24 Şubat 2016 04:19
Son Düzenlenme Tarihi: 24 Şubat 2016 09:22

Salihler değil Hamiler, Onurlar lazım

Salihler değil Hamiler, Onurlar lazım

Paylaş

Mehmet ÖZYAZANLAR
İstanbul

Hata yapan hakemlerin aforoz edilmesiyle futbolun bütün kirlerinden, çürümüşlüklerinden arınıp kurtulacağını sanan ahmaklar sahnede yine...

Hakem hatalarının futbolun parçası olduğunu bir türlü algılayamamaları bir yana, futboldaki sorunların kaynağında hakemlerin yer aldığına inanıyorlar. Bu doğrultuda futbolu kurtarmak adına kolları sıvayıp bir kez daha işe giriştiler!..
Lakin fanatizmle zehirlendikleri ve skor budalası oldukları için nesnel bakamıyorlar, dolayısıyla futbolu kirleten asıl sebepleri görmekten acizler.
Futbolun günümüzdeki icra ediliş biçimiyle ilgili hiçbir dertleri yok, endüstriyel futbola gayet de güzel biçimde uyum sağlamış görünüyorlar. Yeter ki takımları kazansın, şampiyon olsun. İşler kötüye gittiğinde ise bunun sorumlusu zaten daha en başından belli: Hakemler...
Futbolu kurtarmaya soyunmuşlar ama bu oyuna hakem hataları ve mağduriyetle sınırlı daracık pencereden bakmaktan kendilerini kurtaramıyorlar. Ayrıca hakem hataları işlerine geldiğinde seslerini çıkarmıyorlar. Ne şekilde olursa olsun, kazandıktan sonra hiçbir sorun yok elbette!..
Hata yapan hakeme mesleğini bıraktırarak futbolu temizlemeye kararlılar!.. Göz yaşartacak kadar derin bir duyarlılığa sahipler. Bu nedenle onur, gurur, hak, adalet kavramları ağızlarından düşmüyor. Bir yandan, hakemlere ve hakemleri savunanlara, hastalıklı eril zihniyet ürünü sapkın küfürlerle saldırırken diğer yandan onuru, haysiyeti dillerine dolamaları ilginç tabii...

HAKEM HATALARI OLAMAZ MI?
Kazanmak adına, hakemler etki/baskı altına alınabilir. Bunda hiçbir sorun yok. Küfrederek, tehdit ederek, hakemleri korkutmak, sindirmek ve onları hataya zorlayarak kazanmak oyunun bir parçası! Ama hakem hataları asla!..
Hakemler toplu küfürler, hakaretler altında, şımarık ve sahtekar oyuncuları da idare ederek işlerini yapmaya çalışıyorlar. Elbette kişiliklerinin ve öz güvenlerinin sağlamlığına bağlı olarak böylesi ortamlardan etkilenebilirler. Etkilendikleri de görülüyor zaten. Herkesin elinden geldiğince işlerini zorlaştırmaya çalıştığı koşullar altında hata yapmamaları mümkün mü?.. Hangi psikoloji böyle bir işin altından hata yapmadan kalkabilir ki?..
Kaldı ki, geçmiş maçları inceleyen her kulüp, kendisini mağdur pozisyonda gösterebilecek çok sayıda hakem hatası bulabilir. Hakem hatasına maruz kalmamış kulüp olabilir mi?.. Bu gerçeğe karşın, herkes utanmazca bir fırsatçılıkla kendisini mağdur göstermenin ve gelişmeleri kendi çıkarına göre yontmanın peşinde.
Evet, Deniz Ateş Bitnel hakemliği bırakırsa futbolumuz kesinlikle tertemiz olur. Başka ne sorunu var ki futbolumuzun?..
Kışkırtıcılıkta sınır tanımayan yöneticilerin, sığ teknik direktörlerin, sahtekarlığı oyunun parçası haline getirmiş futbolcuların, fanatizmin pençesinde futbolu insani ve sportif değerlerden tamamen soyutlanmış şekilde algılayacak kadar hödükleşmiş taraftarların ve her gün yozlaşmanın yeni örneklerini sergileyen tiksinti verici medyanın futbolumuz için sorun oluşturduğu söylenemez tabii ki!.. Nasıl söylensin ki, onların her biri onur ve erdem timsali olarak ortama ışık saçıyor ne de olsa!..

SALİH DURSUN KAHRAMANMIŞ!
Hakem Deniz Ateş Bitnel’e kırmızı kart gösteren Salih Dursun’u “kahraman” mertebesine yükselttiler!.. Breh breh breh... Salih, Türk futboluna kırmızı kart göstermiş!.. Artık, Türk futbolunda haksızlığa isyanın sembolüymüş Salih...
Coşan coşana, gaza gelen gelene... Bursaspor Kulübü de Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Salih Dursun Trabzonspor’un değil, Anadolu’nun sembolüdür ve artık bizim de evladımızdır” ifadelerini kullanarak genç oyuncuya arka çıktı!.. Araya sıkıştırdıkları, “Anadolu’nun sembolü” ifadesiyle, İstanbul kulüplerinin hegemonyasına karşı ortaya koydukları müthiş(!) tepkiyi de görmezden gelemeyiz... İşte, ülke futbolunun kurtuluşu yolunda atılmış bir büyük ve anlamlı adım daha!..
Beşiktaşlı taraftarlar da Gençlerbirliği karşılaşmasında ellerindeki kırmızı kartları göstermekle kalmadılar, “Futbolun katili Türk hakemleri” gibi zeka(!) fışkıran tezahüratla temizliğe ciddi anlamda katkı sağladılar!..
Zırva halinde ruhsal sıkıntılarını kusan, şimdinin yorumcusu eski hakemlerin çabalarını da unutmamak lazım...
Hakem karşıtlarının oluşturduğu cephenin kararlılığı ve mücadele azmi sayesinde ülke futbolunun pırıl pırıl olacağı günler yakındır!..
Hakemler üzerinden kahramanlığa soyunmak ne kadar kolay. Nasıl olsa arkalarında onları savunacak bir irade/güç yok.
Saha içinde karar verme yetkisi onlarda ancak bu onları güçlü kılmaya yetmiyor. Herkes bunun farkında. Bu nedenle hakemleri etki altına almak için yemedikleri halt kalmıyor.
Futbolcular her kararlarına itiraz ederek, türlü sahtekarlıklar sergileyerek, tribünlere hedef göstererek hakemlerin işini zorlaştırırken, tribündekileri de korkutarak, sindirerek sürekli olarak hakemi etkilemeye, baskı altına almaya çalışıyorlar. Bunlar yetmezmiş gibi teknik direktörler ve yöneticiler de başlarına gelen her olumsuzluğun sorumluluğunu hakemlere yükleyip onları açık hedef haline getiriyorlar..
Hakemlere saldıranlara sormak lazım. “İşinizi yaparken birileri toplanıp size küfür, hakaret etse, sürekli olarak işinize karışsa, dikkatinizi dağıtsa ne kadar verimli olabilirsiniz” diye...

HAMASİ SÖYLEMLERE DEVAM...
Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta da, hazır mağdur olmuşlarken fırsatı kaçırmadı ve çelişkiler, tutarsızlıklar, soyut göndermeler, muğlak ifadeler, hamasi söylemler ve klişelerle dolu uzun bir açıklama yaptı. Taraflı, tarafsız bütün kulüplerin Salih’e sahip çıkması gerektiğini söyleyerek açıklamasına mizah boyutu katmayı da ihmal etmedi... Daha başka neler demedi ki?.. Kendilerine yönelik operasyonlardan, futbol iklimini kirleten kişilerden söz etse ve kapalı kapılar ardında kurulan bütün tezgahları bildiklerini, ilişki ağlarının bütün olup bitenleri çözecek kadar güçlü olduğunu dile getirse de bir tek isim bile vermedi. İsim vermedikten sonra böyle atıp tutmak çok kolay. Varsa bir bildiğiniz ne diye açıkça söylemiyorsunuz ki? İster istemez, “Yoksa bazı bilgiler şantaj pazarlığı olur umuduyla elde mi tutuluyor” sorusu geliyor insanın aklına...
Ayrıca, konuşmasında “medeniyet” dersi verirken, kirli oyunları “tiyatro” ile özdeşleştirerek bu alandaki gelişmişliğini de göstermiş oldu Usta.
Öte yandan devletin spor kanalı gelişmelerle ilgili olarak anket yapıp güya nabız yokluyor. Anketlerde sordukları, “Türk futbolunun temel sorunu hakemler mi?”, “Hakemler maçın skorunu etkiledi mi?” gibi birbirinden salakça sorularla hakemler üzerinden reyting ve tiraj kovalama pespayeliği sergiliyorlar. Kışkırtıcılıkları da cabası.
Hakem hataları üzerinden uyanıkça sergilenen “aklanma” girişimlerine karşın, Trabzonspor Teknik Direktörü Hami Mandıralı ve Kaleci Onur Kıvrak’ın yaklaşımları sayesinde, bu oyunun hâlâ farklı/doğru biçimde algılanıp, icra edilebileceğine dair umudumuzu korumamız gerektiğini anladık.
Bu oyun Salih gibilerle değil, Hami ve Onur gibilerle güzelleşebilir...

ÖNCEKİ HABER

Yaşam kalitesinde Viyana 1., İstanbul 122. sırada

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa