışanı arkadaşımız Aziz Yural’ın dahi örgüt üyesi olduğu ve çatışmada vurulduğu yer alıyordu” dedi.

İFADE İŞLEMLERİ AVUKATSIZ YAPILDI
Sokağa çıkma yasağı süresince avukatların Emniyet Müdürlüğüne ve Adliye binasına gitmelerinin çok zor olduğuna dikkat çeken Ölmez, “Avukatların ifadeye katılmaması için yoğun bir çaba gösterildi. Örneğin şartlar bilinmesine rağmen çoğu ifade gece 03.00’e bırakılıyordu. Şebekeler kesildiği için gözaltındaki yurttaşların avukatlarını araması mümkün olmuyordu. Savcılarla aynı kamu hizmeti gören avukatların korunması ve görevlerini icra etmesine destek olacak fiziki imkanların sağlanması emniyet mensuplarının inisiyatifine bırakıldığı için çoğu duruşma ve ifade verme işlemi avukatsız yapıldı” diye konuştu.

www.evrensel.net