28 Şubat 2016 08:16

imc TV’nin fişini çekmek: Müzakereye topyekûn savaş

Paylaş

Fatih POLAT

imc TV’nin ekranının karartılmasına giden süreç, bir anlamda göstere göstere geldi.

İktidarın tabancası gibi davranan Sabah gazetesinin, “Yargı PKK kanalları için de harekete geçsin” başlığı ile sunduğu haber, bu açıdan açık bir işaretti. Haberdeki dilin, habercilik ile hiçbir alakası yoktu ve kavgada söylenmeyecek laflarla imc TV’yi hedefe koyuyordu: “Mahkeme kararıyla FETÖ’nün içinde Samanyolu TV’nin de bulunduğu 13 kanalı Türksat uydusundan çıkarıldı. Fakat terör örgütü PKK’ya yakın kanallardan olan İMC TV halen Türksat üzerinden yayın hayatını sürdürüyor. Terör propagandası yapan İMC TV’nin aynı kararla Türksat uydusundan çıkarılması bekleniyor. PKK propagandası yapan İMC TV’nin halen yayında olmasına sosyal medyadan da tepkiler gelmeye devam ediyor. Çözüm sürecinin durmasının ardından ve 1 Kasım seçimleri sürecinde her gün PKK lehine yayın yapan İMC TV, Türkiye Cumhuriyeti ve güvenlik güçlerine karşı alçakça kara propaganda yürütmüştü. Medya ve siyaset çevrelerinin de desteğiyle bu alçaklığı sürdüren kanal, basın özgürlüğüne sığınarak terör propagandalarına devam etmişti.” ( 15/11/2015)

Aynı haberde benzer söylemlerle Özgür Gündem’in de kapatılması talep ediliyordu.

Sabah Gazetesi, MİT TIR’larıyla ilgili haberinden ötürü cezaevine konulan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar için de, “Can Dündar o manşet için rüşvet almış” başlığı ile doğrudan hüküm veren bir haber yayınlamış, bu hüküm verici başlığın altında ise “öne sürüldü” diye biten cümlelere yer vermişti: “MİT TIR’ları kapsamında tutuklanan Tuğgeneral Hamza Celepoğlu’nun avukatının da aralarında bulunduğu 4 avukat hakkında gözaltı kararı verildi. Şüpheli avukatların, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a ait olduğu iddia edilen bir evi, MİT tırlarına ait görüntüleri yayınlaması karşılığında fahiş fiyatla satın aldığı öne sürüldü.” (17/2/2016)

Can Dündar, hemen ardından yayımlanan yazısı ile bu iddiaları tamamen çürüttü. Ama zaten, Sabah’ın hem imc TV haberine, hem de Can Dündar haberine bakıldığında ortada bir “kötü yayıncılık” sorunu olmadığı, doğrudan operasyonal amaçlı bir gazetecilik yapıldığı görülecektir.

‘EKARTE ETME’ PLANI DEVREYE SOKULDU

Sabah’ı harekete geçiren siyasi aklın ve o dilini belirleyen motivasyonun kaynağı nedir diye sorduğumuzda ise, kamuoyuna ‘çöktürme planı’ diye yansıyan planı görüyoruz. Eylül 2014’te Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nca hazırlanarak Genelkurmay Başkanlığına sunulan ve “Genelkurmay Strateji Plan Dairesi, Strateji Şube Müdürlüğü”nün “Çöktürme” planı adını verdiği “gizli” ibareli eylem planı hazırlandığı iddia edilmişti. O planın bir maddesinde şöyle deniliyordu: “Med Nuçe, Sterk TV, Newroz TV, Ronahi TV, MMC TV, DİHA, Özgür Gün TV, İMC TV kanalları ve Özgür Gündem gazetesinin ekarte edilmesi, yasal dayanaklardan yoksun bırakılması acilen gerekmektedir.”

Ve, Sabah’ın yayınlarıyla yol vermeye çalıştığı bu “ekarte” etme planı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Türksat Genel Müdürlüğüne gönderdiği bir yazıyla hayata geçirildi. Türksat, Başsavcılığın kendisinden talep ettiği imc TV’nin Türksat uydusundan çıkarılması talebini hemen yerine getirdi. Bir mahkeme kararına bile gerek duymadan bir ticari ilişki bu kadar basit bir biçimde sonlandırılabildi.

BAŞARILI, ÖDÜLLÜ HABERCİLİK

imc TV’nin kapatılmasının nedenleri çeşitli boyutlarıyla analiz edilebilir. Kobanê süreci boyunca sınır hattındaki haberciliğiyle göz dolduran kanalın muhabir ve kameramanları bu nedenle ödüle de değer görülmüştü. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’ne geçtiğimiz yıl Görüntülü Haber Ödülü dalında, imc Tv Muhabiri Saadet Yıldız ile Kameramanı Refik Tekin’in, ‘Canlı Yayında IŞİD’in Sınır İhlali’ adlı haberi değer görülmüştü. Saadet Yıldız ve Refik Tekin, öğlen saatlerinde IŞİD üyesi bir grubun tren rayı hattındaki bir köprünün altından Suruç’tan Suriye’ye geçişini görüntüledi. Geçidin yaklaşık 200 metre solunda Türk Silahlı Kuvvetlerine ait iki zırhlı araç ve Türk bayrağı yer almasına rağmen yapılan bu geçiş, imc TV’de 1 Ekim 2014 tarihinde canlı olarak yayımlanmıştı.

imc TV’nin ödüllü kameramanı Refik Tekin, son olarak da Cizre’de görevi başındayken zırhlı araçtan açılan ateş ile vurulmuş ve yaralı haldeyken de kamerasını kapatmadan polisin siviller üzerindeki zulmünü görüntülemeye devam etmişti.

Bu başarılı haberciliğin iktidarın fazlasıyla canını sıkmış olduğunu tahmin etmek zor değil. imc TV’nin fişinin çekilmiş olmasına neden olan diğer temel gerçeklik ise ‘müzakere’ seçeneğine karşı açılmış olan topyekûn savaştır.

imc TV, kendisini ‘müzakere’ zeminini inşa etmek ve güçlendirmek üzerine kuran bir kanaldır. ‘Gündem Müzakere’ diye temel bir programı da bulunan kanalın toplam yayıncılığının manifestosu budur aslında.

Bir başka kanalın daha doğrudan ifade ettiği bir iddiayı, imc TV’nin ‘iddia edildi’ diye sunmasında bile kendisini konumlandırdığı bu alanın hassasiyetleri belirleyicidir. Dolayısıyla tam da bu nedenle, imc TV ekranını karartmak demek, devletin ‘müzakere’ seçeneğine karşı bugün topyekûn olarak savaş açmış olması demektir.

Evrensel’in de aralarında bulunduğu 120 twitter hesabının engellenmesine yönelik karar da, aynı topyekûn savaş politikasının başka bir sonucudur. Önümüzdeki günlerde başka benzer sonuçları ile de karşılaşmamız muhtemeldir. Bu topyekûn savaş anlayışına da ancak topyekûn mücadele ile karşı durulabilir.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Koca çınarın gölgesi: 5 kitapta Yaşar Kemal

SONRAKİ HABER

Ukrayna’nın dolaylı kuşakkırımı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...