Dikkat de çekeriz, düzeni de değiştiririz!

Dikkat de çekeriz, düzeni de değiştiririz!

Sınavı kazanamıyor, mezun olamıyor, iş bulamıyor, ataması yapılamayanlar, işsizlik, geleceksizlik, kötü çalışma koşulları... Bunlar sosyal bir gerçek! “Dikkat çekmek için intihar ediyorlar” sözü de Bakan Nabi Avcı’nın bu sosyal gerçekliği psikolojik olarak kavrama şekli!

Berrin, Nabi Avcı’nın dikkatini çekmiş midir bilemiyoruz ama binlerce gencin içinde bulunduğu kronik sarsıntı halinde, yüzlerce gencin antidepresan kullanmasında bu eğitim sisteminin, iş ve çalışma koşullarına hiç etkisi yok mudur sormak istiyoruz!

Cumhurbaşkanına bakarsan, bu bohem durumu yaratan gençlerin şiir, edebiyat ve filmlerle kurduğu bağdır! Bu bağ ki onları sigaraya, uyuşturucuya ve bağımlılığa yöneltiyor! Devlet erkinin yaptığı açıklamalar, rotamızın ironi sınırlarını zorluyor. Hangisi gerçek, hangisi propaganda, hangisi Zaytung haber biz de çoğu kez inanmakta, idrak etmekte zorlanıyoruz. Gerçekte olanla, olmuş gibi yansıtılan arasındaki uçurum derinleştikçe, gerçeğin çizgisi de belirsizleşiyor.

GERÇEKTE OLAN NEDİR?

Gerçekte; milyonlarca genç ‘sınavları kaldırıyoruz, dershaneleri kapatıyoruz’ aldatmacası içinde yeniden ve daha fazla sınavla karşı karşıya kalmış! Temel liseler ile 10 bin lira vermeden sınava kimsenin hazırlanamayacağı ilan edilmiştir! Parası olmayan her yoksul çocuğa
dini eğitim reva görülmüş, diğer liselerde ise eğitimin nitelik açısından içi boşaltılarak sadece sınav hazırlığına dönüştürülmüştür!

Gerçekte; daha çocuk yaşta yüz binlercemiz, eğitim almak, ailemizi geçindirmek için çalışma hayatının içinde en kötü koşullarda en ağır sömürü altında çalışma kalıyoruz. Taşeronlaşma ve esnek çalışma bütün çalışma yaşamının ana karakteri olurken patronlar aşırı kar hırsıyla gençliğimizi emiyorlar! Çalışma koşullarının düzelmesi bir yana, giderek daha da ağırlaşıyor. Ücretlerimiz temel ihtiyaçlara yapılan zamlar karşısında eriyor. Her türlü sendikalaşma çabamız ise engelleniyor.

Gerçekte; üniversiteler giderek polis akademisine benziyor. İktidarın ideolojik hegomonyasının propaganda merkezleri yapılmaya zorlanan üniversitelerde her türlü özgürlük askıya alınıyor!

Gerçekte; eşitlik ve kardeşlik diyen Kürt halkının, anadilde eğitim ve statü talebi devlet şiddetiyle ezilirken, Türk ve Kürt gençliğinin yıllardır ısrarla birbirine uzattığı barış ve kardeşlik eli, milliyetçi ve muhafazakar bir söylev altında bir süredir yıkıma uğratılıyor.

Gerçekte; işçi ve emekçileri, milyonlarca genci savaş politikalarına yedekleyenler, ırkçılığı kendi politikalarına dayanak yapanlar, milyonlarca işçinin emeğine el koyarak, daha çocuk yaşta yüz binlerce gencin emeğini sömürerek, zenginliklerine zenginlik katıyorlar!
Gerçekte olan hayatı bize zindan edenlerin, halkları birbirine düşürmeleri, savaştan yıkımdan medet ummalarıdır.

Gerçekte olan her yerde gençliğin artık, adı kapitalizm olan ve milyonlarcamızın emeğini sömürerek bize kan kusturanların düzeninin bizlere verecek bir şeyi kalmamıştır.

Gerçekte yıkıma uğratmak istedikleri bu gerçeğin her gün yüzlerce gencin kafasında bir imkana dönüşmesi, “bu koşullarda eğitim almak, yaşamak ve çalışmak istememesini” ve ne yapacağını tartışmasıdır!
GELECEĞİ KAZANMANIN İLK ADIMI
Bu gerçeğin tartışılması geleceğin kazanılması mücadelesinin ilk adımıdır. Üniversite bilimi, barışı özgürlüğü savundukça, işsizlik ve geleceksizlik karşısında bizler ayağa kalktıkça, sınavsız, parasız üniversite talebimiz liselerde mücadeleye dönüştükçe, insanca bir ücret ve çalışma koşulları için bizler birleştikçe sadece “dikkatlerini çekmiş olmayacağız” Şiir, resim, edebiyat ve filmin yardımıyla onların bağımlı oldukları düzeni de değiştireceğiz!

Gerçeklik bu kez lafta değil ve gerçeğin ters düz edilmesiyle değil, aylardır Renault işçilerinin yaptığı gibi, işçi ve emekçilerin, mücadele eden gençlerin kendi elleriyle yeniden inşa edilecek!

 

www.evrensel.net