‘Düşünen tohum konuşan toprak’

‘Düşünen tohum konuşan toprak’

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitim hamlesi Köy Enstitülerine odaklanan, arşiv belgeleri, fotoğraflar, kişisel eşyalar ve tanıklıklarla döneme ışık tutan “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954” sergisini enstitülerin kuruluş gün&u

Gülçin Gülan

İsmail Hakkı Tonguç Belgeliği Vakfı iş birliğiyle hazırlanan, küratörlüğünü Ekrem Işın’ın yaptığı, iki ciltlik kapsamlı bir katalog kitap, film ve sözlü etkinliklerle desteklenen “Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954” sergisi, 27 Ekim 2012 tarihine kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda ücretsiz olarak ziyarete açık kalacak.

HEDEF DEMOKRASİ EĞİTİMİ

Açılış öncesi basına sergiyi Pakize Türkoğlu, Özalp Birol ile birlikte Ekrem Işın tanıttı. 1935 yılında yapılan sayıma göre, Türkiye nüfusunun yüzde 80’inin okuma yazma bilmediğine değinen Işın, “Bu, Atatürk’ü en çok rahatsız eden konulardan biriydi. Mevcut 40 bin köyün 31bininde okul yoktu. Köylere ulaşım, okul kurmak, öğretmen göndermek çok zordu. Büyük şehirlerden Anadolu’nun köylerine uzanacak bir eğitim sisteminin arayışları ve uygulama çabaları, Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan’ın büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç’u göreve getirmesiyle başlar, Atatürk’ün ölümünden sonra Hasan-Ali Yücel’in bakanlığı döneminde Köy Enstitülerine kadar uzanır. 1936’da Köy Eğitmen Kursları açıldı. 17 Nisan 1940’ta ise İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde Köy Enstitüleri kuruldu ve köyden alınan çocukların eğitilip tekrar köye yollanarak halkın bu geniş kesiminin aydınlanması hedeflendi. 1946’da dış ve iç baskılarla yavaşlayan süreç sonunda, 1954’te yirmi bir enstitü de kapatıldı” dedi.

‘İş İçin Eğitimde’ başlıklı fotoğraflarda öğrencilerin duvar örüp, bahçe suladığını belirten Işın, bir diğer fotoğraf dizisinin ise Türkiye’nin trajik görüntülerini içerdiğini aktardı.

Serginin konferans, film gösterimi, panel gibi yan etkinliklerle besleneceğini dile getiren Işın, “Bu serginin merkezinde İsmail Hakkı Tonguç gibi büyük bir haysiyet insanı vardır. Bu insanın üzeri toprakla örtülmüş, unutturulmuştur. Bugün bu insanın hakkını vermek vazifemizdir” dedi. Tonguç’un değerini işaret etti.

İŞ İÇİNDE EĞİTİM

Özalp Birol ise, dönemin dinamiğini yansıtan sergiye de vesile olan Ziraatçı Ali Numan Kıraç’ın ölümü üzerine Ahmet Emin Yalman’ın yazdığı yazıyı okudu.

Pakize Türkoğlu mektup üzerine; “Bakın nüfusunun yüzde 80’i köylü olan ülkenin bu işi bilen kıymetli bir elemanını nasıl harcıyorlar. Tonguç’ta, köylünün üretim alışkanlıklarını değiştirerek ülkeyi zenginleştirmek isteyen köy enstitüleri de  böyle harcanıyor” diyerek yapılan kötülüğe dikkat çekti. Tonguç’un dünyanın pahalı ve uzun vadeli hizmeti olan eğitimi kendi imkanlarıyla, kendi uygar ortamında tüketici olmayan eğitimi nasıl başardığını açıklayan Türkoğlu, “Para yoksa bu hangi güçle yaratılabilir? Elindeki bilimdir ve emektir. Batı toplumlarının eğitimi iyidir ama tüketicidir. Bu üretim içinde eğitim yöntemidir. İş yaparken bütün öğrenmeler yapılabilir. Kireç tararken kimya öğretiliyor. Amaç kaliteyi düşürmeden bir hak olarak eğitimi en uçtaki insanlara götürebilmek. Sadece lüks hizmet olmaktan kurtarmaktır. Demokratik eğitim de budur. Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı Türkiye’nin bütün eğitimini ve dünya eğitimini kapsayacaktı” diyerek Tonguç’un getirdiği sistemin bugün ders çıkarılması gereken ip uçlarını verdi. Türkoğlu, Köy Eğitmen Kursları ve Köy Enstitüleri sayesinde, 1946-1947 ders yılı başına kadar 7 bin köyde okul açılmış, 8 bin 500’den fazla eğitmen ve 210 binden fazla öğrencinin yetiştirildiğini hatırlattı.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, ‘Düşünen Tohum Konuşan Toprak: Cumhuriyet’in Köy Enstitüleri 1940-1954’ sergisiyle, yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve demokrasiyi, iyi yetişmiş, nitelikli insan harcıyla şekillendirmeye çalışan cumhuriyet eğitimcilerinin ve özverili çalışmalarıyla, dönemi taçlandıran köy öğretmenleriyle dünden bugüne Anadolu gerçeğini gündeme getirmeyi amaçlıyor. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net