1. Uluslararası Antalya Sinema Günleri başladı

1. Uluslararası Antalya Sinema Günleri başladı

Gonca GER 
Antalya

Antalya Sinema Derneği ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği 1. Uluslararası  Antalya Sinema Günleri başladı. Türkiye ve dünyadan çok sayıda ödüllü kısa filmin seyirciyle bulaşacağı festivalde, uzun metraj kategorisinde “Neden Tarkovski Olamıyorum” filmi gösterildi. Filmin yönetmeni Murat Düzgünoğlu, gösterimin ardından seyircilerin sorularını yanıtladı. 

‘GELECEK KARANLIK GÖRÜNÜYORDU’

Düzgünoğlu: “8 sene öncesine dayanır aslında hikaye. Bir televizyon kanalı için ucuz türkü filmleri çekiyordum. O süreç beni yazmaya itti. Olmak istediğim yerle olduğum yer arasında uçurum hissediyordum. Bunca yıl boşuna mı sinema okudum dedim. Biraz da gelecek karanlık görünüyordu. Kendimden de umudum yoktu. Arkadaşlarıma şaka yapıyordum; ‘neden Tarkovski olamıyorum, bir Tarkovski’nin arkadaş çevresine bak bir de benimkine bak’ diye. O kara mizahtan çıktı aslında hikaye ve yazmaya başladım.” dedi.

Filmdeki Bahadır karakterinin kendi hayatından da izler taşıdığını söyleyerek: “Bahadır karakterinde kendimden parçalar oldukça fazla. Kendi duruşlarım, kafa karışıklıklarım, gidişlerim gelişlerim var. Bahadır’ın çevresindeki kişiler, iş, aile, arkadaşlık ilişkileri gibi bir çevrenin içinde yaşadım. Tabi ki birebir uyuşmayan, değişen sahneler var ama genel olarak uyuşuyor. Yönetmenin içinden geçmeyen bir duygunun, seyirciye de geçmeyeceğini düşünüyorum.” dedi.

‘İNSANIN DİBE VURMASI BENİM İÇİN HAYIRLIDIR’

Filmi yapmaktaki temel nedeninin sinemayla bir şeyler yapma arzusu ve başarısızlık hissinin yarattığı öfke olduğunu belirten Düzgünoğlu: “Biz bir şeyler yazarız ve fikirlerine değer verdiğimiz birilerine hevesle okuturuz. Derinliğin, yeteneğin, hayat algısının beğilmesini isteriz. Ama beğenilmez. Yapı çöker. Sonra ordaki çökme, dibe vurma anı aslında benim için temel itici güçtür. Bu filmin finali o yüzden benim için çok umutlu bir final. Çünkü insanın dibe vurması benim için hayırlıdır. O durumda bende kısa bir depresyonla beraber, öfke de oluşuyor. O zaman tekrar üretebilme gücü, yeniden yazma, deneme gücü oluşuyor ve insan ben niye böyle yanlış yaptım, olmayan ne? sorusunu sormaya başlıyor. Bu soruyu sorunca sadece sinemaya dair şeylerle değil, karekterimizle de yüzleşmeye başlıyoruz.” diye belirtti.

Bundan sonra yapacağı yeni filminde izleyeceği yolu anlatan Düzgünoğlu: “Filmin merkezinin üstünü örtüp aynı zamanda da karakteri karmaşıklaştırmak  ama bunu da sade bir dille yapmak, yürümek istediğim yol. Daha sade bir yapı ama karakterler daha karmaşık. Çünkü gerçeklikte de insanlar göründüklerinden daha karmaşık. Tek bir duygu hakim değil. İyi sinema eserleri, edebi eserlerde de bu böyle. Bence o yüzden kalıcı oluyor ve hala okunabilir halde.” diye konuştu.  

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Şubat 2016 16:43
www.evrensel.net