Güvencene çok güvenme ‘bana bir şey olmaz’ deme!

Güvencene çok güvenme ‘bana bir şey olmaz’ deme!

Günseli TEMEL UĞUR
SES DEÜ İşyeri Temsilcisi

İş güvencemizin tehdit altında olduğu, müjdeli haberler verir gibi (özellikle kadın çalışanlara yönelik) yapılan her değişiklikle daha fazla esnek çalışma koşullarının yaşamımıza girdiği bir dönemdeyiz. Esnek çalışma süresi, esnek ücret, performans uygulamaları ve keyfi yer değişiklikleri derken memuru ‘memur’ yapan kadro özellikleri değiştirilmeye başlandı.

Adı üstünde, ‘devlet memuru’ dendi mi güven uyandırırdı... Niye? Çünkü devletin memuru… Devlet memuruna sahip çıkamazsa, memuruna güvenceli iş, güvenli gelecek sunamıyorsa memura nasıl güveneceğiz, geleceğe nasıl endişesiz bakacağız, devlete nasıl…

İş güvencesi olmayan bir devlet memuru düşünmek mümkün müdür? Sağlık ve eğitim alanları başta olmak üzere alıştırıldığımız özelleştirmeler sonucu ne yazık ki güvencesizliği düşünmek çalışanlar için çok da ‘olmayacak bir şey değil’. İşsizlik oranlarının, hele de işsiz yüksekokul / üniversite mezunu sayısının giderek artması, atanmayan öğretmenler vs… O halde iş bulduğuna şükretmeli (mi) insanlar.

657’de yapılmakta olan değişiklikler, tüm çalışanlar için genellenemese de bir kısım için, yukarıda sayılan nedenlerden ötürü kabul edilebilir bir noktadadır. Hatta bazılarının daha iyi bir beklentisi de yoktur zaten.

657 kadrosundaki kamu çalışanlarının bir kısmı ise ‘kazanılmış hakkı olduğu’ için asla iş güvencesine bir kayıp gelmeyeceğini düşünür. Ona bir şey olmaz(?)

Ve tüm tehditlerin farkında olup kaygılar taşıyan çalışanların ise bir kısmı “nasılsa engel olamayacağız, o halde bir şey yapmaya gerek yok” diyerek sessiz bekleyişte iken; henüz geniş kesimleri etkisi altına alamayan diğer kısmı da mücadele örgütlenmesi gerektiğini savunmaktadır.

Biz Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi SES İşyeri Temsilciliği olarak ‘Herkese Güvenceli İş, Güvenli Gelecek’ sloganıyla başlattığımız çalışmayı, Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Şube ve hastanemizde taşerona bağlı çalışan işçilerin örgütlü olduğu Sağlık-İş Sendikası’nın temsilcilikleriyle ortak olarak sürdürüyoruz.

KESK ve SES genel merkezlerinden gelen iş güvencesine ilişkin yazılı materyallerin dağıtımı; sendika panomuzun iş güvencesi gündemine uygun yazı ve afişlerle düzenlenmesi, Dr. Erkan Aydoğanoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı ‘İş Güvencesi ve Taşeronlaştırma’ konulu panel ve yemekhane önünde kurulan masada imza toplanması, bilgilendirme yapılması şeklinde yürüttüğümüz çalışmanın ne yazık ki çok etkili olduğunu söyleyemeyiz. Anlatınca bir dolu iş yapılmış gibi gözükse de panele katılan kamu çalışanı sayısı taşeron işçilerin yanında hiçbir şeydi.

Yukarıda bahsedilen pek çok nedenden dolayı memur arkadaşlar (çalışma saatleri ve yoğunluk nedeniyle gelemeyenler hariç) ya panelde bir şey öğrenmeyeceklerini düşündüler ya da konunun muhatabı olmadıklarını... Taşeron işçisi gibi ‘güvencesiz çalışmanın ne demek olduğunu bilmediklerinden mi bu duyarsızlık’ derken amacımız suçu günahı çalışanların üstüne yıkmak değil tabi ki. Bizler sendika işyeri temsilcilikleri olarak neyi eksik, yetersiz yapıyoruz; neyi yanlış yapıyoruz doğru tespit etmek zorundayız.

DEÜ SES İşyeri Temsilciliği olarak yaptığımız toplantıda bu durumu değerlendirdik ve tüm çalışanlara tek tek gitmemizi sağlayacak birim ziyaretleri planladık. Aktif çalışan temsilci sayımızın hastane çalışan sayısına oranla yetersiz olması nedeniyle de SES İzmir Şubesinden destek istedik. Önümüzdeki haftadan itibaren yapacağımız birim ziyaretlerinde hedefimiz; kendini konunun muhatabı saymayanlara durumun vahametini anlatmak, kazanılmış hakları kaybetmeyeceğini düşünenlere Telekom, Sümerbank vb örnekleri, “ne yaparsak yapalım engel olamayız” diyenlere birleşe birleşe kazanabileceğimizi, güvenceli iş gündeminin memur kadrosunda çalışan yüz binlerce kişiyi ilgilendirdiğini anlatmak olacak.

Kıdem, unvan ayrımı yapmadan, o sendikaya üye bu sendikaya üye demeden, oy verdiği partiyi vs. düşünmeden tüm çalışanlara ulaşarak birleşik bir mücadele örgütlemeliyiz. ‘Herkese güvenceli iş, güvenli gelecek’ temel sloganımız olmalı, diğer sendikaları da katabileceğimiz kapsamlı bir çalışma yürütmeliyiz.

Her alanda, hak arama ve demokrasi mücadelelerinin korku ve baskı ile sindirilmeye çalışıldığı bir dönemde sendikal faaliyetlerin yürütülmesi noktasında da zaafiyet ve yetersizliklerin yaşanması doğal karşılanabilir; ancak unutulamamalıdır ki gerilemenin de sınırı yoktur. Çalışanlarla bağlarımızı koparmadan, üyelerimizin karar verme süreçlerinde yer alabildiği, işyeri temelli çalışmalarla güçlü bir emek ve hak alma mücadelesi yürütmek mümkündür. İş güvencesine yönelik talepler ise bu mücadelede birinci sırada yer almalıdır.

www.evrensel.net